Saglikliyiz.Net

Esen Kalın ;)

Archive for Nisan, 2008

Yaşlıların düşme fobisini giderecek en etkili formüller

Written by admin on Nis 29th, 2008 | Filed under: Tedaviler

Birkaç ay önce düşüp kalçamı kırdım. Tekrar düşmekten öyle korkuyorum ki; yataktan çıkmak istemiyorum. Düşme fobisine yakalandım galiba. Sizce ne yapabilirim? Melahat D./Eskişehir

Belki önünüzü iyi göremediniz, belki ayağınız yanlışlıkla kaydı. Belki de sizi sersemleten bir ilaç kullanıyorsunuz. Kan ÅŸekeri ya da tansiyonunuz aniden düşmüş de olabilir. Belki de, evinizde ayağınıza dolanan bir sürü eÅŸya var ve takılmanız an meselesi… Sebep ne olursa olsun; özellikle ileri yaÅŸlardaysanız düşmemeye dikkat etmeniz gerekiyor. Çünkü orta ve ileri yaÅŸlarda kayıp düşenlerde sadece kırıklar oluÅŸmuyor. İlerleyen yaÅŸla birlikte iyileÅŸme süreci de uzadığından, kırıklar psikolojik ve sosyal sorunlara da yol açıyor. Sizin durumunuz da bu sorunların bir örneÄŸi. (more…)


Bademin Yararları

Written by admin on Nis 29th, 2008 | Filed under: Diyetler

* Badem, bir Omega 3 kaynağı olarak; kalp ve damar dostudur.
* Kan pıhtılaşmasını ve damar sertliğini önler. Tansiyonu düşürür, şeker hastalarında riski azaltır.
* Adet döneminde kan şekeri düşüklüğünü engeller.
* Bor bakımından zengindir; kemikleri güçlendirir.
* İçindeki kalsiyum kolesterol düzeyini düşürür ve kemik erimesini önler.
* İçerdiği magnezyum adet dönemi gerginlikleri ile adet öncesinde karında gaz, ruhsal durum değişiklikleri, baş ağrısı, şekerli ve tatlı besinlere istek, uykusuzluk, yorgunluk ve baş dönmesi gibi belirtilerin azalmasına yardımcı olur.
* İçindeki yağlar kötü kolesterolü azaltmaktadır.
* Vücut direncinin artmasında, yaraların iyileşmesinde, tat duyusunun oluşumunda çok faydalıdır.
* Gebelik için çinko minerali içerir.


Neneler dedelerden uzun yaşıyor

Written by admin on Nis 28th, 2008 | Filed under: Tedaviler

[#3: Edit Options>MightyAdsense>Adsense Code]

Son nüfus sayımına göre kadınların erkeklerden daha uzun süre yaşadığı ortaya çıktı. 85 yaş ve üstü 278 bin kişinin 193 binini nineler, 85 binini ise dedeler oluşturuyor. Uzmanlar, erkeklerin erken ölümünde baş sırayı alkol, sigara ve kalp hastalıklarının çektiğini belirtiyor. 
 
 
 
Türkiye’de 40 yaÅŸ üstü kadınların erkeklerden uzun süre yaÅŸadığı ortaya çıktı. Uzmanlar, erkekleri “karşı karşıya oldukları saÄŸlık riskleri” konusunda uyarıyor. Yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, ÅŸiÅŸmanlık, hareketsiz hayat tarzı, diyabet ve bilinçsiz beslenmenin özellikle 40 yaÅŸ üstü erkeklerde, kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskini artıran faktörlerin başında yer aldığı belirtiliyor. Türkiye İstatistik Üst Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de 40 yaÅŸ üstü erkeklerin hayat süreleri, kadınlara oranla daha kısa. Türkiye’de erkeklerin karşılaÅŸtığı saÄŸlık risklerinin başında ise koroner kalp hastalıkları yer alıyor. Türkiye’de koroner kalp hastalıklarından ölüm oranı, tüm ölümler içinde yüzde 43 ile ilk sırada bulunuyor ve bu ölümlerin önemli bir bölümü “41-58 yaÅŸ grubu”nda yer alan erkeklerde gerçekleÅŸiyor. Toplam nüfusta erkeklerle kadınların sayıları birbirine çok yakınken yaÅŸlı nüfusta kadınlar erkeklerin üç katına ulaşıyor. Son nüfus sayımına göre 90 üstü yaÅŸta olanların sayısı 97 bin. Bunun 70 binini kadınlar oluÅŸtururken erkek sayısı yalnızca 27 bin. 85-89 arasındaki yaÅŸ aralığında ise kadın sayısı 123 bin, erkek sayısı 58 bin. Aynı ÅŸekilde 75 ile 85 yaÅŸ aralığındaki nüfusun 994 bini kadınlardan, 653 bini ise erkeklerden oluÅŸuyor. (more…)


Çocuklarda Psikoloji

Written by admin on Nis 28th, 2008 | Filed under: Çocuk Sağlığı
Oyuncaklarla oynamak çocukların hayal dünyasını geliştirir, psikolojik olarak rahatlamalarını sağlar. Çocuklar, efsaneler ve destanlardaki kahramanlar ve bazı çizgi film karakterlerinde olduğu gibi kendilerini bazı oyuncaklarla özdeşleştiriverir.

Her çocuk kuÅŸ gibi olup gökyüzünde uçabilmek ister, bazısı da balık olup engin derinliklerde yüzebilmek… Bu hafta listesini vereceÄŸimiz basit malzemelerle oyuncak balığımızı yapacağız. Katkılarından dolayı Bahçelievler Fatih Çocuk Yuvası’na ve minik Tarık Ziya Özdemir ile Hasan Can Elibol’a teÅŸekkür ediyoruz.

(more…)


Sigara içen ‘Auralı migren’hastası kadınların felç riski 15 kat artıyor

Written by admin on Nis 28th, 2008 | Filed under: Sigaranın Zararları

Migren, kadınlarda daha çok görülen bir rahatsızlık. Uzmanlar, ‘auralı migren’ rahatsızlığı olan hanımların felç riskinden kurtulmak için sigaradan ve doÄŸum kontrol haplarından uzak durması gerektiÄŸini belirtiyor. 
 
 
 
AraÅŸtırmalar, Türk kadınlarının yüzde 74′ünün aÄŸrı problemi yaÅŸadığını ortaya koyuyor. Hayatlarının ortalama 5 yılı bu rahatsızlıktan muzdarip olan kadınlarda en sık görülen aÄŸrı çeÅŸidi baÅŸ aÄŸrısı ve migren. Migrenin en sık rastlanan türü ise ‘auralı’ ve ‘aurasız’ olarak adlandırılıyor. Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa ErtaÅŸ, özellikle ‘auralı migren’li kadınları uyarıyor. Prof. ErtaÅŸ, “Auralı migren’ teÅŸhisi konmuÅŸ rahatsızlığı bulunan hasta, doÄŸum kontrol ilaçları ve sigara da kullanıyorsa felç geçirme riski, migreni olmayanlara göre 15 kat artıyor.” diyor. Aurasız migren, yüzde 80 oranında görülen basit migren tipi. Sadece baÅŸ aÄŸrısıyla baÅŸlayıp baÅŸ aÄŸrısı ile bitiyor. Bundan daha tehlikeli olan auralı migren ise yüzde 10-20 oranında görülüyor. Auralı migrende baÅŸ aÄŸrısı gelmeden bazı nörolojik belirtiler meydana geliyor. Bunun kadınlarda baÅŸ aÄŸrısı öncesinde görme bozukluÄŸu ile ışıklar ve çizgiler görebilme ÅŸeklinde olduÄŸunu belirten nöroloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa ErtaÅŸ, auralı migreni olan kadınların bir sorununun da doÄŸum kontrol ilaçları ve sigara olduÄŸunu vurguluyor. ErtaÅŸ, “Auralı migren rahatsızlığı olan kadınların bu riskten kaçınması için doÄŸum kontrol hapları ve sigaradan vazgeçmesi gerekiyor.” diyor. Yapılan araÅŸtırmalar, Türkiye’de eriÅŸkinlik döneminde migren görülme sıklığının erkeklerde yüzde 11 iken kadınlarda yüzde 22 civarında olduÄŸunu ortaya koyuyor. Ergenlik dönemindeki genç kadınlarda migren görülme sıklığı ise her geçen gün daha da artıyor.

Östrojen hormonuyla ilişkisi var

Uzmanlar kadınlarda migrenin daha fazla görülmesini östrojen seviyesinin yüksekliÄŸi ile iliÅŸkilendiriyor. Kadınların yüzde 60′ında hamilelik sırasında, özellikle de ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerde migren açısından bir iyileÅŸme görülebiliyor. Uzmanlar bu iyileÅŸmenin, östrojen ve progesteron hormonu seviyelerinin bu dönemde nispeten sabit kalmasına baÄŸlı olduÄŸunu düşünüyor.
 


Siyah noktalar, sivilcenin habercisi

Written by admin on Nis 28th, 2008 | Filed under: Hastalıklar

Siyah noktalar, sivilcenin habercisi 
 
 
En sık rastlanılan cilt problemlerinden biri olan sivilce, adeta gençlerin korkulu rüyası. Yanaklarda, alında ve sırtta oluşan akne, yağ bezlerinin bir hastalığı. 
 
 
 
Sivilce özellikle ergenlik döneminin kaçınılmaz bir sonucu. Cilt temizliÄŸiyle bu sorunun önüne geçilebilir. Yüzünde siyah noktası olanların buhar banyosu yapması iyi gelir ve siyah noktaların kesinlikle tırnakla sıkılmaması gerekir. EÄŸer cildinizde çok sayıda siyah nokta varsa mutlaka bir uzmana danışılması gerekir. (more…)


Çocuğunuza arkadaşça davranın

Written by admin on Nis 28th, 2008 | Filed under: Psikolojik Sağlık

Çocuğunuza arkadaşça davranın 
 
 
Çocuğa arkadaşça yaklaşmakla arkadaş olmak aynı şeyler değildir. Aşırı otoriter bir anne-baba olmamak yeterlidir. İletişimde seviye bozulduğu ve ciddiyet kaybolduğunda, çocuk hayat boyu sürecek olumsuzluklar yaşayabilir.
Hayatın çeÅŸitli alanlarında bireylerin üstlendiÄŸi çeÅŸitli sosyal roller ve kimlikler bulunabiliyor. İşyerinde işçi ya da patron olsanız da evde “evin damadı/gelini” ya da “ana kuzusu” olabiliyorsunuz.  (more…)


Böbrek Taşları

Written by admin on Nis 19th, 2008 | Filed under: Hastalıklar

Böbrek taşları
Mineral kalıntılardan oluşan böbrek taşlarının veya böbrek kumunun oluşumu şifalı bitkilerin de yardımıyla önlenebilir. Böbrek taşları ve kumu, oxalit asit tuzlarından, ürik asit, fosfat veya aminoasitler ve sistein(kükürt kaynağı) bileşiminden oluşabilirler. Taşların bileşim biçimi saptanabildiğinde, tüketilen besin maddeleri bu amaçla programlanabilir. Ama bu pek mümkün olmadığı için, genellikle bilinen önerilere uyulmaya çalışılır. Besin maddeleri mümkün olduğunca az asit içerikli olmalıdır. Oxalit asit oranı yüksek olan besinlerden(örneğin ıspanak) uzak durulmalıdır. Bünyesi taş oluşturmaya yatkın olanların, sistemin gereğince yıkanabilmesi için bolca su içmeleri gerekir. Bunun anlamı, günde en az 3 litre suyun içilmesidir; terleme arttığında içilen su miktarının da arttırılması gerekir.

Böbrek taşlarının şifalı bitkilerle tedavisinde, taş oluşumunu önleyici (Lithagoga) niteliklere sahip olan ve oluşmuş olan taşları ve kumu çözerek dışkılanmalarını sağlayan, ayrıca olası birikimleri önleyen ilaçların kullanımı gerekir. İdrar arttırıcı ilaçlar da böbreklerden geçen sıvının arttırılması yoluyla, kalıntıların dışkılanabilmesine yardımcı olurlar. Taş oluşumunu önleyen ilaçlar da zaten genellikle idrar arttırıcı özelliğe sahiptirler. Sinirliot(yaprak ve tohum), havuç, koyunotu(Agrimonia eupatoria), ısırganotu, kara turp, huş ağacı yaprağı, taş anasonu(Pimpinella saxifraga), kayışkıran kökü (Ononis spinoza), dulavratotu kökü, kuşekmeği bu amaçla kullanılabilir.

-Kuşburnu, ardıç kozalağı, hindiba(kök ve yaprak) ve atkuyruğu, ince kıyılır ve eşit oranda karıştırılır. Bir yemek kaşığı dolusu bitki, bir litre suda 4-5 saat bekletildikten sonra kısaca kaynatılır ve 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Yemeklerden yarım saat önce olmak üzere, günde 3 bardak içilir.

-Kara turp rendelenir ve akşamdan şaraba yatırılır. Sabah aç karnına 1-2 bardak içilir.

-Kısa aralıklarla sürekli olarak ıhlamur çayı içildiğinde, bezelye iriliğinde taşlar bile düşürülebilir. Ama bitki kaynatılmaz, haşlanarak demlenir!

-Böbrek taşı ve kumuna karşı, sıcak atkuyruğu tam banyosu yapılırken, arka arkaya atkuyruğu çayı içilir ve basınçlı bir biçimde boşaltabilmek için, idrar elden geldiğince tutulur. Basınçlı idrarla birlikte genellikle taş ve kum da dışkılanır. Ama önceden, taşların idrar yollarından geçebilecek boyutta olup olmadığı bir uzman tarafından saptanmalıdır.

-Kayışkıran kökü(Ononis spinoza) çayı özellikle önerilir. İdrar arttırıcı ve taş düşürücü özellikleri ile eski çağlardan beri başarıyla kullanılır. Çok ince kıyılmış bir tatlı kaşığı dolusu bitki kökü, bir bardak soğuk suda 8-10 saat bekletilir, 1-2 dakika kaynatılır ve süzülür. Yemeklerden yarım saat önce 1 bardak olmak üzere, günde 3-4 bardak içilebilir. Hiçbir yan etkisi yoktur.

-Magnezyum alımının arttırılması doğru olacaktır. Böylece büyük bir olasılıkla, yeni taş oluşumu önlenmiş olur. Meyve ve sebzede bol miktarda magnezyum vardır. Bazı maden sularında da yüksek oranda magnezyum bulunabilir. Araştırınız!

Tüm bu önlemlerden olumlu bir sonuç alınamadığında, ameliyatı ciddi biçimde düşünmek gerekecektir.


Böğürtlen

Written by admin on Nis 19th, 2008 | Filed under: Şifalı Bitkiler

Böğürtlen (Rubus fruticocus)

Bitki özellikleri: Böğürtlen, ayrıntılı tanıtım gerektirmeyen bitkilerdendir. Belirli bir çiçeklenme zamanı yoktur. Mayıs ayından kış başlangıcına kadar çiçeklenir. Yani, bitkide çiçeği ve olgun meyveyi birlikte görmek mümkündür. Meyveler önce yeşil, sonra kırmızı ve olgunlaştığında morumsu-siyah renklidir.

Bileşim: Yapraklarda, tanen, organik asitler, flavon ve az miktarda C vitamini vardır. Olgun meyvenin özsuyu, değerli meyve asitleri, mineraller ve vitaminler içerir.

Toplama ve hazırlama: Gelişmelerini tamamlamış genç yapraklar, ilkbahar sonunda toplanıp, gölgelik bir yerde kurutulur. Meyve suyu, meyveler olgunlaşıp, etkin maddelerinin doruğa ulaştığında hazırlanır. Ancak taze iken yararlı olduğ


Pekmez Baldan iyi

Written by admin on Nis 19th, 2008 | Filed under: Diyetler

Bal çok kolay sindiriliyor ve kolay kana geçiyor. Bu nedenle de acil enerji ihtiyacını karşılamakta kullanılabilir. Zayıf, iştahsız ve beden çalışması çok olanların artan enerji ihtiyacının karşılanması için faydalıdır. Yenilebilen 100 gram balın ortalama 82 gramı karbonhidrat, 17 gramı su, geri kalan kısmı da protein ve diğer maddelerden oluşmuştur. Pekmez ise çok daha faydalıdır. Çünkü demir ve kalsiyum ihtiva eder. Şeker insana sadece enerji verip şişmanlatmaya yararken, pekmez vücuda enerji sağladığı gibi kan yapıcı özellikler de içerir. Pekmez; demir ve kalsiyum açısından oldukça zengindir. Ayrıca pekmez bünyesinde bir miktar karoten ve B vitamini içerir. Bebeklik döneminde beyin gelişmesine olumlu katkı sağlar.