Saglikliyiz.Net

Esen Kalın ;)

Archive for the ‘Kanser’ Category

Meme Vakfı

Written by admin on Haz 30th, 2008 | Filed under: Kanser

“Farkındayım Korkmuyorum - Arkadaşıma Anlatıyorum” projesi çerçevesinde Üsküdar pilot bölge olarak belirlendi. Bu bölgede bulunan Validebağ Anadolu Sağlık Meslek Lisesi son sınıf öğrencileri, gönüllü eğitici olarak projenin uygulama ekibini oluşturdular. Yarının sağlık personeli olacak bu 22 öğrenci, bölgelerinde bulunan diğer liseleri Nisan ayında ziyaret ederek bin 59 akranına ulaştı ve meme sağlığı, meme kanseri, risk faktörleri ve erken teşhis konularını kapsayan bilgileri paylaştı.

Koruyucu sağlık bilincinin gelişmesi ve meme sağlığının önemsenmesi ihtiyacını temel alan bu sağlık eğitimi projesi anket çalışmaları sonucunda, akran eğitimi modelinin son derece başarılı bir yöntem olduğu tespit edildi. Proje, aynı zamanda, eğitici rolünü üstlenen sağlık meslek lisesi öğrencilerinin mesleki ve kişisel becerilerinin artırılmasında büyük rol oynuyor.

MEVA, “Farkındayım Korkmuyorum” kampanyasının hedeflerine ulaşması için eğitim faaliyetlerine büyük önem veriyor. “Arkadaşıma Anlatıyorum” projesi kapsamında, Sağlık Meslek Liseleri kanalıyla, orta öğretimde okuyan 13-17 yaş arası 1 milyon 300 bin kıza erişerek, sağlık sistemi içinde önemli bir alan olan “Toplum Sağlığı” konusundaki çalışmalara ve sağlık personelinin eğitimine katkıda bulunmayı hedefliyor. (more…)


Karpuz Kandere Faydalı

Written by admin on Haz 27th, 2008 | Filed under: Kanser

Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksek Okulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Betül Çiçek, karpuzda, kansere karşı koruduğu bilinen laykopen maddesinin bol miktarda bulunduğunu, kan basıncının dengelenmesinde ve vücuttaki bazı atık maddelerin idrarla
dışarı atılmasında sayısız yararı olduğunu ifade etti.

Yaz aylarında her bölgede bulunması ve fiyatının diğer meyvelere göre ucuz olması nedeniyle karpuza talebin fazla olduğunu kaydeden Çiçek, şunları söyledi:

”Karpuzun yaz aylarında bolca tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Karpuz, kansere karşı koruma özelliği olan laykopen maddesi bakımından oldukça
zengin bir meyvedir. Kansere yol açan en büyük sebeplerden biri, doku ve organların zararlı maddeler nedeniyle hasar görmesidir. Laykopen maddesi ise antioksidan özelliği sayesinde, serbest radikaller denilen zararlı toksinlerin sağlıklı doku ve organlara bağlanmasını engeller. (more…)


Kanser ve uykunun rolü

Written by admin on Haz 7th, 2008 | Filed under: Kanser

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Uyku kanserle mücadeleye yardımcı olabilir: ‘Brain, Behavior and Immunity’ dergisinde yayımlanan bir makalede, gece uykusunun kalitesinin, vücuttaki hormon dengesine tesir edebildiği belirtildi. Bu çalışmaya göre, uyku-uyanıklık döngüsü iki ayrı mekânizma ile kanser gelişimine tesir edebilir. İlki, beyin tarafından uyku sırasında üretilen ve hücreleri zararlı olabilecek maddelere karşı koruyan bir antioksidan olan melatonindir.
Kötü bir uykuya bağlı olarak bozulan uyku-uyanıklık döngüsü daha az melatonin üretilmesine yol açarak, hücre DNA’sının kansere sebep olan değişikliklere daha hassas hâle gelmesine yol açar. İkinci bağlantı ise, sabahın erken saatlerinde en yüksek kan seviyesine ulaşan kortizoldür. Kortizol, vücudun kanserle mücadelesine yardımcı olan bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde görev alır. Bu yüzden, uykusu problemli olduğu için kortizol döngüsü bozulan kişiler kansere daha fazla eğilimli olabilirler.


Cilt sağlığı için güneşe ambargo

Written by admin on Haz 5th, 2008 | Filed under: Kanser

Cilt sağlığı için güneşe ambargo
Bronz bir tene sahip olmak için uzun süre güneş altında ya da solaryumlarda zaman geçiren kişiler erken yaşlanma ve cilt kanserine yakalanma riski ile karşı karşıya.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rana Anadolu, solaryumla ya da doğrudan güneşlenme ile bronzlaşmanın cilt kanseri ve erken yaşlanma olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyledi. Anadolu, birçok ülkede solaryum kullanımına kısıtlama getirildiğini, bu konuda toplumsal duyarlılığı artırmaya yönelik çalışmalar yapıldığını belirtti.

Türkiye’nin, UV ışınlarını dik alan ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Prof. Anadolu, ilerleyen dönemde deri kanseri görülme sıklığında artış olacağını, Dünya Sağlık Örgütü’nün incelen ozon tabakasına paralel olarak hazırladığı haritada Türkiye’yi “2’nci derecede risk grubu”nda gösterdiğini belirterek, birinci sırada kırmızı renkle Afrika’nın yeraldığını kaydetti.

BEYAZLAR TEHLİKEDE

Herkesin cilt tipini bilmesi ve yılda en az bir kere dermatoloğa görünmesi gerektiğini belirten Anadolu, cilt tipine uygun koruyucuların ve bakım ürünlerinin kullanılması gerektiğini bildirdi. Anadolu, her cilt tipinin UV ışınlarına verdiği tepkinin farklı olduğunu ifade ederek, beyaz tenli açık renk gözlü kişilerin en korumasız grubu oluşturduğunu söyledi. Beyaz tenli kişilerin en az 30 ve üzeri, buğday tenli kişilerin en az 15 ve üzeri koruma faktörlü krem kullanması gerektiğini anlatan Anadolu, “Esmer olan kişiler daha dayanıklıdır, ancak onlar da koruyucu kullanmadan güneşe çıkmamalıdır’’ uyarısında bulundu.


Mıknatıs ile Kanser Tedavisi

Written by admin on May 13th, 2008 | Filed under: Kanser

Kanser tedavisinde yeni bir yöntem bulundu. Kanserli hücreler mıknatısla ayıklanıyor.

İngiliz bilimadamları mıknatıs kullanarak kanseri tedavi edebilecek bir yöntem geliştirildiğini açıkladı.

BBC’nin haberine göre, Sheffield, Keele ve Nottinghan üniversitelerinden uzmanlar, çok küçük mıknatısları, habis, kanserli urların tedavisinde kullanabileceklerini düşünüyor.

GEN TEDAVİSİNDE KULLANILACAK
Kanserli hücreleri genlerle öldürme fikri üzerinde bir kaç yıldır araştırmalar sürüyordu. İngiliz uzmanların üzerinde çalıştığı teknik de gen tedavisi diye adlandırılan yöntemin bir örneği.

Bazı kanserli hastalara, radyoterapi gibi geleneksel yöntemlerden çok daha başarılı bir tedavi sunabilmesi umuluyor.

Şimdiye kadar gen tedavisinde en büyük güçlüklerden biri kanserli hücrelerle mücadele eden genlerin habis urların içine yerleştirilmesi konusunda yaşanıyordu. Şimdi uzmanlar bu soruna bir çözüm bulduklarını söylüyor.

KANSERLİ HÜCRE MIKNATISA YAPIŞACAK
Araştırma fareler üzerinde yapılan deneylere dayanıyor. Farelerin kanından akyuvarlar alıyor ve bunların içine kanserle mücadele eden gen yerleştiriliyor.

Bunun yanı sıra aynı akyuvarların içine bir de ‘nano mıknatıs’ diye adlandırılan çok küçük mıknatıslar konuluyor.

Kanserle mücadele eden hücreler ve nano mıknatıslarla silahlanmış bu akyuvarlar, aynı fareye tekrar enjekte ediliyor. Manyetik akyuvarların kanserli ura doğru yönelip yapışmasını sağlamak için bir başka mıknatıs kullanılıyor.

Uzmanlar bu yöntemle gen tedavisinin şimdiye kadar denenen tüm yöntemlerden daha etkili bir şekilde uygulanabildiğini, kanserle mücadele genlerinin başarı şansının artırıldığını düşünüyor.

Genler hastadan alınan kana yerleştirileceği için vücudun bağışıklık sisteminin genleri reddetme ihtimali de azaltılmış oluyor.

Vatan


GATA’dan Kanser Tedavisinde Bir İlk

Written by admin on May 13th, 2008 | Filed under: Kanser

Anjiyo yöntemiyle verilen ilaçla karaciğerdeki kanserli hücreler neşter kullanmadan yok edildi.

Türkiye, dünyada “Radyoembolizasyon” metodunu gerçekleştiren 12’nci ülke oldu. Uygulamada anjiyo yöntemi ile verilen ilaç, karaciğerdeki kanserli hücreleri yok ediyor.

GÖĞSÜMÜZÜ KABARTTILAR

GATA Dekanı Tümgeneral Mehmet Zeki Bayraktar, yöntemi tatbik eden ekipte yer alan Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Tabip Tuğamiral Turgut Tufan, Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Tabip Tuğgeneral İbrahim Somuncu, Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Tabip Deniz Albay Mehmet Ali Özgüven, Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Tabip Albay Bahri Üstünsöz ve Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Tabip Yarbay Nuri Arslan’ı tebrik etti. Arkadaşımız Mahmut Bulut komutanlarla birlikte poz verdi.

Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA), Türkiye’de bir ilke imza atarak Uzman Çavuş Ekrem Zincir’e karaciğer kanserinin tedavisi için “Radyoembolizasyon” yöntemini uyguladı. Türkiye, dünyada bu metodu uygulayan 12’nci ülke oldu. Zincir’e uygulanan tedaviye katılan GATA ekibi, yöntemi ve duydukları heyecanı Türkiye Gazetesi ile paylaştı. (more…)


Kremlerin kullanım sürelerine dikkat

Written by admin on May 9th, 2008 | Filed under: Kanser

Kremler bakteri üretmemesi için en fazla üç ay içinde tüketilmeli.

Kremlerin kullanım sürelerine dikkat

Kadınların vazgeçemediği el cilt yüz ve vücüt bakım kremlerinin tarihi geçmiş ise büyük sorunlara neden oluyor.

Kullanılan kremin kapağı dikkatlice kapatılmalı ve ürün üç ay içinde mutlaka tüketilmelidir. Uzmanlar özellikle de oda sıcaklığında saklanan kremlerin süresinden fazla kullanımının cilt için büyük tehlike yarattığını söylerek şöyle konuştu;

“Çünkü ortam ne kadar sıcaksa bakterilerin oluşma riski de o kadar fazladır. Doğal kozmetikler de ise risk oranı daha da artar. Kendi imalatınız olan kremleri ise anında kullanmalı ya da dondurmalısınız


Sigara paketlerindeki yalan!

Written by admin on May 9th, 2008 | Filed under: Kanser

Türkiye’deki sigaralarda 3 kat zehir var’ iddiası gündeme bomba gibi düştü.Sigara paketlerindeki yalan!

İngiliz Kanser Araştırma Vakfı sponsorluğunda yapılan araştırmada, Türkiye’de satılan sigaralarda, paketlerde belirtilenin 3 katı karbon monoksit ve zifir tespit edildiği öne sürüldü

Doğuş Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu ve Erdem Pulcu’nun da katıldığı İngiliz Kanser Araştırma Vakfı sponsorluğunda yapılan bir araştırmaya göre, sigara şirketleri Türk tiryakileri 3 katı zehirliyor! Sigara paketlerinin üzerinde yazan içerik bilgileri, genelde üreticilerin kendi laboratuvarlarında yaptıkları testlere dayanarak bildiriliyor. Bu bildirimler ise tutarlı olup olmadıklarının kontrolü için zaman zaman bağımsız kurumlar tarafından test ediliyor. İşte bu testlerden biri de İngiliz Kanser Araştırma Vakfı’nın ( Cancer Research UK) sponsorluğunda Nottingham Üniversitesi Epidemioloji ve Toplum Sağlığı Bölümü’nden Prof. Ann McNeill ile Doğuş Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Erdem Pulcu ve Yrd. Doç. Aslı Çarkoğlu tarafından yapıldı. 6 ay süren araştırmanın sonucu ise tam bir skandal: Sigara paketlerine yazılan nikotin, karbon monoksit ve zifir oranlarıyla incelenen sigaralardaki oranlar arasında tam 3 kat fark çıktı.

Yeni test yöntemi

Araştırmaya katılan Yrd. Doç. Dr. Çarkoğlu, sigaralara uyguladıkları testin dünyadaki ilk denemelerinden biri olduğunu, nikotin, karbon monoksit ve zifir oranlarını belirleyen bu yöntemin gerçek insan içimine çok daha yakın ölçümler yapmayı hedeflediğini söyledi. Çarkoğlu araştırma sürecini ve bulgularını ise şöyle anlattı: “Nikotin, zifir ve/veya karbon monoksit oranlarında paket üzerinde belirtilenlerden istatistiki olarak anlamlı farklılıklar bulundu. Örneğin, nikotin oranı bildiriminde yapılan 0,03 mg.lık bir sapma tek bir sigara için önemsiz gibi görünse de 20 sigaralık bir pakette ortalama bir sigaranın içerdiği kadar nikotinin yasal boşlukların ardına sığınarak kullanıcıya iletilmesi anlamına gelebilir.”

6 marka test edildi

“Araştırmaya dahil edilen 6 markada eski teste göre ortalama olarak 0,77 mg. nikotin, 9,10 mg. karbon monoksit ve 9,40 mg. zifir bulunurken, insan içimi parametrelerine göre yapılan testlerde bu miktarların 2mg. nikotin, 25,03 mg. karbon monoksit ve 27,38 mg. zifir olarak ölçüldüğü tespit edildi. Bu farklılıklar, kullanıcının paket üstünde okuyarak düşündüğünden yaklaşık 3 kat fazla nikotin, zift ve karbon monoksite maruz kaldığını gösteriyor. Ve bu sonuçlar 150’den fazla sigara markası satılan ülkemizde acilen bir uluslararası akreditasyona sahip, sigara üreticilerinden bağımsız bir test laboratuvarının kurulmasının gerekliliğine işaret ediyor.”

TAPDK BAŞKANI: Sadece 2 markada fazla zifir tespit ettik

TÜTÜN ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) Başkanı Kazım Çalışkan ise iddiaları yalanlayarak Türkiye’de denetimsiz, standarta uygun olmayan sigaraların pazara arzının mümkün olmadığını söyledi. “Burası, Patagonya değil” diyen Çalışkan, her firmanın en çok satan ürünlerini Tekel Laboratuvarlarında analiz ettiklerini, sadece 2 markada belirtilenden fazla zifir bulunduğunu açıkladı: “Firmaların itirazı üzerine, bu defa 2 ürünü uluslararası akredite laboratuvarına analize gönderdik. Bu kez değerler, kendi limitleri içinde çıktı, bu ürünlerde sapma bulunmadığı sonucunu verdi. Bu nedenle de firmalara herhangi bir yaptırım uygulanmadı. Bu araştırmanın bilimsel kriterlere uygun yapılıp yapılmadığı, araştırmada hangi değerleme yöntemleri kullanıldığı, hangi standartlarda numuneler alındığı ve hangi ölçüm tekniklerinin uygulandığı hakkında bilgimiz yok. Uzmanlarımız bu araştırmayı yapanlarla görüşecek. Eğer anlatıldığı şekilde bir durum varsa biz zaten gereğini yaparız.”


Kaçak Çay içenler Dikkat!

Written by admin on Mar 20th, 2008 | Filed under: Kanser

İçerisindeki katkı maddeleri nedeniyle kansere yol açıyor..

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nun Meclis’e gönderdiği Çaykur raporunda, kaçak çaylardaki katkı maddelerinin kansere yol açtığı konusunda vatandaşların uyarılması istendi..

Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nun (YDK), Meclis’e gönderdiği 2006 yılı Çaykur Raporu’nda, son yıllarda 50 bin tona kadar yükselen kaçak çayın kanser etkisine dikkat çekildi. Kaçak çay cenneti Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan vatandaşların bilinçlendirilmesi önerildi. GAP çayının kaçak rakip olamadığına dikkat çeken YDK, vakit kaybetmeden Türk çayında organik tarıma geçilmesini önerdi. Rapordaki dikkat çekici bölümler şöyle:

* BİR AN EVVEL ORGANİK ÇAY: Dünyada her geçen gün önemi artan organik tarım ürünleri gelecekte de önemli bir yer teşkil edecektir. Bu amaçla, bölge için önemli bir potansiyel oluşturan çay tarımı ve üretiminin organik bir şekilde yapılması önem arzetmektedir. Vakit kaybetmeden çalışmalara başlanması faydalı olacaktır.

* KAÇAK ÇAYDA KANSER RİSKİ: Çaykur kaçak çayın girişini önlemek için çaba göstermekle kalmayıp kullanımını sağlığa zararları konusunda da aydınlatıcı bilgi sunma görevini üstlenmelidir. Kaçak çay konusunda çeşitli üniversitelerce yapılan araştırmaların sonuçlarına göre kaçak çaylardaki katkı maddelerinin kansere yol açtığı ve su bazlı analin boyanın sağlığa zarar verdiği belirlenmiştir. Özellikle Güneydoğu illerinde bu sağlık problemlerinin artmış olduğu dikkate alınarak tüketicilerin bilinçlendirilmesi önemlidir. Kaçak çayın sağlığa zararları konusunda bilgilendirme toplantıları düzenlenmeli afişler hazırlanarak özellikle bölge illerindeki vatandaşlara aydınlatılmalıdır.

* GAP ÇAYI KAÇAK ÇAYA RAKİP OLAMADI: Doğu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerinin bazı yerlerinden yurda kaçak yollardan ya da ithalat yoluyla giren insan sağlığına zararlı çayla mücadele için bölgede Türk çayını etkin kılmak ve bölge insanının sağlığını korumak amacıyla yöre insanının damak tadına uygun GAP çayı üretilip piyasaya sunuldu Ancak kaçak çaya rakip olamamış ve satışlar beklenen düzeyde gerçekleşmedi.


Akciğer Kanseri Nedir?

Written by admin on Şub 21st, 2008 | Filed under: Kanser

Akciğer Kanseri Nedir?
Akciğer vücudumuzun oksijen gereksinimini sağlayan organımızdır. Her organ gibi akciğerimiz de birçok hücreden oluşur. Bu hücreler akciğerin normal olarak görevini yapabilmesi için ihtiyaç doğrultusunda bölünerek çoğalırlar. Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan olan hücrelerin ihtiyaç ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür, daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak oranlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir. Akciğer kanserleri mikroskop altında izlenen hücrelerin görüntüsüne göre iki ana guruba ayrılır. 1. Küçük hücreli (yulaf hücreli) akciğer kanseri 2. Küçük hücreli-dışı akciğer kanseri. Bunlar mikroskop altında izlenen kanserli hücrenin görüntüsüne göre ayrılır.