“Gönüllü Ol, Mutlu Ol”
The Management Centre (Yöneticilik Merkezi), sivil toplum örgütlerinde gönüllülüğü teşvik etmek ve sivil toplum örgütlerini tanıtmak amacıyla, bugün 10’ucu Yıl Parkı’nda etkinlik düzenledi.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Güven ve İşbirliği İçin Hareket’in (UNDP-ACT) iki toplumlu “Gönüllülük Ağı Projesi” çerçevesinde düzenlenen etkinliğe, ikisi Güney Kıbrıs’tan olmak üzere toplam 14 sivil toplum örgütü katıldı. (more…)
[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Sigarayı bırakmak isterken intihara sürüklenebilirsiniz…
Gazeteci sigarayı bırakmak için kullandığı ilacın yan etkisinden dolayı intihar etti.
İngiliz editör Ömer Jama’nın ekim ayında intihar etmesinin ardından Champix ilacını üreten firma hakkında soruşturma başlatıldı.
İngiliz Sky Sports televizyonunda editör olarak çalışan Ömer Jama bileklerini bıçakla kestikten sonra bıçağı karnına saplayarak intihar etti. (more…)
Çocuğunuza arkadaşça davranın
Çocuğa arkadaşça yaklaşmakla arkadaş olmak aynı şeyler değildir. Aşırı otoriter bir anne-baba olmamak yeterlidir. İletişimde seviye bozulduğu ve ciddiyet kaybolduğunda, çocuk hayat boyu sürecek olumsuzluklar yaşayabilir.
Hayatın çeşitli alanlarında bireylerin üstlendiği çeşitli sosyal roller ve kimlikler bulunabiliyor. İşyerinde işçi ya da patron olsanız da evde “evin damadı/gelini” ya da “ana kuzusu” olabiliyorsunuz. (more…)
Soru: Yaşamımda karşılaştığım fırsatları, pozitif değişiklikleri ve aşamaları bozma ile ilgili bir problemim var. Kilo verme, iş fırsatları veya borcun azalması gibi küçük veya büyük başarılara ne zaman sahip olursam, karışık şeyler olacakmış gibi gelir. Aileme başarı korkusuna sahip olduğumu hissediyorlar ve başladığım şeyleri bitiremenin nedeninin bu olduğunu düşünüyorlar. 29 yaşıma merdiven dayadım ve hayatımı dolu dolu yaşadığımı hissetmiyorum. Bu kendi kendini engelleme durumu ile nasıl baş edebilirim?— Sheri
Cevap: İlk olarak, hastalarım ve birkaç ruh sağlığı uzmanı arasında bulduğum sık bir yanlış algıyı açıklamak istiyorum. Sabote etme ve kilo verme konusu hakkındadır. Fakat bu gibi durumda, vücut, doğal veya optimal kilo olarak algıladığını savunmak için tamamen mücadele eder- kilo oldukça ideal kilonun üzerinde olsa bile- veya diyetin uzatmalı yarı açlık durumuna karşı reaksiyon gösterir. Kadınların doğal bir aşamada neyin çok iyi olabileceğini kendi kendilerine kritize etmelerini duymaktan nefret ediyorum.
Söylenen, yaşamınızdaki çoğu şeyin çok karışık olduğunu hissediyorsanız; hedeflerinize bakmanız size yardımcı olabilir tabi onlar gerçekçi olursa( onlara ulaşma girişimiz). Örneğin, kilo veren insanların %100’ü tekrar alıyor ve hatta daha fazlasını bile alıyorlar. Genellikle bu kişilere kilo verme yerine sağlıklı yemek yemeye( sevdiğiniz yiyecekler olduğundan ve belirli ölçüde zararlı yiyecekler olmadığından emin olun) , düzenli egzersiz yapmaya ve kendilerini oldukları gibi kabul etmelerini tavsiye ediyorum.
Aynı şekilde borç konusu hakkındaki konularda bakabilirsiniz. Bütçenizde gerçekçi oluyor musunuz? Kazandığınızdan daha çok daha çok harcıyorsanız, borçsuz kalmanızın bir yolu yok. Masraflarınızı kısmalı ve gelirinizi arttırmalısınız bu yolla yaşamınızı daha düzenli bir hale sokarsınız.
Yaşamımızı sabote ediyormuş veya bazı alanlarda ilerleyemiyormuşuz gibi geldiğinde, hedefimizde neyi elde etmek istediğimizi veya başkarın neyi elde etmek istediğini araştırmak yardımcı olabilir. Örneğin; bir öğrenciyi bir meslek grubuna dahil olmak konusunda desteklemek. Buradaki sorun kişi gerçekten mühendis, doktor veya avukat olmak istemeye bilmesidir. Belki de bu sadece anne veya babasının istediğidir. Öğrenci aslında ressam, aktör, iş adamı veya başka bir şey fakat okulda okuduğu alan değil olmak, isteyebilir. Bu çabalama, öğrencinin içinde yaptığı şeyi sevmemeden, kendini kendini sabote etmeye veya başarı korkusu oluşturmasına neden olabilir.
Kendi kendini engellemenin üstesinden gelmek ve dolu dolu yaşamak için, tam olarak neyi istediğiniz ve uygun koşullar hakkında net olmanız gerekmektedir. Günlük tutarak, arkadaşlarınız veya ailenizle konuşarak kendi kendinizi ifade edebilirsiniz. Başarı korkusuna sahip olduğunuzu hissediyorsanız; “başarının” sizin için ne anlam geldiğini ve başarı ile ilgili her türlü negatifliği düşünün. Danışma, neye değer verdiğinizi ve sizin sizin en anlamlı olan şeyi açıklamanız hususunda size yardımcı olabilir ve hedeflerinize ulaşmanızı sağlayabilir.
Peggy Elam
Soru: 27 yaşında bir erkeğim. Boyum 1.65 ve çok zayıfım. Bu yüzden depresyondayım. İnsanlarla görüşmekten korkuyorum çünkü herkes benimle alay ediyormuş gibi geliyor bana. Bu sorunun nedeninin kökenim olduğunun ve düzelemeyeceğini biliyorum. Fakat benim durumunun bir tedavisi olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Kısa insanların karşılaştığı tipik problemleri ve ileriki yaşlarda ne olacağını bilmek istiyorum.— G.N
Cevap: Korkularınızın yerli olup olmadığını ve durumunuzun tıbbi açıdan tedavi edilip edilmeyeceğini soruyorsunuz. Durumunuz hissettiğiniz kadar kötü olması veya görüştüğünüz her kişinin size gülmesi hususunda şüphe duyuyorum.
Aynı durumda olan bir çok insan kendi dış görünüşleri konusunda çok içine kapanık ve bazılarında ise bu içine kapanıklık çok yoğun olmuş durumda ve bu da diğer insanlarla olan ilişkilerini ve hatta kabiliyetlerini kullanma becerisini bile etkiliyor. Doğru olmamasına rağmen herkesin onlara o gözle baktıklarını hissediyorlar. Düzensiz yemek yiyen kişiler ( pisboğaz) örneğin, kendilerini şişman olarak görürler.—bazen korkunç bir biçimde—( hatta aşırı kilolu insanlar onların çok güzel olduklarını düşünen kişiler ile aşk yaşarlar)
Boyunun tıbbi olarak tedavi edilip edilemeyeceği konusunda şüphe duyuyorum. Bir doktora danışmalısın bir psikologa değil. Fakat duygusal problemlerin veya sosyal zorlukların konusunda psikolog yardımcı olabilir. Psikoterapi süren değişiklik için en iyi bahsin olabilir. Bazen, sizin gibi durumlarda olanlar için anti depresan ve anti obsessiyonel ilaçlar yardımcı olabilir.
Kısa insanların karşılaştığı tipik problemleri ve yaşlanınca ne olacağını sordun. Bazı araştırmalar, uzun erkeklerin kısa erkeklerden iş alanında terfi ile ödüllendirildiklerini ve yükseldiklerini göstermelerine rağmen kısa insanların spesifik problemlerini bilmiyorum. Belki de bu araştırma şişman insanların sıklıkla yaptığı gibi kısa erkeklerin bir ön yargısından ibarettir.
Fakat çok sayıda kısa boylu başarılı erkekler vardır. Michael J. Fox ve Tom Cruise aklıma gelen iki aktör.- ortalama bir erkeğim boyundan daha kısa olan 1.65 boyunda olduklarını düşünüyorum. Tarihten bir örnek
Napoleon Bonaparte, savaşçı ve imparator minik bir figur ve alıngan bir mizaç sahip Napoleon Complex adı verilen bu kısa adam diğerlerine karşı atak yaparak aşağılık duygusunu yeniyordu.
Emin olmam için bir şey daha söyleyebilirim kişilik, zeka, huy, beceri, cömertlik iyi yüreklilik ve diğer bir yığın kişisel özellik, çoğu kadın ve erkek için boydan daha önemlidir- önemli olan duygulardır- bu özelliklerini geliştir ve kişisel yaşamında ve ilişkilerinde daha çok başarı elde edeceksin.
Peggy Elam
Kötü alışkanlıkların tedavisinde;
En yaygın kullanım alanları
-Tırnak yeme,
-Oburluk,
-Sigara bağımlılığında,
-Alkol Bağımlılığında,
-Çeşitli kazanılmış tiklerin tedavisinde
Hipnoz ile tırnak yemekten,aşırı oburluğa kadar bir çok kötü alışkanlıktan kurtulmak ta mümkündür. Devamlı üzüntülü bir karakter yapısı veya huysuz bir şahsiyet nedeni ile uyumsuz olma gibi arzu edilmeyen alışkanlıklar da hipnoz vasıtası ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Alışkanlıkların nasıl düzeltilebileceğinin genel prensiplerini, bu bölümün başında tartıştık. Burada tekrar stressin nasıl azaltılabileceğini gözden geçirmekte yarar vardır. Eğer daha stressli bir hayata doğru gidiyorsanız, bu stressli hayat sizi tüketecektir. Zihninizdeki olumlu düşünceleri silecek , onun yerine olumsuz düşünceleri zihne hakim kılarak, olumlu davranış kalıplarınızı tahrip edecek. Özellikle kendinizi sıkıntı içerisinde hissettiğiniz zaman, aşina olduğumuz savunma mekanizması en rahat bir şekilde duruyormuş gibi görünmektir. Bu davranış modeli hatalıdır. Sonuçta,stresin sebeblerini ortadan kaldırmak yerine onlarla yaşamaya ve şahsiyetinizi onlar var olacak şekilde kilitlemeye başlarsınız.
Hipnoz işte bu anda devreye girerek, size yepyeni bir dünya ve yepyeni çıkış yolları gösterir. Stresten arınmış bir hayat tarzını nasıl kuracağınızı öğrendiniz.
1.OBURLUK
Oburluk, stressli ve gerilimli bir hayatın bireye verdiği hatalı yöneliminden kaynaklanmaktadır. Kişiliğimiz ve savunma mekanizmalarımız, yıllarca süren gelişim evrelerinde davranış kalıpları şeklinde oluşmaktadır. Bunları sihirli bir çubuk ile bir anda değiştirmek veya düzeltmek mümkün değildir. Fakat hipnoz bazı spesifik problemlerin tedavisinde veya çözümünde bize yardımcı olabilir.Mesela oburluğu, tetikleyici bir özelliği olan stressin kontrol altına alınması mümkündür. Şişmanlıktan zayıflığa doğru olarak vücut görünümünüzü değiştirebilirsiniz. Yakışıklı veya güzel bir görünüme bürünebilirsiniz. Kendi kendinize saygınızı yitirmemeniz ve arzuladığınız kişiliğe kavuşabilmeniz için, yemek alışkanlıklarınızı değiştirebilecek iç güçleri harekete geçirebilirsiniz. Bu durumda yeme dürtüsü sadece gerçekten aç olduğunuz dönemlerde sizi uyarır. Sonuçta hipnoz aracılığı ile sizi aşırı yemeye iten eğilimlerinizi bilinç altındaki gerçek nedenlerini ortaya çıkararak, sizin boşalmanızı ve rahatlamanızı sağlar.
Aşırı yeme probleminin tedavisinde şumullü bir program uygulanır. Hipnoz ise bu şumullü programın esas kısmını oluşturmaktadır. Bu programın ihtiva ettiği ana özellikler şunlardır:
1. Düzenli kültür fizik programları,
2. Yemek alışkanlıklarının bir takvime bağlanması,
3. Yemek seçimi, yemek hazırlama ve yemek tüketimi ile ilgili aktivite ve alışkanlıkları ihtiva etmeyen diğer şeylerle uğraşmak.
Oburluğun kontrolünde tedavi edici bir yol olarak hipnotik tedavi başarılı sonuçlara ulaşmıştır. Hipnoz yöntemini kullanmak suretiyle fazla kilolardan kurtulmanın mümkün olduğudur.
2. SiGARA
Sigara içmek genellikle , oburluk alışkanlığından daha kolay bir şekilde üzerinden gelinebilecek bir problemdir. Biz yaşamımızı devam ettirmek için yeriz. Yeme alışkanlıklarının ekserisi çocukluk döneminde edindiğimiz alışkanlıklara bağlıdır. Sigara içme ise diğer bir alışkanlığımızdır. Ancak yaşamımızın devamı için sigara içmek şart değildir. Bu nedenle daha kolay bir şekilde bu alışkanlıktan vazgeçebiliriz.
Çalışmalar göstermiştir ki; Hipnozu kullanarak sigara alışkanlığından vazgeçmek kolayca ve süratli bir şekilde mümkün olmaktadır. Ancak kötü alışkanlığın tekrar gelmemesi için, düzenli olarak, otohipnoz ve gevşeme tekniklerini uygulamanız gerekmektedir.
Otohipnoz esnasında bireyler; soluklarının hoş kokusunu , havanın temizliğini sigaradan önce hissettikleri duygularını tekrar keşfettiler. Bu kişiler zihinsel güçlerini faaliyete geçirerek, sigaradan uzaklaştıklarında oluşacak tüm olumlu şeyleri hissetmeye çalıştılar.
Oburluğun tedavisinde hipnoz toplu bir programın sadece bir parçası idi. Pratik hipnoz çalışmalarına ilaveten, tiryaki asla sigara içmeyeceği yerleri de kafasında canlandırdı. Mesela yatakta,araba kullanırken, telefona cevap verirken,kahve içerken kısacası sigara içmenin arzulanacağı tüm durum ve yerlerde sigara içmemeyi kafasından geçirdi. Tiryakilere, sigara içmeyi arzuladıkları zaman; sigarayı yakmadan önce en az on dakika beklemeleri tavsiye edildi. Bu süre içerisinde sigara içmemeye bağlı, oluşacak tüm olumlu hisleri ve düşünceleri zihninde canlandırması istendi. İşte tüm bu düşünceler esnasında, bilinç altını ve zihnini aktive ederek sigara ihtiyacını doğuran nedenlerin yerine daha sağlıklı ihtiyaçları koyarak gidermenin yollarını bulmalıdır.
3. ALKOL
Hipnoz, alkol tedavisinde de başarılı bir yöntem olarak kullanılmıştır. Los Angeles’te 8. cadde üzerinde hipnoz vasıtasıyle alkolikler tedaviye çalışılmaktadır. Dünyanın bu konuda çalışan belli başlı alkolik tedavi merkezleri de hipnozu kullanmaktadırlar. Topeca ve Kansas’daki klinikler bunlara örnektir. Bu merkezlerde hastalara yeni bir otoimaj verilerek, şahsiyetleri yeniden şekillendirilmektedir. Alkol almadan hayatın nasıl hoş olacağı ve hayattan zevk almanın diğer yönleri otohipnoz teknikleri ile gösterilmektedir.
Konu ile ilgili olarak çeşitli kontrol grupları ile çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalardan biri Wihter Veterans Administration Hospital’indeki çalışmadır. Burada alkol tedavisinde uygulanan 4 yöntem karşılıklı test edilmiştir. Bu yöntemlerden biri de hipnoterapidir. Sonuçlara bakıldığında hipnoterapinin alkol tedavisinde diğer yöntemlere göre % 12 oranında üstünlük gösterdiği tesbit edilmiştir.
İngilizlerin yaptığı bir çalışmada; alkol alımının kontrol edilebilmesi için yapılan çalışmalarda en önemli hususun zihinsel gücün olumlu telkinlere kanalize edilmesi olduğudur. Bu da hipnoterapi ile çok iyi bir şekilde başarılabilmektedir. Burada öyle telkinler veriliyordu ki; hep olumlu zihinsel imajları uyarılıyordu. ” Alkolsüz yapılan her hareket kıymetli ve değerlidir… Rahat ve huzurlu geçen hergünü tam yaşa…Sağlıklı geçirdiğin her gün diğer insanlar içinde onlara bir armağandır…”
Alkolikler incelendiğinde çoğunun spesifik problemler nedeni ile içmeye eğilim gösterdiğini tesbit ederiz. Problemler genellikle ailelerinden, işlerinden veya etrafındakilerden kaynaklanmaktadır. Onlar inkar etse bile ,sıkıntı ve gerginlikler içmeyi tetiklemektedir. Hipnoz işte bu gerilimli insanlara yardım etmede çok yararlı bir yöntemdir. Onların hayatını daha olumlu ve pozitif düşüncelere yönlendirerek hayattan zevk almalarını sağlamak hipnoz ile mümkündür.
Devam edecek
sağlıklı insan = mutluinsan
Hipnoz Nedir? Hipnoz, çevresel ve de düşüncesel diğer uyaranlardan kısa bir süreliğine uzaklaşarak telkin alabilme düzeyine erişmektir.
Hipnoz tıbbın her alanında tedavi, tedaviye destek, tedavi öncesi ve sonrasında hastanın hazırlanması ve tedavinin devamlılığının sağlanması aşamalarında her hangi bir yan etki olmaksızın kullanılan bilimsel bir yöntemdir.
Son çeyrek yüzyılda psikolojik ve psikosomatik sorunların giderilmesinde geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda tıbbi hipnoz güvenle, kolayca uygulanabilen bir method olarak her geçen gün daha çok hekim tarafından tercih edilmektedir.
Basitçe tıbbi hipnozu tanımlarsak;
Bir gün telefon çalar ve bir arkadaşınız size ;
-yarın bir sınavı olduğunu ve korktuğunu söyleyebilir,
-erkek arkadaşından ayrıldığını ve üzüldüğünü
-bir toplantısı olduğunu ve kalabalığın önünde konuşmaktan çekindiğini ve bu gibi şeyler söyleyebilir.
Sizde ona korkmamasını sınavı veremezse bile hayatında çok bir şeyin değişmeyeceğini,daha önce benzer sınavlara girdiğini ve başardığını, konuları bildiğini ve ona güvendiğinizi, sonucun iyi olacağına inandığınızı yarın sınavdan sonrada iyi haberlerini beklediğinizi ,
Veya ona; erkek arkadaşından ayrılmasının bu kadar üzücü olmaması gerektiğini zaten iyi anlaşamadıklarını, ayrılmayı kendisinin istediğini, kendi verdiği bir karara bu kadar üzülmesinin bir anlamı olmadığını, daha evvel hayatında o kişi olmadan da yaşayabildiğini, dilerse de tekrar beraber olabileceklerini,
Veya ona; toplantıda sadece raporları okuyacağını, hem bunun yazılı bir metinden olacağını veya çok iyi bildiği bir konu olduğunu, oradaki kişilerin de insan olduğunu ve zaten hata yapmayacağını, hata yapacak bir şey bulunmadığını, daha evvel de bu tip konuşmalar yaptığını ve de başarılı olduğunu,yarın toplantıda da başaracağına inandığınızı söylersiniz.
Ona o an göremediği olumlu yönleri gösterir, güç ve güven verir kaygı ve endişelerini yok edersiniz.
İşte çok basitçe tanımlarsak hipnoz bunun daha bilimsel ve de insanı hem bedensel hem de psikolojik özellikleri ile tanıyan hekimin uygun koşullar sağlanarak kişiye daha uygun olarak uygulanmasıdır.
Gene basitçe hipnoz; o kişinin etrafına bir fanus koyarak o an için çevre koşullarından (kapı zili, akşamki yemek, arkadaşına yardım sözü, ev arama problemi ve binlercesi gibi) etkilenmemesini sağlayıp çözümlenmesi gereken konuya odaklanmasını sağlayıp ,ona gerekli aydınlatıcı ve yol gösterici bilgilerin verilmesi olarak tanımlanabilir.
Hipnozun Tarihçesi:
Resim: Rüyalar tanrısı Morfeus’un babası Hypnos’un heykeli
HİPNOZ (Hypnos) kelimesi mitolojiden gelmektedir.
Bu ismi ilk olarak İngiliz Dr.Braid kullanmıştır.
Transa giren kişinin dışarıdan görüntüsünü “uyku hali”ne benzettiğinden buna hypnosis=HİPNOZ adını vermiştir.
Yunan mitolojisine göre Hypnose,Nyks(gece)’in oğludur.Morfeus (rüyalar tanrısı) ise Hypnose’un 3000 çocuğundan biridir.
Hypnos da uyku ve düş tanrılarının tümü gibi kanatlıdır.
Hypnos,mitolojide yorgun insanların anılarına sihirli değneği ile değmek, karanlık kanatları ile yelpazelemek ya da bir boynuzdan, kişilerin üzerine uyku verici bir madde dökmek suretiyle onlara uyku verir
Hypnos: mitolojide uykunun kişileştirilmiş şekli. Gece ile Astreusun oğlu ve Thanatos*un ikiz kardeşi. Çoğu zaman kanatlı bir varlık olarak tasvir edilir. Karaları ve denizleri hızla aşar ve canlıları uyutur. Efsaneye göre Endymion’a aşık olan Hypnos ona gözleri açık uyuyabilme yeteneğini vermişti, çünkü sürekli olarak sevgilisinin gözlerine bakmak istiyordu
Hipnozu ilk kez Avusturyalı hekim Franz Anton Mesmer (1734 - 1815) kullanmıştır.
Bilimsel hipnozun başlangıcı olarak Mesmer’in “Yıldızların İnsan Vücudu Üzerindeki Etkileri” adlı tezinin tarihi olan 1765 senesi kabul edilir.
Mesmer Viyana’da başarılı olamayınca 1778′de Paris’de bir klinik açarak çeşitli hastalıkları tedaviye başlamıştır.
Mesmer hipnoz sayesinde histerik kökenli bir çok hastalığı tedavi etmesine rağmen meslektaşları tarafından “şarlatan” ilan edilerek Paris’i terk etmeye zorlanmıştır.
19. yüzyıl sonunda Liebault ve Bernheim adlı iki hekim Nancy’de histeri ve hipnoz arasındaki ilişkileri inceleyerek histerinin hipnoz altında telkinle ortadan kaldırılabileceğini bulmuşlardır.
Bu görüşleri paylaşan hekimler Fransa’da Nancy ekolü olarak anıldılar.
1880 yılında Fransız Nörolog Jean Martin Charcot da hipnozla ilgilendi ve çalışmaları sayesinde hipnozun normal bir psikolojik hadise olduğu anlaşıldı.
Hipnoz modern tıbbi anlamda ilk kez Jean M. Charcot tarafından 1882 ‘de Fransız Bilimler Akademisinde yaptığı bilimsel bir sunum ile dünyaya tanıtılmıştır.
Onun öğrencisi olan Pierre Janet ise, hipnoz ile çoğul kişilik vakalarının tedavisindeki başarısı ile psikiyatri dünyasına adını altın harflerle yazdırmıştır.

Bugünkü psikoanaliz ve psikoterapi alanlarındaki büyük değişimlere neden olacak büyük buluşma Sigmund Freud’un Charcot ile tanışması ile başladı.
Sigmund Freud
1886 yılına kadar Charcot ile çalışan Freud Viyana’ya döndü ve 1887 yılına kadar hipnoz ve histeri üzerine yaptığı çalışmalar sayesinde psikoanalizin temellerini attı. Tüm bu çalışmaların bir teoriye dönüşmesi Freud’un çalışma arkadaşı Joseph Breuer sayesinde oldu.
Hastalar hipnoz altında iken sorulara açık yanıtlar veriyor ve uyandıklarında rahatlıyorlardı. Arıtma anlamına gelen bu yönteme tıpta “katharsis” (catharsis) denmiştir.
Hipnozun dereceleri nelerdir?
Hafif Trans: Hipnozun başlangıcında görülür. Hafif bir gevşeme, hafif bir sersemlik halidir. Deneğin gözleri kapandığı halde göz kapaklarında titremeler olur. Deneğin zihinsel faaliyetlerinde zayıflama, kol ve bacaklarda ağırlaşma, fizyolojik faaliyetlerde yavaşlama görülür. Bütün bunlara rağmen deneğin bilinci yerindedir.
Orta Trans: Orta trans safhasında hipnoz hali açık-seçik biçimde görülür. Denek, hipnotizörün sesine tam olarak şartlanır. Duygular hipnozun bu safhasında kesinlik kazanır.
Tam ve derin transta, trans hali bozulmaksızın deneğin gözleri açtırılabilir. Deneğin gözleri açık olmasına rağmen, donuktur. Çevresindeki gürültülerin hiçbirini duymaz. Kendisine hipnotizörün verdiği şekli aynen, bozmadan korur. Deneğin gözlerinin bakışı sabittir. Tam uyuşukluk hali tüm vücuda yayılmıştır. Bu safhada denek üzerinde çeşitli testler rahatlıkla yapılabilir.
Değişik Hipnoz Çeşitleri
Kişisel hipnoz: Bir kişinin hipnoz edilmesidir.
Grup hipnozu: Birden çok kişinin aynı anda birlikte hipnotize edilmesidir.
Kollektif hipnoz: Kalabalık sayılabilecek insan grubunun topluca hipnoz edilmesidir. Grup hipnozundan farkı, hipnotize olan insanların sayıca farklı oluşudur.
Sosyal hipnoz: Genel olarak toplum baskısı ve kontrolü sonucu ortaya çıkar. Bireylerin toplu olarak uyumlu davranış göstermeleri sosyal hipnozun en belirgin yanıdır. Sosyal hipnozda hipnotizör rolünü toplum liderleri üstlenirler.
Otohipnoz: Kişinin bir başkasına ihtiyaç duymaksızın kendi kendini hipnotize etmesidir.
Yol hipnozu: Özellikle uzun ve düz yolda otomobil kullanan sürücülerin yol hipnozuna girdikleri bilinir. Aşırı yorgunluk, uykusuzluk, sessizlik, trafiğin serbest ve rahat oluşu yol hipnozunun meydana gelmesini kolaylaştırır.
Uyanıkken hipnoz: Hipnozlu kişi, gözleri açık olarak uyuması telkin edilmişse, gözleri açık bir şekilde uyuyabilir.
Sürekli hipnoz: Denek önce derin transa sokulur ve sonra da telkin yapılarak, bu durumun uzun süre sürdürülmesi sağlanır.
Kimler hipnotize olabilir?
Yalnızca gerçek anlamda hipnoz olmak isteyenlerin yaklaşık olarak bu %80′i belirli bir ölçüde hipnotize olabilirler.
Bu bireyin telkin alma derecesine bağlıdır.
İnsanların yaklaşık % 25′i derin hipnoza girebilir.
Zeki ve hayalgücü zengin olanlar çok iyi hipnotize olurlar.
Aydınlar, disipline alışkın kişiler, askerler, hemşireler, sporcular, ilkokul ve lise çağındaki öğrenciler kolaylıkla hipnotize edilebilirler.
Kimler hipnoz olamaz?
5 yaşından küçük olan çocuklarla, 70 yaşın üzerindeki büyüklerin hipnoz olması zordur. Zihinsel herhangi bir rahatsızlığı olan kişiler, zeka seviyesi (IQ’su) düşük kişiler, bunaklar, konsantrasyon zorluğu yaşayan kimseler, hipnoz olmak istemeyen, korkan, oto kontrolü elden bırakmak istemeyen kişiler de hipnoz olamazlar.
Hipnozla ilgili yanlış bilinenler:
-Hipnoz sırasında normal zamanda size yanlış gelen,söylemek istemediğiniz size zarar verebileceğini düşündüğünüz veya yapmadığınız istemediğiniz hiç bir şeyi yapmazsınız.
-Hipnoz bir uyku olmadığı için uyuyupta uyanmamak gibi bir şey yoktur.
Tıpta hipnozun kullanım şekilleri;
-Semptom(belirti- bulgu-problem)bastırmada,
-Semptom değiştirmede,
-Semptom gidermede,
-İkna etmede,
-Telkin etmede,
-Motive etmede,
-Özgüven eğitiminde.
-Relaksasyon(gevşeme) eğitiminde,
-İmajinasyon(hayal kurma)da,
-veya yapılan tıbbi tedaviye destek olarak kullanılabilinir.
Hekim olarak
Hipnozu her şekilde ve alanda ne yaptığınızı bilerek ve de hastaya zarar vermemek kaydı ile uygulayabilirsiniz
Hipnoz bir bistüri (neşter) gibidir.
İyi bir cerrah iseniz ;
bistüriyi nerede,
ne zaman,
hangi bistüriyi hangi dokuda
kullanacağınızı bilir,
hastanın problemlerini tedavi edersiniz
Hipnoz nerelerde kullanılır?
Tıpta:
-Cinsel problemlerde,
-Psikiyatride,
-Kadın Hastalıkları ve doğumda,
-Ağrı tedavisinde (algoloji),
-Anestezide,
-Cerrahida,
-Diş hekimliğinde,
-Hormonal problemlerin bazılarında,
-Kötü alışkanlıkların tedavisinde,
-Çocuk Hastalıklarında kullanılır.
Diğer alanlarda;
-Eğitimde,
-Sporda,
-Sanatta,
-Endüstride,
-Askeri alanda,
-Adli tıpta,
Tıpta uygulama alanları;
Cinsel Problemler de hipnozun kullanımı;
Normal cinsel işlev: Kişinin istediği biçimde sosyal çevreye rahatsızlık vermeden cinsel ilişkide bulunmasıdır.
Cinsel problemler üç şekilde bulunabilinir.
-Bedensel
-Psikolojik
-Bedensel+Psikolojik ( Bedensel problemlere eşlik eden veya onların yarattığı psikolojik problemlerdir )
Hastaya yaklaşımda ve tedavide en önemli adım problemin bedensel mi psikolojik mi olduğunun kesin teşhisidir.
Kesin teşhis yapıldıktan sonra hastaya tedavi için yaklaşılabilir. İlgili testlerle sorun fizyolojik çıkarsa ilgili branşlarca tedavi edilir.
Psikolojik vakalarda fizyolojik bir neden olmadığını gösteren testler kişiye psikolojik açıdan da bir miktar iyileşme sağlar.
Cinsel problemler cinselliğin evrelerini hepsinde veya bazı bölümlerinde yaşanabileceği gibi ilişki sonrası kendini kötü, suçlu, pis hissetme gibi şekillerde de ortaya çıkabilir.
Yetersizlik (penis boyu, erken boşalma, vücudunu beğenmeme), kötü hissetme gibi hislerde zaman içerisinde kişiyi cinsellikten soğutur uzaklaştırır.
Bir başka problem ise; pedofili, fetişizm, zoofili gibi cinsel sapmalardır.
ÜLKEMİZDE EN ÇOK GÖRÜLEN ŞİKAYETLER
Kadında;
-İlk ilişki korkusu
-Cinsel isteksizlik
-Zevk alamama
-Orgazm olamama
-Cinsel ilişkiye girememe (Vajinismus)
-Ağrılı cinsel ilişki
Ve ilişki sonrası suçluluk hissidir.
Erkekte;
-Cinsel isteksizlik
-Erken boşalma
-Sertleşememe problemleri
-Yetersiz sertleşme - sertleşme kaybı
-Penis boyu sorunları olarak görülür.
Biz cinsel problemlerde hipnozu daha çok davranışsal öğrenmelerle ortaya çıkan yapıları komple düzeltme veya derin bir problem bir belirti olarak ortaya çıkmışsa bu problemi baskılama veya değiştirmeye çalışıyoruz.
Bedensel nedene bağlı olmayan cinsel problemlerin tedavisinde hipnoz uygun koşullar sağlanırsa yüzde yüze yakın başarı sağlamaktadır.