Written by admin on Tem 1st, 2008 | Filed under:
Kadın Sağlığı
Bakımınız yıl boyu devam etsin
Ter bezlerinden yoksun olan dekolte ve boyun bölgesi son derece hassas cilde sahiptir. Bu nedenle bakımlarının, sadece yazın değil bütün bir yıl boyun devam ettirilmesi ve düzenli olarak nemlendirilmeleri gerekli. Böylece erken beliren çizgileri önleyebilirsiniz.
30’lu yaşlarda
Yüz kreminizi uygulayın
Yüz bakımına dikkat edip, boyun ve dekolteyi atlamak pek çok kadının yaptığı bir hata. 25 - 30 yaş arasına yüzünüz için kullandığınız nemlendirici ve peeling ürünlerini, düzenli olarak dekolte ve boyun için kullanabilirsiniz.
Kahverengi lekeler
Doğru kozmetikle sorun olmasın
Kahverengi lekeler ve çillere, ellerden sonra en fazla dekolte bölgesinde rastlanır. Bunlardan korunmanın yolu tabii ki güneş ışınlarından sakınmak, ancak şu anda oluşan kahverengi lekelere özel kozmetikler kullanabilirsiniz. Tabii ki, dermatolog danışmanlığında. (more…)
Written by admin on Haz 30th, 2008 | Filed under:
Kadın Sağlığı
Küresel ısınmanın etkisiyle artan sıcak havanın ve ozon tabakasının delinmesiyle birlikte ultraviyole ışınlarının zararlarının arttığına işaret eden Şatıroğlu, anne adaylarının güneş ışınlarının dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında güneşlenmemeleri gerektiğini söyledi.
Şatıroğlu, hamilelik döneminde ciltte oluşabilen lekelerin, güneş ışınlarının etkisiyle daha da artabileceğini de belirterek, sıcak havanın, vücut ısısının artmasına bağlı olarak, anne adayında yüksek tansiyon, susuzluk, bunalma, bayılma gibi etkiler yapabileceğini söyledi.
“GEBELİĞİN İLK 3 AYINDA SOLARYUM RİSKLİ” (more…)
Written by admin on Haz 30th, 2008 | Filed under:
Kadın Sağlığı
[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]
Kadınların bu dönemde hormon seviyesinin yeniden düzenlenmesi için hormon içerikli çeşitli ilaçlar kullandığını ancak bu kadınların oranının çok düşük olduğunu ifade eden Can Gürbüz, şöyle konuştu:
“Kilolu kadınlarda deri altında artan yağ dokuları, östrojen hormonu üretmeyi sürdürüyor. Bunun sonucunda menopoz sonrası östrojen seviyesi kilolu kadınlarda, hormon dengesinin düzenlenmesi için dışarıdan hormon alınmasına benzer şekilde yüksek kalıyor. Kadın vücudunun östrojen hormonuna maruz kalma süresi uzadıkça meme kanseri riski artıyor. Türkiye’de meme kanseri riski artışında en önemli faktör, menopoz sonrasında hormon kullanması değil, menopoz sonrası kilolu olunmasıdır. Ülkemizde en önemli meme kanseri risk faktörlerinin başında ileri yaşlarda alınan kilolar geliyor. Toplumda oldukça küçük bir kesim menopoz sonrasında hormon kullanıyor. Bu oran tahminen yüzde 1’in altında. Menepoz sonrası şişman olan kadınların oranı ise çok daha yüksek.” (more…)
Written by admin on Haz 17th, 2008 | Filed under:
Kadın Sağlığı
Kısa zamanda ve rahat doğum
Gazi Üniversitesi (GÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Erdal Zorba, egzersiz yapan kadınların daha kısa zamanda ve daha rahat doğum yaptıklarını söyledi.
Gazi Üniversitesi (GÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Erdal Zorba, bilinçli ve düzenli yapılması halinde egzersizin hamile kadınlar için çok yararlı olduğunu belirtti. (more…)
Written by admin on Haz 14th, 2008 | Filed under:
Kadın Sağlığı
Çocuğunuz kardeşine kötü mü davranıyor?
Kardeş kıskançlığı ile baş edebilmenin anahtarının çocukta değil ailede olduğunu vurgulayan Dr. Zahmacıoğlu, ailelerin çoğu zaman çocuğu üzmemek adına yanlış hareket ettiğini vurguluyor:
“Mesela en çok şikayet çocuğun kardeşine kötü davranmasıdır. Oysa çocuğun amacı zarar vermek değildir. Çünkü o zarar vermenin ne olduğunu bilmez. Anne babanın bu dönemde çocuğun azıcık kaprisli olabileceğini uykusunun, iştahının biraz bozulabileceğini, arkadaşları ile biraz daha huzursuzluk yaşayabileceğini kabul etmeleri gerekir. (more…)
Written by admin on May 24th, 2008 | Filed under:
Kadın Sağlığı
Genellikle uygun nemlendiricilerin yanısıra deride düzenleyici, yenileyici ve güzelleştirici etki sağlayan bazı maddelerin ilave edildiği bakım ürünleri ile yapılmalıdır. Olgun ciltlerde kullanılan nemlendiriciler su, mineral yağ, propilen glikol ve daha fazla miktarda vazelin veya lanolin içerirler. Bakım amacıyla kullanılan ürünler içinde ise pekçok katkı maddesi bulunmaktadır.
Bu katkı maddelerinden en popüler olanları kollajen / kollajen amino asitleri, keratin / keratin amino asitleridir. Ayrıca hidrolize proteinler, elastinler ve mukopolisakkaritler yaygın olarak kullanılırlar (Age Zone Night Energizer, Anti-Age Daytime Skin Treatment, Colagen Complex Lotion). Bazı ürünlerde doğal vücut yağı olan skualen vardır (Triple Creme Skin Rehydrator). Bazı ürünlere ise dermal kollajeni düzenleyici ve güçlendirici etkisi olan hyaluronik asit eklenmektedir (Night Repair Cellular Recovery Complex).
(more…)
Written by admin on May 18th, 2008 | Filed under:
Kadın Sağlığı
İlkbaharda kara hindibanın sarı çiçekleri açtığında, taze çiçek saplarıyla iki haftalık bir kür uygulanmalıdır. Günde on tane çiçekli sap toplanır, iyice yıkandıktan sonra çiçekler koparılarak atılır ve saplar yavaş yavaş çiğnenerek yutulur. Güçsüz ve bitkin kişiler, bu hindiba kürü sırasında bedenlerinin yepyeni bir yaşam enerjisine kavuştuğunu hissedeceklerdir.
Written by admin on May 9th, 2008 | Filed under:
Kadın Sağlığı
Eğer bu iki geni taşıyorsanız, göğüslerinize dikkat etmeniz gerekiyor! 
Hollanda Kanser Enstitüsü tarafından yapılan son araştırmaya göre BRCA1 ve BRCA2 adlı genleri taşıyan kadınlarda göğüs kanserine yakalanma riski 2 kat artıyor. Bu kadınların yüzde 85’i hayatlarının bir döneminde kansere yakalanıyor.
BRCA1 geni her 800 kadında bir, BRCA 2 geni de her 500 kadında bir görülüyor. Bu nedenle geni taşıyan kadınlar ya ömür boyu düzenli olarak kontrole girip kanseri olabildiğince erken teşhis etmeye çalışıyor ya da göğsünü aldırıyor.
Hollanda Kanser Enstitüsü uzmanları bu geni taşıyan ve göğsünü aldıran 250 kadını inceledi. Yalnızca birinde kanser oluştuğunu tespit etti ve göğsü aldırmanın güvenli yol olduğunu ilan etti. Bilim dünyası şimdi, “Daha kansere yakalanmadan sadece risk var diye göğüs alınır mı?” polemiğini tartışıyor.
Written by admin on Nis 16th, 2008 | Filed under:
Kadın Sağlığı
Görülme sıklığı
PMS tüm dünyada bütün kültürlerde rastlanılan bir durumdur. Yapılan bir çalışmada kadınların %88′inde değişik düzeylerde PMS bulgularına rastlanmıştır. Yaş arttıkça şikayetlerin şiddeti azalmakta ancak çocuk sayısı ile birlikte şiddet artmaktadır.Annesinde PMS olan kadınlarda da şikayetlere daha sık rastlanmaktadır. PMS bazı hastalıkların da şiddetini arttırabilir. Örneğin migreni olan kadınlarda atakların büyük bir kısmı adet öncesi döneme rastlamaktadır. Yine şeker hastalarında kan şekeri düzeyleri ve insülin ihtiyacı adet öncesi dönemde değişiklikler gösterir. Astım atakları daha sık görülür ve pek çok kronik hastalık alevlenmeler gösterir. Bu dönemde kişinin çevresi ile olan uyumu bozulur işte veya evde ilişkide bulunduğu kişiler ve çocukları ile arası bozulabilir. Ergenlik dönemindeki genç kızlarda intihara olan eğilim artabilir. Yeme bozukluklarına rastlanabilir.
Written by admin on Nis 16th, 2008 | Filed under:
Kadın Sağlığı
PMS’in nedenleri nelerdir?
PMS nedenlerini bulmaya yönelik çalışmalar bu tablonun altında yatan faktörleri tam olarak ortaya koyamamıştır.Ancak bazı teoriler mevcuttur. Yumurtlamayı baskılayan bazı hormonların verilmesi halinde PMS belirtilerinde gerileme olmaktadır. Buna göre üreme hormonları PMS’ye neden olabilir, ancak bu rolün ne olduğu açıklanamamıştır. PMS’nin bu hormonlar ile sinirlerde iletimi sağlayan bazı maddelerin ortak hareket etmesi sonucu ortaya çıktığı yönünde güçlü bulgular vardır. En çok suçlanan maddeler GABA ve serotonin adı verilenlerdir. Bazı araştırmacılar ise kalsiyum ve magnezyum dengesindeki bozukluğun PMS tablosuna yol açtığına inanmaktadırlar. Bu iki mineralin vücuttaki maddelerin ortak hareket etmesi sonucu ortaya çıktığı yönünde güçlü bulgular dağılımı sinir hücreleri arasındaki iletişimi etkileyerek tabloya neden olabilir. Bu araştırmacılar PMS’li kadınlarda magnezyum eksikliği ya da kalsiyum fazlalığının şikayetleri yarattığını öne sürmektedirler. PMS etiyolojisinde öne sürülen bir diğer neden de stress hormonlarıdır. Bu hormonların fazlalığı şikayetlerin daha yoğun yaşanmasına neden olabilir. PMS etiyolojisinde vücutta salgılanan hemen hemen tüm hormon ve maddeler suçlanmaktadır. Ancak kanıtlanmış bir neden bulunamamıştır.