Hipnoz Nedir?
Hipnoz Nedir? Hipnoz, çevresel ve de düşüncesel diğer uyaranlardan kısa bir süreliğine uzaklaşarak telkin alabilme düzeyine erişmektir.
Hipnoz tıbbın her alanında tedavi, tedaviye destek, tedavi öncesi ve sonrasında hastanın hazırlanması ve tedavinin devamlılığının sağlanması aşamalarında her hangi bir yan etki olmaksızın kullanılan bilimsel bir yöntemdir.
Son çeyrek yüzyılda psikolojik ve psikosomatik sorunların giderilmesinde geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda tıbbi hipnoz güvenle, kolayca uygulanabilen bir method olarak her geçen gün daha çok hekim tarafından tercih edilmektedir.
Basitçe tıbbi hipnozu tanımlarsak;
Bir gün telefon çalar ve bir arkadaşınız size ;
-yarın bir sınavı olduğunu ve korktuğunu söyleyebilir,
-erkek arkadaşından ayrıldığını ve üzüldüğünü
-bir toplantısı olduğunu ve kalabalığın önünde konuşmaktan çekindiğini ve bu gibi şeyler söyleyebilir.
Sizde ona korkmamasını sınavı veremezse bile hayatında çok bir şeyin değişmeyeceğini,daha önce benzer sınavlara girdiğini ve başardığını, konuları bildiğini ve ona güvendiğinizi, sonucun iyi olacağına inandığınızı yarın sınavdan sonrada iyi haberlerini beklediğinizi ,
Veya ona; erkek arkadaşından ayrılmasının bu kadar üzücü olmaması gerektiğini zaten iyi anlaşamadıklarını, ayrılmayı kendisinin istediğini, kendi verdiği bir karara bu kadar üzülmesinin bir anlamı olmadığını, daha evvel hayatında o kişi olmadan da yaşayabildiğini, dilerse de tekrar beraber olabileceklerini,
Veya ona; toplantıda sadece raporları okuyacağını, hem bunun yazılı bir metinden olacağını veya çok iyi bildiği bir konu olduğunu, oradaki kişilerin de insan olduğunu ve zaten hata yapmayacağını, hata yapacak bir şey bulunmadığını, daha evvel de bu tip konuşmalar yaptığını ve de başarılı olduğunu,yarın toplantıda da başaracağına inandığınızı söylersiniz.
Ona o an göremediği olumlu yönleri gösterir, güç ve güven verir kaygı ve endişelerini yok edersiniz.
İşte çok basitçe tanımlarsak hipnoz bunun daha bilimsel ve de insanı hem bedensel hem de psikolojik özellikleri ile tanıyan hekimin uygun koşullar sağlanarak kişiye daha uygun olarak uygulanmasıdır.
Gene basitçe hipnoz; o kişinin etrafına bir fanus koyarak o an için çevre koşullarından (kapı zili, akşamki yemek, arkadaşına yardım sözü, ev arama problemi ve binlercesi gibi) etkilenmemesini sağlayıp çözümlenmesi gereken konuya odaklanmasını sağlayıp ,ona gerekli aydınlatıcı ve yol gösterici bilgilerin verilmesi olarak tanımlanabilir.
Hipnozun Tarihçesi:
Resim: Rüyalar tanrısı Morfeus’un babası Hypnos’un heykeli
HİPNOZ (Hypnos) kelimesi mitolojiden gelmektedir.
Bu ismi ilk olarak İngiliz Dr.Braid kullanmıştır.
Transa giren kiÅŸinin dışarıdan görüntüsünü “uyku hali”ne benzettiÄŸinden buna hypnosis=HİPNOZ adını vermiÅŸtir.
Yunan mitolojisine göre Hypnose,Nyks(gece)’in oÄŸludur.Morfeus (rüyalar tanrısı) ise Hypnose’un 3000 çocuÄŸundan biridir.
Hypnos da uyku ve düş tanrılarının tümü gibi kanatlıdır.
Hypnos,mitolojide yorgun insanların anılarına sihirli değneği ile değmek, karanlık kanatları ile yelpazelemek ya da bir boynuzdan, kişilerin üzerine uyku verici bir madde dökmek suretiyle onlara uyku verir
Hypnos: mitolojide uykunun kiÅŸileÅŸtirilmiÅŸ ÅŸekli. Gece ile Astreusun oÄŸlu ve Thanatos*un ikiz kardeÅŸi. ÇoÄŸu zaman kanatlı bir varlık olarak tasvir edilir. Karaları ve denizleri hızla aÅŸar ve canlıları uyutur. Efsaneye göre Endymion’a aşık olan Hypnos ona gözleri açık uyuyabilme yeteneÄŸini vermiÅŸti, çünkü sürekli olarak sevgilisinin gözlerine bakmak istiyordu
Hipnozu ilk kez Avusturyalı hekim Franz Anton Mesmer (1734 - 1815) kullanmıştır.
Bilimsel hipnozun baÅŸlangıcı olarak Mesmer’in “Yıldızların İnsan Vücudu Üzerindeki Etkileri” adlı tezinin tarihi olan 1765 senesi kabul edilir.
Mesmer Viyana’da baÅŸarılı olamayınca 1778′de Paris’de bir klinik açarak çeÅŸitli hastalıkları tedaviye baÅŸlamıştır.
Mesmer hipnoz sayesinde histerik kökenli bir çok hastalığı tedavi etmesine raÄŸmen meslektaÅŸları tarafından “ÅŸarlatan” ilan edilerek Paris’i terk etmeye zorlanmıştır.
19. yüzyıl sonunda Liebault ve Bernheim adlı iki hekim Nancy’de histeri ve hipnoz arasındaki iliÅŸkileri inceleyerek histerinin hipnoz altında telkinle ortadan kaldırılabileceÄŸini bulmuÅŸlardır.
Bu görüşleri paylaÅŸan hekimler Fransa’da Nancy ekolü olarak anıldılar.
1880 yılında Fransız Nörolog Jean Martin Charcot da hipnozla ilgilendi ve çalışmaları sayesinde hipnozun normal bir psikolojik hadise olduğu anlaşıldı.
Hipnoz modern tıbbi anlamda ilk kez Jean M. Charcot tarafından 1882 ‘de Fransız Bilimler Akademisinde yaptığı bilimsel bir sunum ile dünyaya tanıtılmıştır.
Onun öğrencisi olan Pierre Janet ise, hipnoz ile çoğul kişilik vakalarının tedavisindeki başarısı ile psikiyatri dünyasına adını altın harflerle yazdırmıştır.

Bugünkü psikoanaliz ve psikoterapi alanlarındaki büyük deÄŸiÅŸimlere neden olacak büyük buluÅŸma Sigmund Freud’un Charcot ile tanışması ile baÅŸladı.
Sigmund Freud
1886 yılına kadar Charcot ile çalışan Freud Viyana’ya döndü ve 1887 yılına kadar hipnoz ve histeri üzerine yaptığı çalışmalar sayesinde psikoanalizin temellerini attı. Tüm bu çalışmaların bir teoriye dönüşmesi Freud’un çalışma arkadaşı Joseph Breuer sayesinde oldu.
Hastalar hipnoz altında iken sorulara açık yanıtlar veriyor ve uyandıklarında rahatlıyorlardı. Arıtma anlamına gelen bu yönteme tıpta “katharsis” (catharsis) denmiÅŸtir.
Hipnozun dereceleri nelerdir?
Hafif Trans: Hipnozun başlangıcında görülür. Hafif bir gevşeme, hafif bir sersemlik halidir. Deneğin gözleri kapandığı halde göz kapaklarında titremeler olur. Deneğin zihinsel faaliyetlerinde zayıflama, kol ve bacaklarda ağırlaşma, fizyolojik faaliyetlerde yavaşlama görülür. Bütün bunlara rağmen deneğin bilinci yerindedir.
Orta Trans: Orta trans safhasında hipnoz hali açık-seçik biçimde görülür. Denek, hipnotizörün sesine tam olarak şartlanır. Duygular hipnozun bu safhasında kesinlik kazanır.
Tam ve derin transta, trans hali bozulmaksızın deneğin gözleri açtırılabilir. Deneğin gözleri açık olmasına rağmen, donuktur. Çevresindeki gürültülerin hiçbirini duymaz. Kendisine hipnotizörün verdiği şekli aynen, bozmadan korur. Deneğin gözlerinin bakışı sabittir. Tam uyuşukluk hali tüm vücuda yayılmıştır. Bu safhada denek üzerinde çeşitli testler rahatlıkla yapılabilir.
Değişik Hipnoz Çeşitleri
KiÅŸisel hipnoz: Bir kiÅŸinin hipnoz edilmesidir.
Grup hipnozu: Birden çok kişinin aynı anda birlikte hipnotize edilmesidir.
Kollektif hipnoz: Kalabalık sayılabilecek insan grubunun topluca hipnoz edilmesidir. Grup hipnozundan farkı, hipnotize olan insanların sayıca farklı oluşudur.
Sosyal hipnoz: Genel olarak toplum baskısı ve kontrolü sonucu ortaya çıkar. Bireylerin toplu olarak uyumlu davranış göstermeleri sosyal hipnozun en belirgin yanıdır. Sosyal hipnozda hipnotizör rolünü toplum liderleri üstlenirler.
Otohipnoz: Kişinin bir başkasına ihtiyaç duymaksızın kendi kendini hipnotize etmesidir.
Yol hipnozu: Özellikle uzun ve düz yolda otomobil kullanan sürücülerin yol hipnozuna girdikleri bilinir. Aşırı yorgunluk, uykusuzluk, sessizlik, trafiğin serbest ve rahat oluşu yol hipnozunun meydana gelmesini kolaylaştırır.
Uyanıkken hipnoz: Hipnozlu kişi, gözleri açık olarak uyuması telkin edilmişse, gözleri açık bir şekilde uyuyabilir.
Sürekli hipnoz: Denek önce derin transa sokulur ve sonra da telkin yapılarak, bu durumun uzun süre sürdürülmesi sağlanır.
Kimler hipnotize olabilir?
Yalnızca gerçek anlamda hipnoz olmak isteyenlerin yaklaşık olarak bu %80′i belirli bir ölçüde hipnotize olabilirler.
Bu bireyin telkin alma derecesine bağlıdır.
İnsanların yaklaşık % 25′i derin hipnoza girebilir.
Zeki ve hayalgücü zengin olanlar çok iyi hipnotize olurlar.
Aydınlar, disipline alışkın kişiler, askerler, hemşireler, sporcular, ilkokul ve lise çağındaki öğrenciler kolaylıkla hipnotize edilebilirler.
Kimler hipnoz olamaz?
5 yaşından küçük olan çocuklarla, 70 yaşın üzerindeki büyüklerin hipnoz olması zordur. Zihinsel herhangi bir rahatsızlığı olan kiÅŸiler, zeka seviyesi (IQ’su) düşük kiÅŸiler, bunaklar, konsantrasyon zorluÄŸu yaÅŸayan kimseler, hipnoz olmak istemeyen, korkan, oto kontrolü elden bırakmak istemeyen kiÅŸiler de hipnoz olamazlar.
Hipnozla ilgili yanlış bilinenler:
-Hipnoz sırasında normal zamanda size yanlış gelen,söylemek istemediğiniz size zarar verebileceğini düşündüğünüz veya yapmadığınız istemediğiniz hiç bir şeyi yapmazsınız.
-Hipnoz bir uyku olmadığı için uyuyupta uyanmamak gibi bir şey yoktur.
Tıpta hipnozun kullanım şekilleri;
-Semptom(belirti- bulgu-problem)bastırmada,
-Semptom deÄŸiÅŸtirmede,
-Semptom gidermede,
-İkna etmede,
-Telkin etmede,
-Motive etmede,
-Özgüven eğitiminde.
-Relaksasyon(gevÅŸeme) eÄŸitiminde,
-İmajinasyon(hayal kurma)da,
-veya yapılan tıbbi tedaviye destek olarak kullanılabilinir.
Hekim olarak
Hipnozu her şekilde ve alanda ne yaptığınızı bilerek ve de hastaya zarar vermemek kaydı ile uygulayabilirsiniz
Hipnoz bir bistüri (neşter) gibidir.
İyi bir cerrah iseniz ;
bistüriyi nerede,
ne zaman,
hangi bistüriyi hangi dokuda
kullanacağınızı bilir,
hastanın problemlerini tedavi edersiniz
Hipnoz nerelerde kullanılır?
Tıpta:
-Cinsel problemlerde,
-Psikiyatride,
-Kadın Hastalıkları ve doğumda,
-Ağrı tedavisinde (algoloji),
-Anestezide,
-Cerrahida,
-DiÅŸ hekimliÄŸinde,
-Hormonal problemlerin bazılarında,
-Kötü alışkanlıkların tedavisinde,
-Çocuk Hastalıklarında kullanılır.
DiÄŸer alanlarda;
-EÄŸitimde,
-Sporda,
-Sanatta,
-Endüstride,
-Askeri alanda,
-Adli tıpta,
Tıpta uygulama alanları;
Cinsel Problemler de hipnozun kullanımı;
Normal cinsel işlev: Kişinin istediği biçimde sosyal çevreye rahatsızlık vermeden cinsel ilişkide bulunmasıdır.
Cinsel problemler üç şekilde bulunabilinir.
-Bedensel
-Psikolojik
-Bedensel+Psikolojik ( Bedensel problemlere eşlik eden veya onların yarattığı psikolojik problemlerdir )
Hastaya yaklaşımda ve tedavide en önemli adım problemin bedensel mi psikolojik mi olduğunun kesin teşhisidir.
Kesin teşhis yapıldıktan sonra hastaya tedavi için yaklaşılabilir. İlgili testlerle sorun fizyolojik çıkarsa ilgili branşlarca tedavi edilir.
Psikolojik vakalarda fizyolojik bir neden olmadığını gösteren testler kişiye psikolojik açıdan da bir miktar iyileşme sağlar.
Cinsel problemler cinselliğin evrelerini hepsinde veya bazı bölümlerinde yaşanabileceği gibi ilişki sonrası kendini kötü, suçlu, pis hissetme gibi şekillerde de ortaya çıkabilir.
Yetersizlik (penis boyu, erken boşalma, vücudunu beğenmeme), kötü hissetme gibi hislerde zaman içerisinde kişiyi cinsellikten soğutur uzaklaştırır.
Bir başka problem ise; pedofili, fetişizm, zoofili gibi cinsel sapmalardır.
ÜLKEMİZDE EN ÇOK GÖRÜLEN ŞİKAYETLER
Kadında;
-İlk ilişki korkusu
-Cinsel isteksizlik
-Zevk alamama
-Orgazm olamama
-Cinsel iliÅŸkiye girememe (Vajinismus)
-Ağrılı cinsel ilişki
Ve ilişki sonrası suçluluk hissidir.
Erkekte;
-Cinsel isteksizlik
-Erken boÅŸalma
-SertleÅŸememe problemleri
-Yetersiz sertleşme - sertleşme kaybı
-Penis boyu sorunları olarak görülür.
Biz cinsel problemlerde hipnozu daha çok davranışsal öğrenmelerle ortaya çıkan yapıları komple düzeltme veya derin bir problem bir belirti olarak ortaya çıkmışsa bu problemi baskılama veya değiştirmeye çalışıyoruz.
Bedensel nedene bağlı olmayan cinsel problemlerin tedavisinde hipnoz uygun koşullar sağlanırsa yüzde yüze yakın başarı sağlamaktadır.

Yorum Yazin
You must be logged in to post a comment.