Saglikliyiz.Net

Esen Kalın ;)

Archive for Nisan, 2008

Patlıcan

Written by admin on Nis 19th, 2008 | Filed under: Şifalı Bitkiler

Diğer adı
solanum melongena / badincan /

Patlıcan ılık iklimlerde senelik, tropik iklimlerde ufak bir ağaç şeklinde büyüyen çok senelik bir kültür bitkisidir. Her yerde yetişir. Anavatanı Hindistan’dır. Çekirdeksiz ve yumuşak olanı iyiidir. Ülkemizde çok tüketilen patlıcanın önemli bir yeri vardır. Yemeklik değeri yanında uzun yıllardan beri halk arasında ilaç olarak da kullanılmaktadır

Tıbbi özellikleri
İdrar söktürücü, Bağırsakları çalıştırır. Kilo verdirir

Dikkat: Şeker, mide, bağırsak, karaciğer hastalıkları ilerlemiş olanlara yasaktır.

Önerilen kullanım şekli

*İçinde A-B1-B2-B3-B6-C vitaminleri bulunur.
*Zeytinyağlı yapılarak közlenip kabuklarının soyularak yenmesi daha faydalıdır
*Patlıcan, A vitamini,fosfor ve kendine has bazı esanslara sahiptir.
*Patlıcan yenirse ter kokusunu güzelleştirir.
*İdrar söktürür.
*Uzmanlar, patlıcanın, A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu, bunlarla sinirleri teskin ettiğini ve kalp çarpıntısını giderdiğini vurguluyor. Patlıcanın pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki fazla suyu dışarı boşalttığını ve kilo verdirdiğini kaydeden uzmanlar, şeker hastalarının, patlıcan salatasından çok fayda gördüğünü, kansızlığa iyi geldiğini, kanı arttırdığını ve kalbe sükunet verdiğini ifade ediyor.Uzmanlara göre, patlıcan, en sağlıklı olarak kül veya ocakta pişirilip kabukları soyulmalı ve ince kıyılmalı.


Pratik Maskeler

Written by admin on Nis 19th, 2008 | Filed under: Tedaviler

NEMLENDİRİCİ MASKE:
1 kaşık süt ve 1 yumurta sarısını karıştırın. Karışımı yüzünüze sürerek (10-15 dakika) bekleyin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın.

KIRIŞIKLARA KARŞI MASKE:
Biraz kaymakla soyulmuş elmayı iyice ezip karıştırın. Bu işlemi haftada 1 kez uygulayın.

YAĞLI CİLTLER İÇİN MASKE:
1 yumurtanın akı, 3-4 damla limon suyu ile çırpılır. İçine biraz yulaf unu karıştırılıp, yüze sürülür. Yarım saat bekletilip, yüz yıkanır.

KURU CİLTLER İÇİN MASKE:
Bir miktar tuzsuz tereyağı, 1 tatlı kaşığı mısır sütü ile karıştırılıp yüze sürülür. 20 dakika bekletilip yıkanır.

NORMAL CİLTLER İÇİN MASKE:
Bir miktar rendelenmiş elma , biraz süt ile ılıklaşana ısıtılır. Isıtıldıktan sonra, yüze sürülür. 20 dakika bekletilir ve yüz yıkanır.


Papatya Çayı

Written by admin on Nis 19th, 2008 | Filed under: Şifalı Bitkiler

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

İNGİLTERE’DE yapılan bir araştırmaya göre, papatya çayı soğuk algınlığından koruyor ve âdet sancılarına iyi geliyor. Imperial College’ın araştırmasında, 2 hafta boyunca günde 5 bardak papatya çayı içen 14 deneğin vücudunda, soğuk algınlığına karşı koruyucu olan hippurat maddesiyle âdet dönemlerindeki kas spazmlarını önleyen glisin maddesinin arttığı belirlendi


Peynir Dişe Birebir

Written by admin on Nis 19th, 2008 | Filed under: Diş Sağlığı

Uzmanlar, şekerli, yapışkan gıda yendikten sonra dişlerin fırçalanmasının mümkün olmadığı durumlarda ağzın suyla çalkalanmasını ya da bir bardak su içilmesini tavsiye ediyor. Uzmanlar, şekerli gıda yendikten sonra ağza atılacak bir parça peynirin, şekerin dilleri çürütme etkisini giderme açısından da son derece önemli olduğunu belirtiyor.

Bir parçası bile yarıyor
Gıda maddeleri, şekerli ve asitli gıdalar ile dişler üzerine yapışıp kalan, kolay temizlenemeyen maddelerin diş sağlığı için sakıncalı olduğunu bildiren Türk Dişhekimleri Birliği, bunları tamamen kesmek yerine belirli bir düzen içinde tüketmenin daha doğru olacağını kaydetti. Şekerli, yapışkan ya da asitli gıdaların 3 ana öğün içinde tüketilmesini tavsiye eden TDB, “Öğün aralarında elma, havuç gibi sert dişleri temizleyip diş etine masaj yapacak gıdalar yenmelidir. Şekerli, yapışkan gıda yendikten sonra dişlerin fırçalanması mümkün değilse ağız suyla çalkalanmalı ya da bir bardak su içilmelidir. Yine şekerli gıda yendikten sonra ağza atılacak bir parça peynir, şekerin dişi çürütme etkisini gidermesi açısından son derece önemlidir” uyarısında bulundu.

Çürükler fazlalaştı
Diş çürüğünün eskiye oranla daha fazla görüldüğü vurgulanarak, “Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde diş çürüğüne eskiye oranla daha sık rastlanıyor. Bunun sebebi beslenme alışkanlıklarının değişmesidir. Eskiden insanlar sert gıdalarla beslendikleri için doğal yollarla dişlerde bir temizlik sağlanırdı. Günümüzde hazır gıda endüstrisinin gelişmesiyle birlikte bu tür gıdaların tüketimi de arttı. Bisküvi, şeker, çikolata, kola gibi her an elimizin altında olan bu gıda maddeleri dişlerin üzerine yapışıp kalan ve asit oluşturan maddeler oldukları için günümüzde diş çürüğü artışının başlıca sorumluları olarak kabul ediliyor. Diş dostu olarak kabul edilen gıda maddelerinin başında proteinler gelir.
Yer fıstığı da iyi geliyor
Vücudumuzun temel yapı taşını oluşturan bu maddeler hem dişlerin gelişimi sırasında hem de diş sağlığı açısından mutlaka tüketilmesi gereken gıda maddeleridir. Yüksek protein içeriğinin yanı sıra diş sağlığındaki önemi açısından peynir, özellikle şekerli gıda tüketimi sonrası şiddetle tavsiye edilen bir besindir. Yer fıstığı da içeriğindeki fosfat sebebiyle çerez türü yiyecekler arasında diş dostu olarak nitelendirilen bir besindir. Rafine edilmemiş hububat (beyaz undan yapılmış ekmek yerine kepekli esmer ekmek) diş sağlığı açısından tercih edilmelidir” denildi.


Portakal - Şifalı Bitki

Written by admin on Nis 19th, 2008 | Filed under: Şifalı Bitkiler

Kış aylarının vazgeçilmez ve en bilindik meyvesi Portakal

Portakal ağcının tertemiz duru çiçeklerinden örülmüş taç kadar güzel bir şey olamaz diye düşünürüm her zaman kışın bu gösterişli meyvesinin çiçeklerinin yanında gerçek bir güneşi andıran Turuncu rengi, parlak kabuğu,yan yana koyduğumuzda bir ressamın düşleyebileceği en güzel resmi olduğunu görürüm . Bu kadar güzellikten sonra ağza dolan şekerli doyulmaz tadı yanında tedavi edici bitkisel özelikler açısından yaprakları ve çiçeklerinin de faydaları sayılmakla bitmiyor.

Her mevsimde ama en çok kış aylarında tüketilen portakal , hastalara şifa niyetine yedirilmiş, sofra dekorasyonunda kullanılmış, armağan olarak verilmiştir.Bugün elmadan sonra dünyanın en çok tüketilen meyvesidir.Çiğ haliyle tüketilmesinden başka,reçeli , konservesi yapılan portakal, günümüz mutfaklarında çokça kullanılan bir lezzet halini almıştır. Çinlilerin portakallı ördeğini bilmeyenimiz yoktur. Pasta, tatlı , reçel yapımında kullanılan portakal, özellikle Fransız mutfağında ve kümes hayvanlarıyla pişen yemeklerde çokça aranan bir meyvedir.

Bitkisel ilaç olarak da kullanılır. Bitkisel ilaç olarak kullanacağınız portakalın,yaprak çiçekleri kimyasal işlem görmemesi , sabah çiğ yağmadan,çiçekleri kapalı durumda açmadan yaprakların yeşil rengi gitmeden toplanıp,ışık almayan bir yerde gölgede kuru hava da kurutulması gerekir.Hesperides bahçesinin altın elmalarına benzetilen portakal , organizmaya çok sağlıklı etkileri olduğu o zamanlardan beri yazılmış ve söylenmiştir.Herkül’ün 10 kişi olarak ölümsüzlük bağışlayan bu altın elmaları kopartmak için Hesperides bahçesinin bulunduğu dağlara gittiği tarihte geçer.

Portakal, besin değeri yönünden zengin bir meyvedir. Önemli bir askorbit asit kaynağıdır. Vitamin özellikle C-B-P vitamini yönünden oldukça zengin olan bu meyve soğuk algınlıklarında, nezle ve griplerde birebirdir. Nadir yiyeceklerde bulunan P vitamini vücudumuz da ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar.Bunların kireçlenip sertleşmesini önler,böylece damar çatlamalarınsan meydana gelecek kanamalara ve felçlere mani olur. Bacaklardaki varisi geçirir.

Genelde kabukları soyularak yenilen portakalın suyu da kendisi kadar yaygın tüketilir. Doğal haliyle içildiği gibi alkollü ve alkolsüz kokteyllerde de kullanılan meyve sularından biridir. Çok sayıda keseciklerle dolu olan kabuğundan parfüm, şeker sanayilerinde yararlanılır, Serinletici içeceklerin yapımında uçucu yağları kullanılır.

Çiçeklerinden yatıştırıcı ve spazma karşı bir su çıkartır.Bu su en bulunmaz bir yatıştırıcıdır.Aşırı heyecanlananlara sıkıntısı çok olanlar portakal ağacı çiçeğine başvururlar .çiçeklerinden çıkarılan esans parfümeride kullanılır.Çocuklara hastalık atlatanlara gençlere ve özellikle yaşlılara çok yararlıdır,şeker oranı düşük olduğundan şeker hastalarına sağlık verilir.Portakal suyu her tür gribe organizma zayıflıklarına ateşe anjinlere sindirim sistemi bozukluklarına böbrek ve idrar kesesi hastalıklarına karşı bol bol önerilir.Pişirilmiş portakal içi ülser ve apseler üzerine büyük yakılar biçiminde uygulanırsa çok iyi sonuç verdiği uzmanlar tarafından söyleniyor.

Portakal Kabuğu(acı portakalın soyulmasından elde edilmiş olmalıdır bildiğimiz portakal kabuğu değil, acı portakal bergamut ,altıntop ,kızmemesi olarak biliniyor)toniktir,uyarıcı ve istek uyandırıcıdır.Mideye yardımcıdır,bağırsaklarda biriken gazları dışarı atar ,kurtları düşürür.Kabuklarından çıkan uçucu sıvıdan elde edilen portakal esansı kolonya suyu hazırlanmasında kullanılır.Acı portakalın kabuğundan yapılan Bergamut esansı ,yaraları apseleri ,ülseri ve cilt yanıklarına iyi gelir.

Portakal Yaprakları özelikle acı portakal ağıcının yaprakları çay gibi demlenip içildiğinde sinirlilerde iç sıkıntılarında astlım, migrenlerde iyi geldiği uzmanlar tarafından söylenir.Tonik özeliği vardır.

Ev likörü olarak 100gram meyve kabuğunu,meyvelerden yapılmış yarım litre alkollü bir içki içersinde bir hafta emiştirmeye bırakın süzün.mide ve bağırsak uyarıcısı olarak yemeklerden önce bir kahve kaşığı için.
Yatıştırıcı olarak yarım avuç kuru yaprağı bir litre kaynar suya atın günde iki fincan için içilir.

Özel kokulu bir yağ içeren ve turunçgiller ailesinden olan bu meyvenin anavatanı Çin’dir. Daha sonra başta İspanya ve tüm Akdeniz ülkelerinde, Güney Afrika ve Amerika gibi sıcak bölgelerde üretilmeye başlanmıştır. Portakalın yafa ( şamutu ), washington navel portakalı, ince kabuklu, karın kısmı geniş meme portakalı, valensiya gibi türleri Türkiye’de Akdeniz bölgesinde özellikle Antalya ve İçel’de yetiştirilmektedir. Acı portakal olarak bergamut,altıntop ,kızmemesi olarak bilinir.

Alınan bilgiler:Maurıce Messegue ,şifalı otlar.
Mehmet Göbelez ,gıdalarımız sağlığımız.


Pelin Otu - Şifalı Bitki

Written by admin on Nis 19th, 2008 | Filed under: Şifalı Bitkiler

Pelinotu (Artemisia absinthium)

Yöresel adları: Akpelin, acıpelin, büyük pelin

Bitki özellikleri: Bir metre yüksekliğe kadar ulaşan sap, bitkinin tümünde olduğu gibi, sık tüylüdür. Yapraklar parçalı, gri-yeşil renklidir. Yuvarlak top çiçekler, aşağı doğru sarkan sarı salkımlar oluştururlar. Aromalı keskin bir kokusu ve baharatlı acı bir tadı vardır.

Bileşim: Thuyon, thuyol, artabsin içerikli uçucu yağ, absinthin içerikli acı madde, tanen.

Toplama ve hazırlama: Temmuz-eylül arasında, çiçekli ve yapraklı üst bölümler kesilir, demetlenerek, gölgelik bir yere asılarak kurutulur. Daha sonra ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.

Kullanım alanları ve biçimleri: Pelinotu, amara aromatica grubu acı madde drogudur. İştahsızlık, sindirim zorlukları ve safrakesesi rahatsızlıklarına karşı etkisiyle ünlüdür. Yetersiz asit salgılı midelerdeki mukoza iltihabına ve kronik mide mukozası iltihabına karşı kullanılabilir. Mide duvarı ve safra yolları kaslarının esnekliğini arttırır. İştah açması beklendiğinde yemekten önce, sindirimi uyarması beklendiğinde yemekten sonra 1 bardak bitki çayı içilmelidir. Pelinotu çayını tatlandırmaya çalışmamak gerekir; çünkü başarı şansı yoktur. Ayrıca, tatlandırıldığında etkisi azalır. Safrakesesi duyarlı kişiler, günde yalnızca 1 bardak pelinotu çayı içtiklerinde, büyük rahatlık duyacaklardır. Soğuk algınlığı ve gribe karşı da hafif etkilidir. Nekahet devrinin kısalmasını sağlar, organizmayı güçlendirir. Pelinotu genel olarak, organizmanın savunma gücünü ve safrakesesi salgılarını arttırır. Ağrılı adet görmeye karşı kullanılabilir. Adet kanaması artar ve böylece ağrılar diner.

Mide ve bağırsak ülserinde ve ağır böbrek hastalıklarında kullanılmamalıdır.

Pelinotu çayı: 1-2 çay kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Soğutulmadan içilmelidir. Nane ile karıştırıldığında etkisi artar.

Yan etkiler: Önerilen dozajlar aşılmadığında, bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Hamileler kullanmamalıdır. Uzun süreli kullanılmamalıdır.


Papatya (Chamomilla recutita)

Written by admin on Nis 19th, 2008 | Filed under: Şifalı Bitkiler

Papatya (Chamomilla recutita)

Yöresel adları: Mayıs papatyası, tıbbi papatya, adi papatya, babunç

Bitki özellikleri: 15-40 cm yükseklikte ve çok dallıdır. Bilinen en küçük papatya türlerinden biridir. Sarı göbekleri dışa doğru konik biçimlidir ve yalnız kendine özgü biçimde, içleri boştur. Tatlı aromalı bir kokusu vardır. Mayıs-haziran aylarında çiçeklenir.

Ülkemizde, hangi papatya türünün tedavi amaçlı kullanılması gerektiğini, şifalı bitki satıcılarının bile çok büyük bir bölümü ne yazık ki bilmez! Türü belirsiz, papatya benzeri çiçekler karışımını halka bir güzel satarlar. Öncelikle bebeklerin ve küçük çocukların dostu olarak görülmesi gereken mayıs papatyasına hak ettiği saygının gösterilmemesi ne kadar acı!!

Bileşim: Chamazulen, bisabolol ve enoletherpolyin içerikli ve mavi renkli uçucu yağ, sesquiterpenlactone, cumarine.

Toplama ve hazırlama: Mayıs-haziran aylarında açan çiçekler, ilk hafta boyunca etkinliklerinin doruğundadır. Yani, çiçekler açtıktan hemen sonra, sapsız olarak, güneş iyice yükseldiğinde toplanır. Toplamanın hemen ardından, geniş bir eleğe serilerek, gölgede kurumaya bırakılır. Papatyanın etkinlik derecesi, çiçeklenmeden toplamaya kadar geçmiş olan sürenin kısalığına ve kurutma şartlarına göre, artar veya eksilir. Toplanan taze papatyalar, plastik torbalara kesinlikle koyulmamalıdır! Çünkü, hava alamayan çiçekler kısa sürede bozulur.

Banyo katkısı olarak, çiçeklerle birlikte sap ve yapraklar da toplanmalıdır. Saplar demetlenerek bağlanır ve gölge bir yere asılarak kurumaya bırakılır. Kuruduktan sonra, eğer banyo katkısı olarak kullanılmak istenmezse, çiçekler her zaman saptan ayrılabilir. Ayrıca, çiçekler sapların ucunda daha sağlıklı kuruyabilir.

Kullanım alanları ve biçimleri: Olağanüstü geniş bir kullanım alanı vardır. Ama o her şeyden önce, bebeklerin ve küçük çocukların koruyucusudur. Onların her derdine deva olabilir. Anneler, mayıs papatyasını evlerinden hiç eksik etmemelidirler.

Genel olarak, bitkinin dört önemli alanda etkili olduğunun bilinmesi gerekir. İltihap giderici, kramp çözücü, yatıştırıcı ve gaz söktürücü. Papatya içten ve dıştan kullanılabilir. İçten, çay içimi ve tentür kullanımı, dıştan, buğu solunumu, gargara, çalkalama, yıkama ve banyo, papatya yağı ile de friksiyon biçiminde kullanılır.

Papatya çayı öncelikle mide hastalıklarına karşı kullanmalıdır. Ağrı ve düzensizlikler kısa sürede sona erer, hasta rahatlar. Bitki çayı ile, mide mukozası iltihabı, hatta mide ülseri tedavi edilebilir. Bu tedavide, uzunca bir süre boyunca, günde 3 bardak papatya çayı, tatlandırılmadan ve yemeklerden önce içilmelidir. Safrakesesi kaynaklı mide rahatsızlıklarında, papatyanın, nane ve oğulotu ile eşit oranda karıştırılması daha doğru olur. Eğer mide rahatsızlığı sinirsel kaynaklı ise, papatya-oğulotu karışımı etkili olacaktır. Üst solunum yollarındaki tahriş veya iltihap nedeniyle oluşan rahatsızlıklarda papatya buğu solunumu çok rahatlatıcıdır.

Dıştan kullanımda, mukoza ve deri iltihaplarına karşı gargara, çalkalama veya yıkama biçimi uygulanabilir. İltihap gidericiliği sayesinde, zor iyileşen yaralara kompres biçiminde uygulanır. Papatya, mantar hastalıklarına karşı da, yıkama biçiminde kullanılabilir. Anal ve vaginal bölgelerdeki tahriş ve iltihaplanmalarda, oturma banyosu veya buğu tedavisi yapılabilir. Kronik nezle, kronik ağız içi iltihabı da, papatya buğusu ile tedavi edilebilir.

Romatizmal kas ağrıları, papatya yağı ile yapılan friksiyonlarla hafifletilebilir. Kötürüm organlara da aynı biçimde masaj yapılabilir, çok rahatlatıcıdır.

Papatya tentürü, öncelikle sinir sisteminin tedavisinde kullanılır. Duyarlı sinir sistemini ve duyum organlarını papatya tentürü çok olumlu etkiler. Bu nedenle, kafa ve yüz nevraljilerinde, göz ve kulak iltihaplarında, diş ağrısında ve kramplı mide ağrılarında papatya tentürü kullanılmalıdır. Hatta, romatizmal ağrılar bile böylece hafifletilebilir. Günde 5-6 kere, biraz suyla veya kesme şekere içirilerek, 8-10 damla alınabilir.

Papatya çayı: 1-2 tatlı kaşığı dolusu çiçek, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Tatlandırılabilir, ama tatlandırılmadığında daha etkilidir. Çok sıcak değil, ama sıcak içilmelidir. Günde 3-4 bardak yeterlidir.

Papatya banyosu: Bir tam banyo için 5-6 avuç dolusu ince kıyılmış çiçek, sap ve yaprak, 2 litre kaynar suyla haşlanır, 15 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir. Banyo süresi 15-20 dakikadır. Gözler banyo suyuna temas etmemelidir.

Papatya buğusu: 2 yemek kaşığı dolusu, ince kıyılmış çiçek veya çiçek-sap karışımı, yarım litre suda kaynama derecesine kadar ısıtılır ve kafa büyük bir havluyla örtülerek, gözler kapatılır ve solunmaya başlanır. Süre 10 dakika kadardır. Aynı su iki kere daha kullanılabilir.

Papatya yağı: Taze çiçekler, bir şişenin boğazına kadar doldurulur ve üstüne saf zeytinyağı eklenir. Yağ çiçeklerin üstüne çıkmalıdır. Şişe 14 gün boyunca sıcak bir ortamda veya güneşte bekletilir ve her gün çalkalanır. Süre sonunda süzülür ve kullanılır. Buzdolabında tutulmamalıdır.

Papatya tentürü: Taze çiçekler küçük bir şişeye doldurulur. Üstüne 70 derecelik etil alkol eklenir. Alkol çiçeklerin üstüne çıkmalıdır. Şişe 14 gün boyunca sıcak bir ortamda bekletilir ve her gün çalkalanır. Süre sonunda tülbentten geçirilerek süzülür ve 5-6 misli, 70 derecelik etil alkolle inceltilir, 20-30 kere çalkalanır. Tentür kullanıma hazırdır.

Yan etkiler: Dozajlara uyulduğunda, bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Ama onu yıllar boyunca aralıksız kullanmak doğru olmaz. Papatya çayı ile göz banyosu yapılmamalıdır. Konjoktivite yol açabilir.


Soğan Suyu - Şifalı Bitki

Written by admin on Nis 19th, 2008 | Filed under: Şifalı Bitkiler

Günümüzünyorucu şartları altında kendinizi iyi hissetmek için Mısırlı, Fransız,Çinli ve hatta Japonlar’ın geleneksel besin maddelerini kullanarak,zindeliğinize yeniden kavuşmanız mümkün. Örneğin Fransızlar gün boyuzindelik amaçlı her sabah bir parça soğan tüketirdi. Araplar ise dahagenç ve sağlıklı görünebilmek için soğan suyunu balla karıştırarak günboyunca içerlerdi. Yüzyıllardır Avrupa’dan Mısır’a, eski Roma’dan Çin’eve hatta Japonya’ya kadar birçok ülkede tedavi amaçlı kullanılansarmısak da; mide asidini düzenleyip, sindirime yardımcı oluyor ve kanakışını hızlandırıyor. İçerdiği maddeler sayesinde derinin kendiniyenilemesini hızlandıran safran ise sağlıklı ve canlı bir görüntüyesahip olmanıza yardımcı oluyor. Demir ve çinko bakımından çok zenginbir besin maddesi olan midye; oksijeni hücrelere taşıyor vemetabolizmanın gelişmesini sağlıyor. Ayrıca midye, 18 mikrogram B12vitamini içeriyor. Çikolata; enerji ve mutluluk veren en özel besinmaddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Çikolata, rahatlama duygusununyanı sıra olaylara daha olumlu bakma hissi uyandırıyor.


Pms Görülme Sıklığı

Written by admin on Nis 16th, 2008 | Filed under: Kadın Sağlığı

Görülme sıklığı
PMS tüm dünyada bütün kültürlerde rastlanılan bir durumdur. Yapılan bir çalışmada kadınların %88′inde değişik düzeylerde PMS bulgularına rastlanmıştır. Yaş arttıkça şikayetlerin şiddeti azalmakta ancak çocuk sayısı ile birlikte şiddet artmaktadır.Annesinde PMS olan kadınlarda da şikayetlere daha sık rastlanmaktadır. PMS bazı hastalıkların da şiddetini arttırabilir. Örneğin migreni olan kadınlarda atakların büyük bir kısmı adet öncesi döneme rastlamaktadır. Yine şeker hastalarında kan şekeri düzeyleri ve insülin ihtiyacı adet öncesi dönemde değişiklikler gösterir. Astım atakları daha sık görülür ve pek çok kronik hastalık alevlenmeler gösterir. Bu dönemde kişinin çevresi ile olan uyumu bozulur işte veya evde ilişkide bulunduğu kişiler ve çocukları ile arası bozulabilir. Ergenlik dönemindeki genç kızlarda intihara olan eğilim artabilir. Yeme bozukluklarına rastlanabilir.


PMS’in nedenleri nelerdir?

Written by admin on Nis 16th, 2008 | Filed under: Kadın Sağlığı

PMS’in nedenleri nelerdir?
PMS nedenlerini bulmaya yönelik çalışmalar bu tablonun altında yatan faktörleri tam olarak ortaya koyamamıştır.Ancak bazı teoriler mevcuttur. Yumurtlamayı baskılayan bazı hormonların verilmesi halinde PMS belirtilerinde gerileme olmaktadır. Buna göre üreme hormonları PMS’ye neden olabilir, ancak bu rolün ne olduğu açıklanamamıştır. PMS’nin bu hormonlar ile sinirlerde iletimi sağlayan bazı maddelerin ortak hareket etmesi sonucu ortaya çıktığı yönünde güçlü bulgular vardır. En çok suçlanan maddeler GABA ve serotonin adı verilenlerdir. Bazı araştırmacılar ise kalsiyum ve magnezyum dengesindeki bozukluğun PMS tablosuna yol açtığına inanmaktadırlar. Bu iki mineralin vücuttaki maddelerin ortak hareket etmesi sonucu ortaya çıktığı yönünde güçlü bulgular dağılımı sinir hücreleri arasındaki iletişimi etkileyerek tabloya neden olabilir. Bu araştırmacılar PMS’li kadınlarda magnezyum eksikliği ya da kalsiyum fazlalığının şikayetleri yarattığını öne sürmektedirler. PMS etiyolojisinde öne sürülen bir diğer neden de stress hormonlarıdır. Bu hormonların fazlalığı şikayetlerin daha yoğun yaşanmasına neden olabilir. PMS etiyolojisinde vücutta salgılanan hemen hemen tüm hormon ve maddeler suçlanmaktadır. Ancak kanıtlanmış bir neden bulunamamıştır.