Saglikliyiz.Net

Esen Kalın ;)

Archive for the ‘Hastalıklar’ Category

Çocuklar Yazın Daha Çok Hastalanıyor

Written by admin on Ağu 17th, 2008 | Filed under: Hastalıklar

Çocukların en sık karşılaştıkları yaz hastalıkları şunlardır:

• Güneş yanıkları
• İshal
• Böcek ısırıkları
• İdrar yolu enfeksiyonları
• Üst solunum yolu enfeksiyonları

GÜNEŞ YANIKLARI

Güneşte fazlaca kalmak, güneş yanıklarına neden olmakta ve tatili kâbusa dönüştürebilmektedir. Güneş yanıklarına en fazla UV A ve UV B ışınları neden olmaktadır. Kum ve deniz güneşin etkisini artırmakta; şemsiye altında veya gölgede bulunmak bile güneş ışınlarından korunmaya yetmemektedir.

Açık renk tenli; çilli çocukların güneşte yanma risklerinin daha yüksek olduğu bilinmekte; ancak koyu renk tenli çocuklar da uzun süre güneşte kaldıklarında yanabilmektedirler. Amerikan Dermatoloji Akademisi’ne göre; insanların büyük çoğunluğu 20 yaşından önceki dönemde daha çok güneşe maruz kalmaktadır. Çocukluk yıllarında güneşe maruz kalmanın zararları çok iyi bilinmelidir. Tekrarlayan güneş yanıkları, cilt kanserine neden olmaktadır. Özellikle içi su toplayan kabarcıklar halindeki güneş yanıkları, melanoma (en kötü cilt kanseri) gelişimi için risk faktörüdür. Güneşlenmeden sonraki 2-4 saat içerisinde yanık bulguları maalesef ortaya çıkmamakta; ağrı ve ısınmışlık hissi 48 saat sürebilmektedir.

Güneş yanığında ne yapılmalıdır?

• Çocuklarınızı güneşten hemen uzaklaştırın…
• Çocuğunuza serin (soğuk değil) bir duş ya da banyo yaptırın veya çocuğa serin kompres uygulayın.
• Isıyı tutan krem (vazelin); losyon ya da cildi hissizleştiren krem kullanmayın.
• Çocuğunuza 2-3 gün boyunca ekstra sıvı verin.
• Çocuğunuza ağrı kesici ilaç verin. İlaç tedavisine 2 gün devam edin.
• Çocuğunuzu tümüyle iyileşene dek güneşten koruyun.
• ÇocuÄŸunuza nemlendirici krem uygulayın. (%1’lik kortizonlu kremler hemen uygulanırsa ÅŸiÅŸliÄŸi alır.) (more…)


FENİLKETONÜRİ

Written by admin on Ağu 7th, 2008 | Filed under: Hastalıklar

Fenilketonüri anne ve babanın genleriyle çocuğa geçen  kalıtsal bir hastalıktır Hem anne hem de babada bozuk gen varsa, her bir çocuğun hasta olma olasılığı %25’dir.. Ebeveynlerinin birinden bozuk gen alan çocuk sadece hastalığın taşıyıcısı olur. Çocuğun hasta olabilmesi için hem anne hem de babadan bozuk gen alması gerekir.

Yapılan çalışmalar yeni doğan bebeklerde Fenilketonüri’nin Avrupa Ülkelerinde 10.000-30.000’de bir, ülkemizde ise 3000-4500’de  bir görüldüğünü ortaya koymuştur.

Bu hastalıkla doğan çocuklar protein metabolizmasında yer alan bir enzimin eksikliği nedeni ile proteinli gıdalarla (Et,Süt,Yumurta,vs.) beslendiklerinde, kan ve vücut sıvılarında fenilalanin denen bir maddenin seviyesi yükselir. Bu madde beyin hücrelerini harap ederek çocuğun ileri derecede zeka özürlü olmasına neden olur. İlk aylarda sağlıklı bebeklerden ayırt edilemeyen bu bebekler 2.aydan itibaren gecikmeli gelişim göstermeye başlarlar. 5 ve 6. aylardan sonra oturma, yürüme, konuşma gibi becerileri kazanamazlar. Beyin gelişmeleri normal olmadığından başları küçük kalır ve sık sık havale geçirebilirler.

Fenilketonüri erken tanı konduğunda tedavi edilebilen bir hastalıktır. Erken tanı ve tedavi ile zeka geriliği tamamen önlenir. Fenilketonüri tanısı konan bebekler özel diyet programına alınır. Özel diyet tedavisinde amaç fenilalanin seviyesinin kan ve vücut sıvılarında normal sınırlarda kalmasını sağlamaktır.

(more…)


Hepatit B

Written by admin on Ağu 6th, 2008 | Filed under: Hastalıklar

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Viral hepatitler, gelismis ve gelismekte olan ülkelerde önemli bir toplum sagligi sorunudur. Son yillarda yapilan bilimsel çalismalarla sarilik (hepatit) yaptigi bilinen bes virus tanimlanmistir. Bunlar Hepatit A, B, C, D ve E viruslaridir. Halihazirda yalnizca A ve B hepatiti için asilar mevcuttur. Baska bir çok virusun daha sariliga yol açabilecegi hatirda tutulmalidir (Hepatit F,G, EBV, CMV, vb).

Hepatit A ve E hafif seyirlidir, genel olarak kroniklesmedigi bilinir. B, C ve D ise müzminlesebilir, hayati tehdit edebilir. Hepatit A virus çocukluk çagindaki hepatitlerin (sarilik) baslica nedenidir. Hepatit B infeksiyonu çocuk olgularin üçte birini olustururken, Hepatit C hemen hemen %20 oraninda saptanir. Hepatit D çok nadir olarak ve Hepatit B hepatitiyle birlikte görülür. (more…)


Kızamık

Written by admin on Ağu 5th, 2008 | Filed under: Hastalıklar

Kizamik, yalnizca insanlarda görülen, salginlar yapan önemli bir hastaliktir. Dünyada her yil 1,5 milyon çocugun kizamiktan öldügü tahmin edilmektedir. Hastalik, solunum yoluyla yayilir, son derece bulasicidir. Hasta çocuklar kizamik virusunu, döküntülerin ortaya çikmasindan 4 gün öncesiyle 5 gün sonrasi arasinda çevrelerine yayarlar. Kuluçka devresi 10 -12 gün kadardir. (more…)


Akdeniz Anemisi

Written by admin on Ağu 5th, 2008 | Filed under: Hastalıklar

Talasemi (Akdeniz Anemisi) dünyanın bir çok ülkesinde görülen anne ve babadan çocuklara geçen kalıtsal bir kan hastalığıdır. Bu hastalık Akdeniz ülkelerinde yaygın olduğu için, Akdeniz anemisi olarak da bilinir. Ağır hastalık tipi olan Talasemi Majörden, hiçbir belirtisi olmayan taşıyıcı bireylere kadar geniş bir yelpazeye sahiptir.

1- Talasemi Major (Hasta Tip):  Akdeniz anemisi olarak da bilinir. 3-4 aylıkken başlayan, sürekli kan nakli gerektiren çok ciddi bir kan hastalığıdır. Bu çocuklar kendileri için gerekli hemoglobini yeterli miktarda yapamazlar. Halsizlik, solgunluk iştahsızlık, huzursuzluk, karaciğer-dalak büyümesi sonucu karın şişliği, sık sık ateşlenme iskelet sisteminde değişiklik, yüz ve kafa kemiklerinden başlayarak kemiklerde değişiklik ve tipik bir yüz görünümü ortaya çıkar.Bu hastalar hayatları boyunca düzenli tedavi görmek zorundadırlar. Uygulanan tedaviler zor ve pahalıdır.

(more…)


Verem

Written by admin on Ağu 4th, 2008 | Filed under: Hastalıklar

Verem (tüberküloz) insanligin en eski hastaliklarindan birisidir. Tüberkülozla ilgili bilinen en eski tibbi kayit, milattan bin yil kadar öncesinde yasamis Çinli bilim adami Huang Ti Nei-Ching’e aittir. Arkeolojik arastirmalada bulunan, binlerce yil öncesine ait insan iskeletlerinde, tüberküloza bagli degisiklikler tespit edilmistir. Bu saptamanin ilk örnegi 1908 yilinda Smith ve Ruffer tarafindan Misir’da ortaya çikarilan 3000 yillik mumyada tespit edilen omurga tüberkülozudur. Verem hastaligina neden olan mikrobu ilk kez tanimlayan arastirici Dr. Robert Koch’tur. Bin sekiz yüzlü senelerin ikinci yarisinda yasamis olan ünlü bilim adaminin balgamdan elde ettigi ve tüberkülin adini verdigi süzüntü, günümüzde halen verem hastaliginin teshisinde “PPD” deri testi olarak kullanilmaktadir. Aradan geçen yillar içinde hastaligin tani yöntemleri ve tedavisi konusunda çok büyük ilerlemeler olmasina ragmen tüberküloz, bugün gelmis oldugumuz noktada hala bir halk sagligi sorunu olarak önemini korumaktadir. Hatta son yillarda verem vakalarinda belirgin bir artis meydana gelmistir. (more…)


Reinke Ödemi

Written by admin on Ağu 1st, 2008 | Filed under: Hastalıklar

Reinke ödemi, vokal kıvrımın lamina propriasında (epitelin hemen altındaki yüzeyel tabakada) yaygın bir şeklide sıvı toplanmasıdır. Genellikle vokal kıvrımlar iki taraflı olarak tutulur. Sesini kötü kullananlarda ve kronik sigara alışkanlığı olanlarda sık gözlenir. Vokal kıvrımların sürekli irrite olduğu öksürük ve kronik boğaz temizleme alışkanlığı olan reflü hastalarında da sık görülür. Potansiyel boşlukta gelişen bu ödemin hipotiroidiye bağlı bir miksödem olabileceği de düşünülerek gerekli hormonal testler yapılmalıdır.

Sesin kronik zorlanması sonucunda ödem gelişir. Bu patolojik değişikliklere bağlı olarak vokal kıvrımda kalıcı yaygın polipoid dejenerasyon oluşur ve subepitelyal ödem sesin kullanımına bağlı olarak artıp azalabilir. Larengoskopide vokal kıvrımlar simetrik, donuk renkli, vokal kıvrımların kenarına tutunmuş su torbası gibi bir görünüm mevcuttur. Bazen bu ödem hava yolunu tıkayacak kadar yaygın olabilir. Vokal kıvrımların hacim ve ağırlıkları arttığından, frekans (saniyedeki titreşim sayısı) azalır ve ses kalınlaşır. Hastaların sesi kaba, çatallanmış ve kalındır. Sesin kalınlaşması özellikle bayan hastalar için günlük hayatta sıkıntı yaratmaktadır


Vokal Nodül

Written by admin on Tem 29th, 2008 | Filed under: Hastalıklar

Vokal nodüller, ses telinin mukozal lezyonlar içerisinde erişkin ve çocuklarda görülen en sık ses kısıklığı nedenidir. Genç kadınlarda ve erkek çocuklarda daha sık rastlanır. Sesini profesyönel olarak kullanan kişilerde (sanatçı, öğretmen, santral operatörü) diğer meslek gruplarına oranla daha sık görülür. Fonasyon (ses çıkarma işlemi) sırasında vokal kıvrımların 2/3 ön kısmını içeren membranöz kıvrım titreşime katılırken, aritenoidin vokal proçesinin oluşturduğu ve rijit oaln vokal kıvrımın 1/3 arka kısmı glottik açıklığın kapanmasını sağlar. Titreşim sırasında videostroboskopi ile vokal kıvrımın mukozal diinamiği incelendiğinde, her bir siklustakıvrımın mukozal yüzeylerini karşılıklı olarak birbirleriyle çarpıştığı gözlenir. Tireşim çok güçlü veya çok uzun sürdüğü zaman, vokal kıvrımın membranöz veya titreşen kısmının orta bölümünde ödem ile birlikte lokalize vasküler konjesyon gelişir. Vokal kıvrımı etileyen bu faktörlerin tipine ve şiddetine bağlı olarak subepitelyal alanda gelişen bu ödem, zamanında alınan önlem ve tedavilerle gerileyebilir. Ödemi olşuturan sebeplerin devamlılığı halinde ise mevcut ödem bölgesinde hiyalinizasyonve organizasyon meydana gelir. Bu kronik ödem bazen nodüle dönüşmeksizin vokal kıvrımın yaygın ödemi olarak devam edebilir veya vokal polip haline dönüşebilir. Erken veya yumuşak nodül deyimi esas olarak sıvı birikim safhasıdır ve tıbbi tedavi ve ses terapisinin çok etkili olduğu safhadır. Tedaviye düzenli bir şekilde devam etmeyen kişilerde ödemin organizasyonu sürecinde depozitler birikir ve genellikle aşırı fonasyonun kesilmesiyle bile düzelmeyecek matür veya fibrotik nodül meydana gelir. Fibrotik nodülün sınırları daha belirgindir ve şekli de yuvarlaktır. Renk olarak hemorajik görünüm kaybolmuş ve soluk renktedir.


Akut Viral Larenjit

Written by admin on Tem 29th, 2008 | Filed under: Hastalıklar

Genelikle burun, paranazal sinüsler ve farenksteki akut bir infeksiyona sekonder olarak ortaya çıkar. Damlacık yolu ile bulaşır ve en sık adeno virüs ile influenza virüs sebeptir. İklim değişiklikleri, vücut direncinin düşmesi, fiziksel veya psikolojik stres olayı başlatabilir. Temel şikayetler ses kısıklığı ve gırtlakta ağrı ve rahatsızlıktır. Bu şikayetlere çoğu zaman öksürük de eşlik etmektedir. Ses tamamen kaybolmaz, ancak kaba bir ses vardır. Muayenede ses tellerinin beyaz görünümünü kaybettiği ve şiştiği gözlenir. Tedavide ses istirahati, buhar inhalasyonu, soğuk, sigara ve alkolün yasaklanması gibi destekleyici bir tedavi uygulanır. Koyu ya da pürülan bir mukusun bulunuşu daha agresif bir tedaviyi gerektiren bakteriyel bir infeksiyonu gösterir. Bu durumda tedaviye antbiyotikle birlikte mukolitik ajanlar ilave edilmelidir. Bu tedavi ile akut larenjitler birkaç gün içerisinde düzelir.


Çocuk Felci

Written by admin on Tem 28th, 2008 | Filed under: Hastalıklar

Çocuk felci, “poliovirus” adi verilen mikroorganizmanin neden oldugu önemli bir hastaliktir. Özellikle gelismekte olan ülkelerde ciddi bir toplum sagligi sorunudur. Basit bir gripal infeksiyon gibi ilk belirtilerini veren hastalik, bir hafta içinde ortaya çikan, bacaklardan baslayip yukari dogru ilerleyen felç tablosuyla dramatik bir hal alir. Kaslardaki güçsüzlük, solunum adalelerini de içine alirsa, destek saglanmadigi taktirde ölüme neden olabilir. Felç gelisen olgularda ölüm sikligi % 5 -10, sakat kalma oraniysa %40 kadardir. Hastaligin herhangi bir tedavisi olmadigi için asiyla korunma çok çok önemlidir.

Ilk çocuk felci salgini 1887 yilinda Stockholm’de tanimlanmistir. 1950′li yillara dek denenen çesitli asilama yöntemleri basarisizlikla sonuçlanmistir. 1954 yilinda Salk ölü çocuk felci asisini (IPV), 1957′de Sabin canli-zayiflatilmis-agizdan uygulanan çocuk felci asisini (TOPV) gelistirmistir. Bu gün hala bu iki arastiricinin asilari yaygin olarak kullanilmaktadir. (more…)