Guatr

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

Boyun ön kısımda bulunan tiroid (kalkan) bezinin iltihap ve kanser dışındaki bir sebeble büyümesine guatr denir.

Tiroid bezinin görevi nedir?

Tiroid bezi boynumuzun ön kısmında yerleşik, iki parçalı, küçük bir içsalgı bezidir. Salgıladığı hormon ile vücudumuzun çalışma hızını belirler. Ürettiği hormon azalırsa vücudumuzun çalışma hızı düşer, fazla hormon salgılarsa vücudumuzun çalışma hızı artar.

Hastalığın belirtileri nelerdir? Read more…

Arpacık

Posted by: admin  :  Category: Göz Sağlığı

Sık karşılaşılan bir sorundur. Nadiren cerrahi girişimler gerektirmekle birlikte, genellikle antibiyotik uygulamasıyla ve öteki basit yöntemlerle iyileştirilebilmektedir. Arpacık, etkilediği gözkapağı bezlerine göre ikiye ayrılır. Gözkapağının dışında kirpiklere bağlı yağ bezleri vardır. Bunlar, gözün yüzeyini koruyan yağı (sebum) salgılarlar. Bazen salgı bezi kanalı tıkanır ve içerde kalan bakteriler “dış” arpacığa neden olurlar.

Gözkapağının içinde ise, “meibom bezleri” denen bir dizi bez daha vardır. Bunlar da yağ bezleridir, ancak kirpiklerle bağlantılı değillerdir, gözkapağının arka yüzüne açılırlar. Burada oluşan bir tıkanıklık ve enfeksiyon da “iç” arpacığa neden olur. Read more…

Meniere

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

Tanı nasıl konulur?
Bir doktor ataklarınızın sıklığını, süresini, ciddiyetini ve karakterinin hikayesini değerlendirdikten sonra işitme kaybınızın süresini, değişip değişmediğini, çınlama veya dolgunluk hissinizin olup olmadığını, bunun tek veya çift taraflı olup olmadığını belirleyecektir. Size geçmişte frengi, kızamık veya diğer ciddi enfeksiyonları geçirip geçirmediğiniz, gözünüzde bir iltihap olup olmadığı, bağışıklık sisteminde bozukluk veya allerjinizin olup olmadığı veya geçmişte bir kulak ameliyatı geçirip geçirmediğiniz sorulabilir. Genel sağlığınız, şeker hastalığınız, tansiyonunuz, yüksek kolesterolünüz, guatrınızın, nörolojik veya duygusal problemlerinizin olup olmadığı da sorulabilir. Bazı durumlarda bu problemlere yönelik testler yapılabilir. Kulak ve baş boyunun diğer yapılarının fizik muayenesi ataklar haricinde normaldir.

İşitme testi olan Odiometrik muayene, etkilenen kulaktaki işitme kaybını gösterir. Etkilenen kulakta konuşma ayırt etme yeteneği (hastanın “git “ ve “bit “ gibi benzer kelimeler arasında ayırım yapamaması.) etkilenmiş olabilir. Denge fonksiyonunu değerlendirmek için ENG (elektronistagmografi) uygulanabilir. Bu karanlık bir odada yapılır. Kayıt elektrotları göze yakın yerleştirilir. Elektrodlardan çıkan kablolar kalp monitörüne benzeyen bir makineye bağlanır. Sıcak ve soğuk su, yada hava yavaşça her iki kulak kanalına uygulanır. Göz ve kulak, sinir sistemi sayesinde birlikte çalıştıkları için denge sistemi ölçümünde göz hareketlerinin ölçümü kullanılır. Hastaların yaklaşık %50 sinde etkilenen kulakta denge fonksiyonu azalmıştır. Denge sistemini değerlendirmek için rotasyon testi veya denge düzlemi gibi diğer denge testleri de uygulanabilir.

Uygulanabilecek diğer testler:

Elektrokokleografi (EcoG) bazı Meniere hastalarında iç kulaktaki artmış sıvı basıncını gösterebilir. İşitsel beyin kökü cevabı(ABR)işitme siniri ve beyin yollarının bilgisayarlı testidir.

BT (bilgisayarlı tomografi ) ve MRI (manyetik rezonans görüntülemesi) işitme ve denge siniri üzerinde meydana gelen tümörü belirlemek için gerekebilir. Bu tümörler nadirdir ancak Meniere’e benzer semptomlara sebep olurlar.

Doktor hangi tedavileri önerecektir?

Diet ve tedavi:

Az tuzlu diyet ve bir diüretik (suyu vücuttan atılımını sağlayan ilaç ) Meniere hastalarında atak sıklığını azaltabilir. Diüretikten tam verim alabilmek için tuzu kısıtlamanız ve ilacınızı belirtildiği şekilde düzenli almanız çok önemlidir.

Yaşam biçimi:

Kafein, sigara ve alkolden uzak durun! Düzenli uyuyun ve iyi beslenin. Fiziksel olarak aktif olun ama gereksiz yorgunluklardan kaçının. Meniere hastalığında stres, baş dönmesi ve kulak çınlamasına sebep olabilir. Stres den uzak durun.

Önlemler:

Eğer uyarmaksızın baş dönmeniz olursa, araç kullanmayın çünkü araç kontrolündeki başarısızlığınız, siz ve diğerleri için tehlikeli olabilir. Güvenlik için yüzmeden, merdivenlerden, yapı iskelelerinden vazgeçmeniz gerekebilir.

Cerrahi ne zaman tavsiye edilir?

Eğer baş dönmesi atakları konservatif çözümlerle kontrol edilemiyorsa ve ataklar günlük işleri kısıtlıyorsa aşağıdaki cerrahi işlemlerden biri tavsiye edilebilir:

1) Endolenfatik şant (iç kulak sıvısının boşaltılması) veya dekompresyon (basıncın azaltılması) işlemi işitmeyi koruyan bir kulak ameliyatıdır. Vakaların 1/2-1/3’ünde baş dönmesi ataklarının kontrolu sağlanır. Ancak hiçbir hastada bu kontrol kalıcı değildir. Diğer işlemlere kıyasla daha kısa sürer.

2) Vestibüler nörektomi denge sinirinin iç kulağı terkedip beyine girdiği yerde kesilmesi işlemidir. Baş dönmesi atakların büyük bir kısmı bu ameliyatla tedavi edilebilir ve vakaların çoğunda işitme korunulur.

3) Labirentektomi ve işitme sinirinin kesilmesi : Bir tarafın iç kulağndaki işitme ve denge mekanizmalarının harap edilmesidir. Meniere hastasının etkilenmiş olduğu kulağı çok az duyuyorsa bu yöntem tercih edilebilir. Genellikle baş dönmesi atakları kontrol altına alınır.

Diğer ameliyatlar ve tedaviler de bazı durumlarda tavsiye edilebilir. Cerrahi tedavi gerekli görülüyorsa, cerrahınızla riskleri ve kazanacaklarınızı tartışmalısınız. Her ne kadar Meniere hastalığının tedavisi yoksa da hemen hemen her vakada baş dönmesi kontrol altına alınabilir.

Dizanteri

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

Dışkıda makroskopik olarak kanın görüldüğü ishallere, kanlı ishal denir. İshalle seyreden hastalıklar, gelişmekte olan ülkelerde halen önemli ölüm sebepleri arasındadır. Özellikle bebeklerde, küçük çocuklarda ve yaşlılarda bunun önemi bir kat daha artar.

Kanlı ishaller dizanteriform ishal olarak da adlandırılır.

Çeşitli etkenler söz konusudur. En sık bakteriyel (Shigella cinsi bakteriler ve EHEC) ve paraziter (en sık E.histolytica) etiolojik ajanlar sorumlu tutulmaktadır. Read more…

SİROZ TEDAVİSİ

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

SİROZ TEDAVİSİ

Alkole bağlı sirozun tedavisi yoktur. Yine de hastalığın erken tanısı sonucu alınan bazı önlemlerle hastalığın şiddeti azaltılabilir ve bazı belirtiler hafifletilerek hastayı rahatlatmak amaçlanır. Hepatit sonucu siroz olanlarda ise interferon tedavisiyle virüslerin çoğalması engellenir.

Bunlar dışında şunların mutlaka yapılması gerekir ki hastalık kısmen de olsa kontrol altına alınabilsin:

*

İlk başta kesinlikle alkolü bırakmak gerekir, Read more…

Siroz

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

Siroz karaciğerin kronik (süregen) bir hastalığıdır. Çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir,ama hücre temelindeki oluşum süreci hep aynıdır. Sirozda yineleyen hücre ölümü, halka biçiminde bağdoku artışı ve yumrular biçiminde doku yenilenmesi görülür. Belirtileri ise (Vena porta) toplardamar sisteminde portal kan basıncı yükselmesi ve ilerleyici karaciğer yetmezliğidir.

Karaciğer sirozunun kalıtsal yatkınlık dışındaki en önemli nedenleri, geçirilmiş viral hepatit hastalığı ve alkolizmdir. Bir takım siroz olgusunda ise hastanın öyküsünde alkolizme ya da sarılığa rastlanmaz. Kriptogenetik (nedeni bilinmeyen) siroz adı verilen bu olguların bazısında hastanın sanlıksız bir viral hepatit geçirmiş olabileceği düşünülür. (Ömeğin karaciğer iltihabı sonrasında gelişen siroza özgü büyük yumrıılar görülebilir.) Karaciğerde demir birikmesi (hemokromatoz) ve kronik konjestif kalp yetmezliği de siroza neden olabilir. Read more…

Siyatik

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

Üst bacağın arka kısmı, arka bacağın dış tarafı ve siyatik siniri boyunca yayılan ağrıya siyatik denir. Ağrı, bazen birdenbire gelir. Bazen de yavaş yavaş ilerler. Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler zorlukla yapılır. Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır. Ağrılar yürürken, öksürürken ve gerinirken daha da artar. Halk arasında sinir romatizması da denir. Nedeni, omurlar arasında kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk kayması, omurganın alt bölümünün iltihaplanmış veya zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir iltihabıdır. Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Ayrıca yatak altına kalın bir tahta koymalı,

Belirtileri:

Gerçek siyatiğin en sık belirtisi, arka kalça, alt bacak ve ayağa yayılan ağrıdır. Bel ağrısının eşlik ettiği durumlarda daha da kötüleşir. Sıklıkla ağrıya sebep olabilecek bir yanlış hareket veya travma öyküsü yoktur. Ayakta kalma, oturma, ağır kaldırma ağrıyı şiddetlendirebilir.Yan pozisyonda kıvrılarak yatmak sıklıkla ağrıyı azaltır. Nadiren uyuşmalar,kas güçsüzlüğü, barsak ve mesane fonksiyon bozuklukları siyatiğe eşlik edebilirse de bu semptomlar nadiren görülür.

Teşhis ve Tedavi:

Öykü ve fizik muayene siyatik teşhisinin önemli bir parçasıdır. Hastaların çoğunluğunda tıbbi yardım gereklidir ve bu tedavinin en önemli bölümünü de yatak istirahati, hareketleri sınırlandırmak,enflamasyonu önleyen ilaçlar ve fizik tedavi oluşturur.Fizik tedavi ve doktor tarafından önerilecek germe ve güçlendirme egzersizleri hastanın işine dönebilmesinde çok faydalıdır. Fizyoterapistler size duruş şekliniz, vücut mekaniğiniz ve uygulayacağınız egzersiz proğramı hakkında bilgi vereceklerdir. Isı, ultrason, transcutaneous electrical nerve stimulation (TENS), elektriksel uyarım, hidroterapi ve masaj tedavide en sık kullanılan fizik tedavi modaliteleridir.

Dördüncü ve beşinci bel omurları arasından çıkan, buradan topuklara kadar uzanan “siyatik” adı verilen sinirde görülen ağrılı bir hastalıktır. Siyatik ağrısı kendisini iki şekilde belli eder: Ya devamlı hafif bir ağrıdır ya da arada bir gelen şiddetli ağrıdır. Ağrılar, siyatik siniri boyunca, kalçadan topuğa kadar uzanır.
Siyatik ağrısı, bazen “bel fıtığı” ile karıştırılmaktadır. Ağrının siyatik sinirinden kaynaklandığını anlamak için hasta sırt üstü yatırılır. Bacak gergin bir halde iken yavaş yavaş yukarı kaldırılır. Bu sırada uyluğun arka yüzünde bacağa hatta ayağa kadar uzanan kasıntılı bir ağrı duyuluyor ise siyatik şüphesi kesinleşir. Bacak ne kadar yukarı kaldırılırsa, ağrı o derece şiddetli olur.

Nedenleri Sebepleri:

Siyatiğin çok çeşitli sebepleri vardır. Başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:

Omurga kireçlenmesi
Omurga tümörleri
Bel fıtıkları
Omurga enfeksiyonları
Doğumdan gelen bazı rahatsızlıklar
Omurganın alt kısımlarında meydana gelen kırık, çıkık ve zedelenmeler
Leğen kemiklerinde veya bu bölgeye yakın organlarda hasarlanmalar
Gut, şeker hastalığı, bazı sinir tahriş edici ilaçların siyatik siniri çevresine enjekte edilmesi
Bazı iç organ tümörleri

Ne Yapmalı?
Uygulanacak tedavi şekli, siyatik sinirini etkileyen asıl faktörün ortaya çıkarılmasından sonra tesbit edilir.
Tedavinin ilk dönemlerinde ağrı kesici ilaçlar ve yatak istirahati verilir.
Daha sonra sıcak banyolar, kaplıca kürleri, masaj ve fizik tedavi usulleri tatbik edilir.

Siyatik (ischiadic) sinirin irritasyonu (uyarılması - harabiyeti) sonucu meydana gelen ağrılı duruma verilen isimdir. Siyatik sinir vücudun en uzun siniridir. Omuriliğin bel kısmından çıkar, bacaklara kadar uzanır. Siyatik ifadesi, bu sinir irrite edildiğinde, sinir boyunca meydana gelebilen ağrıları tanımlamak için kullanılır. Bu uyarılma genelde siyatik sinirin çıkış yerindeki disklerde meydana gelen kaymalar veya sinirin yolu boyunca oluşan eklem iltihapları nedeniyle oluşur.

Bulgular
Siyatik rahatsızlığında, belden başlayan ve arka kısımda aşağılara inerek bacaklara kadar (nadiren ayaklara da) vuran ağrılar meydana gelir. Ağrı genelde acı, yanma veya soğukluk hissine neden olur. Başlangıçtan sonra rahatsızlık derece derce ilerler, geceleri ağırlaşır, ve hareket etmekle tekrarlayabilir. Siyatik rahatsızlığında; etkilenen bacakta karıncalanma, hissizlik ve kas güçsüzlüğü görülebilir.

Tanı
Tanı genelde fizik muayene ile konur. Doktorunuz aynı zamanda sizden röntgen, tomografi ve MR da isteyebilir.

Hastalığın Seyri
Siyatik genelde iyi bir istirahat ve belirli hareketlerin yapılmaması sonucu iyileşir. Çoğu hasta 6 hafta içerisinde kendilerini daha iyi hissederler.

Korunma
Bir kez siyatik tanısı konduktan sonra, yapılacak belirli egzersizler, germe hareketleri ve diğer fizik tedavi programları sayesinde ağrıların tekrar ortaya çıkmasını engelleyebilirsiniz. Bunlardan bazıları aşağıda verilmiştir:

Duruş pozisyonunun düzeltilmesi:
Ayakta dik olarak durun, kulaklarınız ile omuzlarınız aynı çizgi üzerinde olsun (yani tam olarak ileriye bakın), duvara yaslandığınızda kürek kemiklerinizin ucu ve kalçanız aynı anda duvara değsin, baldırlarınız gergin olsun.

Karın kaslarınızı güçlendirin:
Karın kaslarınızın güçlenmesi belinize de destek olacaktır. Günde 10-20 kez mekik yaparak bunu sağlayabilirsiniz, ancak bu hareketi yaparken belinizi yere tam olarak değdirin veya belinizin altına destek koyun.

Yürüyerek ve yüzerek bel kaslarınızı güçlendirebilirsiniz.

Yük kaldırırken dikkatli olun. Bir şeyi kaldırırken mutlaka çökerek kaldırın, kesinlikle eğilerek kaldırmayın. Bu şekilde sadece belinize değil kollarınıza ve kalçalarınıza da yük dengeli olarak dağılır.

Uzun süre oturmayın ve uzun süre ayakta durmayın. Eğer uzun süre oturmak zorunda iseniz, düzenli aralıklarla ayağa kalkın ve en azından birkaç adım yürüyün. Devamlı ayakta durmanız gerekiyorsa ara sıra tek ayak üzerinde durarak ayaklarınızı ve belinizi dinlendirin.
Uygun bir pozisyonda uyuyun. Bunun için yan yatın, yan yatamıyorsanız belinizin altına yastık koyarak yatın.

Bir sandalyeye oturup, yere doğru eğilin, ağrı hissettiğiniz anda 30 saniye kadar bekleyin. Bu şekilde geme egzersizi yapmış olursunuz. Daha sonra rahat edeceğiniz bir konuma geçin, bu germe hareketini 6 kez tekrarlayın.

Kesinlikle yüksek topuklu ayakkabı giymeyin; 3 - 4 cm den daha yüksek topuklu ayakkabılar vücut ağırlığınızın öne kaymasına neden olarak bel ve sırt kaslarınıza fazladan yük bindirir.

Tedavi

Siyatik genelde iyi bir istirahat ve belirli hareketlerden sakınarak tedavi edilebilir. Doktorunuz sıcak ve soğuk uygulaması önerebilir. Bunların yanı sıra ağrı kesici ilaçlar (asetaminofen, aspirin, naproksen, ibuprofen gibi) almanızı da tavsiye edebilir.

Ağrılarınız birkaç günden fazla sürerse veya günlük hayatınızda yapmanız gereken işler bu ağrılardan dolayı aksamaya başlamışsa doktorunuza başvurun. Bacaklarınızda, kasıklarınızda veya makat bölgenizde aniden meydana gelen bir hissizlik durumunda veya idrar ve dışkı tutamama durumunda DERHAL doktorunuza müracaat edin. Bu bulgular yukarıda anlatılan yöntemlerle tedavi edilemeyecek bir surumda olduğunuzun habercisi olabilir.

Hastaların az bir kısmında ameliyat gerekebilir.

Lenfoma - Kan hastalığı

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar, Kanser

Vücudumuzda “lenf” adı verilen renksiz sıvıyı taşıyan çok küçük damarlardan oluşmuş bir ağ vardır. Bu ağa “lenfatik sistem” denir. Lenf sıvısı içinde, vücudumuzdaki enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı savaşan lenfosit adlı beyaz kan hücreleri (akyuvarlar) bulunur. Vücudumuzdaki bu geniş ağın bağlantı noktaları bezelye büyüklüğündeki lenf düğümleridir. Lenf düğümleri koltukaltında, ensede, kasıkta, göğüste ve karında yoğunlaşmıştır. Lenf düğümleri, lenf sıvısını filtre ederek bağışıklık yanıtının oluşmasını sağlar. Dalak, timüs bezi, bademcikler ve kemik iliği de lenfatik sisteme dahil olan organlardır.

Bazı durumlarda lenfositlerde kanser gelişebilir ve kanserli lenfositler çoğalarak normal yapıdaki lenfositlerin yerini almaya başlar. Sonuçta vücudun bağışıklık sistemi baskılanır ve görevini yerine getiremez hale gelir.
Read more…

Mide yanması için ne yemeli ne yememeli

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

Mide yanması için ne yemeli ne yememeli

Hazmı kolay olmayan kızartmaları ve yağlı yiyecekleri sofranızdan uzaklaştırın. Ağır yağlı, fazla kremalı ya da soslu besinleri yemeyin. Çikolata, içerdiği yüksek dozdaki yağ ve kafein nedeniyle hassas mideye zarar vererek yanma hissine yol açıyor. Sütlü çikolata, daha az yağ içeren bitter çikolataya oranla daha tehlikeli olduğundan çikolata sevenler genelde sütsüz olanını tercih etmeli.

Kafeinli içecekler mide için çok zararlı. Kahve, çay ve kola gibi içecekler hassas mideyi yorar. Eğer mide yanmasından şikayet ediyorsanız ve kahve içmeden duramıyorsanız kafeinsiz kahveyi tercih edin.
Read more…

Mide Yanması

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

Yemek borusunun alt kısmında, aşağı özofegal sfinkter olarak adlandırılan halka gibi bir kas vardır. Bu kas aynı bir valf gibi çalışır. Bir yiyecek yuttuğunuzda, bu halka benzeri kas yiyeceğin mideye girmesi için açılır. Bu halka daha sonra, yiyeceklerin yemek borusuna kaçmaması için kapanır.

Bu sfinkter kas düzgün çalışmadığında ise, midedeki yiyecekler ve asit yemek borusuna geri döner. Yemek borusunda midedeki gibi koruyucu bir tabaka olmadığı için, asit burada acıya neden olur.

Midede, oldukça fazla miktarda asit salgılanmasına karşın,asidin zararlı etkilerinden kendini koruyacak birçok koruma mekanizması da mevcuttur. Read more…

otizm ve otistik genel bilgiler otizm ve otistik genel bilgiler - saglik hakkinda hersey saglik hakkinda hersey -