Kasım 03, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar
GLUKAGON: Bilindiği gibi pankreastaki Langerhans adacıklarında “Alfa 2″ hücrelerinden glukagon hormonu salgılanmaktadır. Gluka-gon insülinin etkisine yardım eden bir hormondur. İnsülinin bu etkisi sonucu kanın glikoz düzeyinde bir alçalma olduğunda, pankreastan bu kez “Glukagon” hormonu salgılanır .”Glukagon’ karaciğer hücrelerine gelip buradaki glikojen depolarından glikozun kana verilmesini sağlar. Böylece insülin etkisiyle azalan kan glikoz yoğunluğu, bir diğer pankreas hormonu etkisiyle, yani glikagonun etkisiyle yükseltilmiş olur. Böbreküstü bezinin medulla bölgesinden ve bazı sinirlerden salgılanan “Adrenalin” adlı hormon da kan glikoz yoğunluğuna glukagon gibi etkir.
Kasım 03, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar
Bu gelişim bozukluğunda, kanın sağ karıncıktan akciğer atardamarına geçmesini bütünüyle engelleyen tam bir tıkanıklık söz konusudur; karıncıklar arası bölme ise sağlamdır. Bu durumda iki olasılık söz konusudur. Tip 1- Sağ karıncık kalınlaşmıştır, ama boşluğu normalden küçüktür (az gelişmiştir); üç kanatlı kapak küçük ama normaldir. Kan sağ kulakçıktan sol kulakçığa kapanmamış olan oval delikten ya da kulakçıklar arası bağlantıdan geçerek girer. Daha sonra Botallo kanalından (Botallo duktusu) geçerek akciğer atardamarına gelir.
Tip 2- Sağ karıncık boşluğu normal, duvarı ise kalınlaşmıştır. Üç kanatlı kapakta şekil bozukluğu vardır; bütünlüğü bozulmuştur. Sağ kulakçık ise çok genişlemiştir. Kan bu tipte de sol kulakçığa, kulakçıklar arası delikten geçer. Kanın akciğere ulaşması Botallo kanalının (Botallo duktusu) bulunup bulunmamasına bağlıdır. Read more…
Kasım 03, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar
Akciğer embolisinin üç değişik tipi:
A. Büyük bir pıhtının akciğer atardamarını tıkaması.
B. Birçok küçük pıhtı parçasının akciğer atardamarını ve bu damarın dallarını tıkaması.
C. Küçük pıhtı parçalarının akciğer atardamarının çevre dallarını tıkaması. Önceki İki tipten farklı olarak bu durumda ani ölüm tehlikesi yoktur. Ama zamanla akciğer enfarktüsü gelişebilir.
Embolinin görülme sıklığı yaşa ve cinsiyete bağlı mıdır?
Read more…
Kasım 03, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar
Akciğer zarı iltihabı genellikle akciğerde verem, emboli ya da apse gibi bir enfeksiyon süreci sonucunda gelişir.
Akciğer zarı iltihabının en kesin tanı yöntemi zar boşluğuna iğneyle girerek (torasentez) burada sıvı bulunup bulunmadığını anlamaktır. Alman sıvı örneği bulanık ya da irinli olabilir. Günümüzde antibiyotik tedavisinin yaygınlaşmasına karşın, bazı olgularda zar boşluğunda biriken irinin cerrahi girişimle konan bir sonda aracılığıyla boşaltılması gerekebilir. Buna drenaj denir. Yinelenen iğneyle boşaltma işlemleri etkisiz kaldığında ya da akciğer zan boşluğunda keseleşmeler geliştiğinde genellikle drenaja başvurulur.
Akciğer zarı (plevra) nedir?
Akciğer zarı ağzı kapalı bir torbaya benzetilebilir. Bir yanı akciğerlere yapışır ve iç katman (viseral plevra) adıyla anılır. Dış katman (parietal plevra) ise göğüs duvarının iç bölümünü döşer. Akciğeri örten iç katmanla göğüs duvarına yapışan dış katman arasında boş bir yank biçiminde uzanan plevra boşluğu bulunur.
Akciğer zarı hastalığı en çok hangi yaşta görülür?
Bebeklerde ve gençlerde daha sık olmak üzere akciğer zarı iltihaplanna her yaşta rastlanabilir.’
Akciğer zarı iltihabı ya da zar boşluğuna sıvı toplanması başka bir hastalığın habercisi olabilir mi?
Genelde bu konuda en kötü olasılıklan düşünmemek gerekir. Ama özellikle erişkinlerde zar boşluğunda toplanan, akciğer zanna da yayılan bir akciğer tümörüne bağlı olabilir.
Akciğer zarı iltihabı olan hastalar nasıl beslenmelidir?
Beslenme özellikle çocuklarda çok iyi düzenlenmelidir. Hastayı fazla zorlamadan yeterli sıvı verilmelidir. Sıvı gerektiğinde damar yoluyla verilebilir, ama yavaş verilmesine, kalp ve dolaşımı fazla yük altında bırakmamasına dikkat edilmelidir. Aynca kabızlığa karşı lavman yapılmalı ya da müshil etkisindeki ilaçlar kullanılmalıdır.
Kaplıca tedavisi hastalığın iyileşme evresinde yarar sağlar mı?
Evet. Kaplıca ortamı özellikle solunum yollannı yerel olarak etkiler. Böylece iltihabın ortadan kalkmasını kolaylaştırarak artan salgıya bağlı tıkanmayı açabilir. Gene de bazı kişileri olumsuz etkileyebileceğinden, kaplıca tedavisi hastanın özelliklerine göre önerilmelidir.
Kasım 03, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar
Eskiden bütün olgular doğrudan doğruya vereme bağlanırken günümüzde veremin bazı durumlarda ve dolaylı bir rol oynadığı düşünülmektedir. Sert bağdoku ve amfizem bülleri (hava dolu kabarcık) oluşumuyla uzun sürede iyileşen orta ağırlıktaki verem olgularında akciğer yırtılması görülebilir. Genel olarak verem, akciğer zannın hemen altında içi hava dolu kabarcıklar ya da kesecikler yaparak iyileşir. Bunların yırtılması akciğer zan boşluğuna hava kaçmasına neden olur. Hava dolu kesecikler genellikle akciğerin tepe bölgesinde yer alır ve bazen ceviz büyüklüğüne erişir. Ayrıca küçük bronşlar düzeyinde gelişerek soluk alırken hava girişine izin veren, ama soluk verirken çıkışı engelleyen bir kapak gibi çalışırlar. Bölgede önce aşırı bir gerilme, ardından keseciğin çeperinde incelme ve en sonunda da yırtılma gözlenir. Read more…
Kasım 03, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar
MULTİPL SKLEROZ VE ATAKLAR
Merkezi sinir sistemini oluşturan beyin, beyincik ve omurilik gibi yapıları etkileyen ve genç erişkinlerde görülen Multipl Skleroz (MS); aslında, ‘bir hastalık’ değil, ‘hastalıklar grubu’dur. MS’in, gelişim süreci içerisinde çok farklı seyreden ya da hastadan hastaya büyük farkların görülebileceği değişik tipleri bulunmaktadır.
MS, hastaların bir bölümünde kısmi de olsa özüre neden olduğu için özellikle gençler arasında kazalar dışında nörolojik özüre en fazla sebep olan sinir sistemi hastalığı olarak kabul edilmektedir. Öldürücü bir hastalık olmayan MS, bulaşıcı da değildir. MS için kalıtsal bir hastalık demek doğru değildir. Read more…
Kasım 03, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar
Denizli Cerrahi Hastanesi’nden kardiyoloji uzmanı Dr. Hakan Göçer, kalp krizinin en tipik belirtisinin göğüs ağrısı olduğunu belirterek, bu tür rahatsızlığı uzun süre yaşayanların mutlaka bir hekime görünmesi gerektiğini söyledi.
Dr. Göçer, yaptığı açıklamada kalp krizine hızlı müdahalenin önemini anlattı.
Özellikle ilk 6-12 saat içinde yapılan koroner anjiyografi ve bunun sonucuna göre tıkanan damarın balon veya stentle açılmasının hastanın yaşamını kurtardığını ifade eden Göçer, Bu nedenle hastanın acil olarak Read more…
Kasım 02, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar
Ortalama 1,5 cm boyunda olan arılar çiçeklerin özsuyunu toplayarak çok değerli bir besin kaybağı olan bal üretirler. Ayrıca çiçeklerin polenlerini taşıyarak döllenmelerini ve meyve oluşumunu sağlarlar.
Ancak bu kadar yararlı olan bu canlıların bazı insanlar üzerinde çok korkutucu hatta ölümcül etkileri olabilir.
Arı alerjisi, toplumda sık görülen ve ölümcül sonuçları nedeni ile dikkatleri üzerine çeken alerjik hastalıklardan biridir.
Arı alerjisine ait ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 2641 yılında Mısır Firavunu Menses in yaban arısı tarafından sokulup ölmesine aittir. Ülkemizde yapılan çalışmalara göre arı alerjisi 2-3 oranında görülmektedir. Dünya üzerinde bir çok arı çeşidi bulunmaktadır. En sık alerji sebebi olan arılar bal arısı Honey bee, sarı arı Yellow jacket, ve eşek arıları Wasp, Hornet dır. Read more…
Kasım 02, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar
Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır.
Toplumun 18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır. Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.
Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır.
Read more…
Ekim 31, 2008
Posted by: admin : Category:
Hastalıklar,
Sağlıklı Yemekler
Ağız kokusu ve yoğurt
Ağız kokusuna karşı yoğurt
Ramazan ayının önemli sorunlarından olan ağız kokusu ağız kuruluğuna bağlı olarak ortaya çıkıyor.
Ramazan ayında ağız kokusunu yiyeceklerle yenin!
Sağlık Bakanlığı Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kulak Burun Boğaz Profesörü Murat Karaşen, ramazan ayının önemli sorunlarından olan ağız kokusunun, ağız kuruluğuna bağlı olarak ortaya çıktığını söyledi.
Read more…