Kasım 05, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar,
Kanser
Vücudumuzda “lenf” adı verilen renksiz sıvıyı taşıyan çok küçük damarlardan oluşmuş bir ağ vardır. Bu ağa “lenfatik sistem” denir. Lenf sıvısı içinde, vücudumuzdaki enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı savaşan lenfosit adlı beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) bulunur. Vücudumuzdaki bu geniş ağın bağlantı noktaları bezelye büyüklüğündeki lenf düğümleridir. Lenf düğümleri koltukaltında, ensede, kasıkta, göğüste ve karında yoğunlaşmıştır. Lenf düğümleri, lenf sıvısını filtre ederek bağışıklık yanıtının oluşmasını sağlar. Dalak, timüs bezi, bademcikler ve kemik iliği de lenfatik sisteme dahil olan organlardır.
Bazı durumlarda lenfositlerde kanser gelişebilir ve kanserli lenfositler çoğalarak normal yapıdaki lenfositlerin yerini almaya başlar. Sonuçta vücudun bağışıklık sistemi baskılanır ve görevini yerine getiremez hale gelir.
Read more…
Kasım 04, 2008
Posted by: admin : Category:
Kanser
Denizli Cerrahi Hastanesi’nden kardiyoloji uzmanı Dr. Hakan Göçer, kalp krizinin en tipik belirtisinin göğüs ağrısı olduğunu belirterek, bu tür rahatsızlığı uzun süre yaşayanların mutlaka bir hekime görünmesi gerektiğini söyledi.
Dr. Göçer, yaptığı açıklamada kalp krizine hızlı müdahalenin önemini anlattı.
Özellikle ilk 6-12 saat içinde yapılan koroner anjiyografi ve bunun sonucuna göre tıkanan damarın balon veya stentle açılmasının hastanın yaşamını kurtardığını ifade eden Göçer, Bu nedenle hastanın acil olarak başvurduğu hastanenin mutlaka acil anjiyo yapabilecek, balon ya da stent uygulayabilecek bir merkez olmasına dikkat edilmesi gerekiyor.
Read more…
Kasım 03, 2008
Posted by: admin : Category:
Kanser
Antalya Belek’te düzenlenen 20. Ulusal Üroloji Kongresi’ne katılan Türk Üroloji Derneği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Esen, Batı toplumlarında 7-8 erkekten birinin prostat kanserine yakalandığını ifade etti. Esen, “50 yaşın üzerindeki erkeklerin yılda bir defa PSA denilen kan muayenesiyle parmak muayenesini yaptırması gerekiyor. Ailelerinde prostat kanseri olanlarsa 40′lı yaşların başından itibaren muayene yaptırmalılar.” dedi.
Kasım 03, 2008
Posted by: admin : Category:
Kanser
Akciğerlerin genel özellikleri nelerdir?
İnsanların göğüs boşluğunda biri sağa, öbürü sola yerleşmiş iki akciğer vardır. Bunların üstünü akciğer zarı (plevra) Örter. Süngersi, esnek ve kabaca koni biçimindedirler. Her birinin tepesi daralarak yuvarlak-laşırken tabam geniş bir yüzey oluşturur. Renkleri çocukta grimsi beyaz, yaşlılarda solunumla almarak biriken yabancı maddeler nedeniyle ^ daha koyu renklidir
Kasım 03, 2008
Posted by: admin : Category:
Kanser
PNÖMOKONYOZLAR
Pnömokonyozlar, mineral tozlarının solunum yoluyla uzun süre alınması sonucunda bunların akciğerlerde birikmesiyle oluşur. Bu tozlar, özellikle bazı sanayi dallarında bol miktarda bulunduğundan, pnömokonyoz bu işkollarında çalışanlarda sık görülür ve bir meslek hastalığı olarak değerlendirilir.
Pnömokonyozda belirtiler, hastalığa neden olan tozun özelliklerine göre değişir; asal tozlarla (karbon, demir) zararlı tozlar (silikat, asbest, berilyum) çoğunlukla bir arada bulunduğundan bunların arasında bu1 ayrım yapmak kolay değildir. Gene de asal tozlar tek başına solunum bozukluğuna neden olmazken, zararlı tozlar akciğerde bağdo-ku artışına (sklerozan pnömokonyoz) yol açarak solunum yetmezliğine neden olabilir.
Tozlu ortamda uzun süre bulunmak her zaman pnomokonyoza yol açmayabilir. Read more…
Ekim 31, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar,
Kanser
Akciğer embolisi (pulmoner emboli)
Akciğer embolisi, akciğer atardamarı veya onun dallarından bir ya da birkaçının kan pıhtısı ile tıkanması sonucu ortaya çıkan klinik tablodur. Akciğer embolisi derin ven trombozu adı verilen genellikle bacak ve veya baldır toplardamarlarında oluşan pıhtının bir parçasının yerinden kopup dolaşıma katılması ve nihayetinde akciğer atardamarına gelerek burada bir tıkanmaya yol açması ile oluşur. Yani akciğer embolisini başlı başına bir hastalık olmaktan çok derin ven trombozunun komplikasyonu olarak ele almak daha doğru bir yaklaşımdır. Read more…
Ekim 31, 2008
Posted by: admin : Category:
Kanser
Pnömoni (Zatürre)
Zatürre ya da tıbbi adıyla pnömoni bakteri, virüs ve nadiren parazitlerin neden olduğu akciğer enfeksiyonu olarak tanımlanır. Akciğerde meydana gelen bu enfeksiyon, alveol adı verilen havayla dolu küçük akciğer keseciklerine iltihap hücrelerinin birikmesine ve yine bu alana kan damarlarından gelen serumun dolmasına neden olur. İçleri serum sıvısı ve iltihap hücreleri ile dolan, yani hava içeriğini kaybeden alveoller solunum işlevlerini yerine getiremezler. Eğer pnömoni yaygın ise hastada solunum yetersizliği görülebilir. Read more…
Ekim 31, 2008
Posted by: admin : Category:
Kanser
Akciğer kanseri
Erkeklerde en sık görülen kanser çeşidi olan akciğer kanseri, kadınlarda da sigara kullanımının artmasıyla beraber giderek daha sık görülmektedir.
Avrupa Birliği ülkelerindeki tüm kanser olguları içerisinde %21′lik paya sahip olan akciğer kanseri, aynı zamanda hastalığa bağlı yüksek ölüm oranı nedeniyle kansere bağlı ölümlerin %29′undan sorumludur. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1991 yılı verilerine göre, kadın ve erkeklerde kansere bağlı ölümler arasında 1. sırada yer alan bu hastalık, kanser tedavisinde kaydedilen bütün gelişmelere rağmen önemini ve yerini korumaktadır. En sık görülen kanser türlerinden biri olan akciğer kanseri, büyük oranda sigara kullanımına bağlı olarak geliştiğinden aynı zamanda önlenebilir tek kanser türü olarak tanımlanabilir. Yapılan bir çok araştırmada sigara kullanımındaki artışa paralel olarak sıklığını arttıran bu hastalığın, sigara karşıtı kampanyaların başarılı olduğu ülkelerde sigara kullanımındaki azalma ile birlikte insidansının azaldığı Read more…
Ekim 27, 2008
Posted by: admin : Category:
Kanser,
Şifalı Bitkiler
Bilimadamları kansere karşı mor domates geliştirdi. “Antokiyan” adı verilen antioksidan pigment açısından zengin hale getirilen domatesin anti-kanserojen özellikler taşıdığı düşünülüyor.
İngiltere’nin Norwich kentindeki John Innes Merkezi’nden bir grup bilimadamı, antokiyan açısından zengin olan aslan ağzı çiçeği genlerini domatesle birleştirdi.
Nature Biotechnology adı tıp dergisinde de yayımlanan çalışmada, bu şekilde geliştirilen domatesleri yiyen farelerin daha uzun yaşadıkları belirlendi.
Böğürtlen, kızılcık ve kuş kirazı gibi meyvelerde bol miktarda bulunan antokiyan maddesinin kalın bağırsak kanseri hücrelerininin büyümesini önemli oranda yavaşlattığı belirlendi. Read more…
Etiketler: domates-kanser
Ekim 23, 2008
Posted by: admin : Category:
Diyetler,
Kanser
Besinler doğru kullanıldığında meme kanserine karşı etkili silahlara dönüşüyor. Bazı gıdalar ise kanserli hücreyi besler. İşte kanserle savaşan besinler:
* Ailenizde meme kanseri varsa özellikle tüketmeniz gereken iki besin vardır ki, bu besinler meme kanserinden sizi koruyacaktır. Soya yağı ve keten tohumu meme kanserinden korunmada özellikle fibrokistik memelerde kullanımı şiddetle önerilen iki besindir. Önemli nokta; meme kanseri olmuş kişide keten tohumu ve soya yağı önerilmemektedir. Read more…
Etiketler: beslenme, diyet, Kanser, şişman, tüketim, tuzsuz, yemek önerisi