Asprin kadınlarda meme kanseri riskini azaltıyor

Posted by: admin  :  Category: Tedaviler

Asprin kadınlarda meme kanseri riskini azaltıyor

İSTANBUL(ANKA)- Londra Guy’s Hospital uzmanları tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre, Aspirin ve benzeri ilaçların meme kanseri riskini yüzde 20 oranında azalttığı belirlendi.
Londra Guy’s Hospital uzmanları tarafından 37 binden fazla kadın üzerinde yapılan ve 27 yıla yayılan 21 ayrı araştırmada, Asprinin de aralarında bulunduğu NSAİİ’ler ile meme kanseri riski arasında ilişki incelendi. International Journal of Clincal Practice dergisinde bu ay içinde yayınlanacak olan araştırma sonuçlarına göre, Aspirin kullanan kadınlarda meme kanseri riskinde yüzde 20 oranında düşüş olduğu sonucuna ulaşıldı.
Araştırmaya göre, meme kanseri hastalarında COX enzimi ve prostaglandinlerin anormal olarak yüksek olduğu ve Aspirin gibi steroid olmayan antienflamatuvar ilaçların (NSAİİ) COX enzimini inhibe ederek prostaglandin sentezini azalttığı görüldü. Bu sonuca göre meme kanserinden korunmada ve tedavisinde NSAİİ’lerin etkili bir rolü olabileceği belirtiliyor. Aspirin’in meme kanseri hastalarında kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatan maddelerin miktarını artırdığı ve buna paralel hastalığa bağlı ölümlerde azalma olduğu da kaydediliyor.
Araştırmacılar, meme kanseri riskini azaltmak için kullanılması gereken optimal doz ve kullanım süresi ile ilgili daha detaylı araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Berlin Teknik Üniversitesi ve Teknoloji ve Yönetim Bölümü’nün 2001 ve 2005 yılları arasında gerçekleştirdiği bir başka meta- analiz ve meta- regresyon gözlemlerine göre ise, “Aspirin kullanılan her yılın meme kanseri riskini yüzde 2 oranında azalttığı” sonucuna ulaşılmıştı.

Sigarada radyasyon tehlikesi

Posted by: admin  :  Category: Sigaranın Zararları

Sigarada radyasyon tehlikesi

KONYA (İHA) - Selçuk Üniversitesi (SÜ) Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu, günde yarım paket sigara içen bir kişinin yılda en az 300 göğüs röntgeni çektirmiş kadar radyasyona maruz kaldığını söyledi.

Prof. Dr. İbrahim Uslu, bilim adamlarının yaptıkları çalışmada, akciğer kanserine yakalanma olasılığının günde 1-9 adet sigara içilmesiyle 4.6 kat, 10-19 sigara içiminde 7.5 kat, 20-39 sigara içiminde 13.1 kat ve 40 sigaranın üzerinde tüketimde ise 16.6 kat arttığının ortaya konduğunu belirtti. Aktif içiciler kadar pasif içicilerin de sigaradan olumsuz etkilendiğini dile getiren Prof. Dr. Uslu, “Vücuda soluma yoluyla alınan zehirli elementler, yiyecek yoluyla alınandan çok daha tehlikelidir. Bu nedenle sigara içenler, özellikle bebek, çocuk ve hamile kadınların yanında sigara içerlerse onların da bu radyasyonu ciğerlerine almalarına sebep olurlar. Bu durum özellikle çocuk ve bebeklerin ileride kansere yakalanma riskini artırır” dedi.

Sigaralarda bulunan filtrelerin de yarardan çok zarar verdiğini ifade eden Uslu, “Filtreli sigaralar veya sigaraya takılan ekstra diğer katran tutucu filtreler, sigara içenin daha fazla havayı içine çekmesine neden oluyor. Havadaki oksijen de tütünün alev sıcaklığı ve yanma verimini artıracağından, tütündeki tüm radyoaktif elementler daha kolay buharlaşıp neredeyse tümünün solunmasına neden olacaktır. Bu nedenle özellikle filtreli sigara ve sigaraya eklenen diğer katran tutucu filtreler, sanılanın aksine
kanserojen etkileri arttırıyor” şeklinde konuştu

Çocuk ve gence örnek olma

Posted by: admin  :  Category: Ergenlik Dönemi

Çocukların her gün karşı karşıya kaldıkları anne baba tutum, davranış ve ilişki biçimlerinin; onların eğitiminde çok önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Aile ilişkileri, çocuklar için, davranış biçimleri ve insan ilişkilerinin öğrenildiği bir sahne oluşturmaktadır. Madde kullanım konusunda da, benzer mekanizma işlenmekte olup; çocuklar, anne babanın maddeler konusundaki tutum ve davranışlarını gözlemlemekte ve benzer şeyleri uygulamaktadır.Toplumda, anne baba başta olmak üzere, öğretmenler ve diğer etkili yetişkinlerin madde kullanımı konusundaki tutum ve davranışları; çocuk ve gençler için çoğu kez kavram karmaşası yaratmaktadır. Çocuk ve gençler, zararlı etkisi kesin olarak kanıtlanmış olan sigara ve alkol gibi maddelerin, neden erişkinler tarafından kullanıldıklarını tam olarak kavrayamamakta; kendilerinin de bu ve buna benzer maddeleri kullanabileceği düşüncesi oluşmaktadır. Anne babalar, her ne kadar, çocuk ve gençleri bağımlılık yapan maddeler konusunda uyarsa da; kendi sergiledikleri davranış modelleri, mantıklı uyarılarından çok daha etkin olmaktadır. Bu nedenle, anne babaların, kendilerinin kullanımı konusundaki tutum ve davranışlarının nasıl olduğunu irdelemeleri gerekir. Örneğin alkol, sigara, ilaç kullanımı konularında bu maddeleri kullanma nedenleri, sıklıkları, bu maddelere gereksinimleri, kullanıp-bırakma paternleri, bu alandaki güçlülük ve zayıflıkları gibi özelliklerin hepsi önem taşımaktadır. Çocuklar, anne babanın davranışlarını görerek öğrenir, anne-babanın birbirlerine olan tutum ve davranışlarını da kendilerine örnek alır, sorunların çözümünde anne babanın davranışlarını kopya ederler.

Ergenlik Çağı Ne Zamandır

Posted by: admin  :  Category: Ergenlik Dönemi

Ergenliğin ne zaman başlayıp ne zaman sona erdiği çeşitli görüşlere göre tartışmalı ve değişiktir. Kabaca söylenecek olursa, ergenlik buluğ ile başlar ve gencin erişkinliğe varmasıyla da biter. Ama, bu gerçekte ne zamandır? 1889′da İngiliz yazarı Thomas da Quincey şöyle diyordu: “Erkeklik ne zaman, hangi testle, hangi işaretle başlar? Fiziksel olarak bir ölçüye, yasal olarak bir ölçüye, ahlak açısından bir üçüncü, düşünsel açıdan da bir dördüncü ölçüye göre başlar, oysa hiç biri de kesin değildir.” Aslına bakılırsa, bu deyişte büyük gerçek payı vardır. Çocuk büyüyüp de fiziksel, biyolojik olgunluğa erince 13-14 yaşlarında biyolojik bakımdan erişkin fonksiyonlarını yapabilecek duruma gelmiştir. En azında cinsel fonksiyon söz konusu olduğunda bu böyledir. Buna rağmen, bu yaşta hatta daha sonraki yaşlarda bu genç insan bazı toplumsal kurallar ve yasalar açısında erişkin işlevlerine yetkili sayılmamaktadır. Örneğin; kişi bazı ülkelerde 18, bazılarında 21 yaşına gelmeden reşit sayılmaz. Bankadan parasını çekemez. Yasal açıdan özerk değildir. Nerede oturacağına kendisi karar veremez. Yasal işlemler karşısında bir veli tarafından temsil edilir.
Bugün biyolojik ve p¤¤¤olojik olarak erinlik çağını 10-12 yaşalar ile 16-18 , hatta bazı hallerde 20 yaşlar arasındaki dönem olarak kabul ediyoruz. Ne var ki, yüzyıl önce Thomas de Quincey’in de dertlendiği gibi, bu sınırları hala kesin olarak çizemiyoruz. Ergenlik (Adölesans) jenerik adı altında anılan bu çağ içinde bir arada tanımlana ama bir birinden oldukça ayrıcalıklar gösteren bir kaç gurubu buluyoruz aslında. Bu konudaki geniş çapta bilimsel yayınlar, konuyu derinlemesine araştırmaya çalışmakla birlikte daha henüz bu ayırıma tam bir açıklık getirememişlerdir.
Ergenlik çağını kendine özgü görevleri, istekleri ve uyum olanakları olan üç belirgin döneme ayırıp, ayrıca her dönemi de kendine öz cins, ırk ve sosyal sınıf ayrıcalıkları bakımından incelemek yararlı olur. Ergenlik evrenindeki bu ayırım yetersizliği aslında bu kavramın yeniliğinden gelmektedir. Ergenliğin kültürel açıdan tanınması endüstri devriminin bir yan ürünüdür. Endüstri devriminden önce artık biyolojik açıdan çocuk olmayan, fakat erişkin rolüne de, özellikle iş ve meslek bakımından, hazır olmayan böyle bir ara sınıf yoktu. Eskiden kişi biyolojik değişimiyle birlikte yavaş yavaş çocuklukta erişkinliğe geçer ve bu her iki dönemde birbiriyle sürer giderdi. Ayrıca, erişkinliğe hazırlıkta yavaş yavaş hatta daha çocukluk yıllarından başla¤¤¤¤¤ ilerler ve çocuklar ilerde benimseyecekleri erişkin rolleri doğrudan doğruya gözlemleyerek öğrenirlerdi. Bazı ilkel gruplar da bir takım törenler ve sınamalar da bulunup çocukluktan erişkinliğe geçişi belirlerlerdi.
Doğa koşullarına sıkı sıkıya bağımlılık içinde ve insan gücüne dayanan yaşam örneklerinde gencin bedensel gücü, cesaret gösterileri acıya dayanıklılık dereceleri bu büyümeyi saptayan ölçüler olurken, daha sonraları mistik ve dinsel bazı törenler de artık simgesel nitelikte bile olsa, günümüzde bu ilkel törenlerin izlerini taşımaktadırlar. Örneğin; Hıristiyanlık’ taki konfirmasyon ya da Museviler’deki barmitzva törenleri kişinin çocukluktan çıkıp o toplumun erişkinler grubuna katılmasının erişkinliğin sorumluluklarına hazır olmasının başlangıcını belirten simgesel davranışlardır. Ne var ki, günümüzün endüstrileşmiş toplumlarında bu törenler asıl anlamlarını çoktan yitirmiş simgeler olarak kalmakta ve ergenin oluşumu içinde bulunduğu toplum koşullarına göre süregitmektedir. Toprakla uğraşan ve geniş aile geleneğinin hala egemen olduğu kırsal kesim toplumlarında ergenlik başlı başına p¤¤¤olojik ya da sosyal bir olay olmazken, endüstrileşmiş tüketici, kentsel kesim toplumlarında ergenlik çağı sorunları önemli boyutlara ulaşmış olarak belirmektedir.
Ortalama insan yaşamının hemen hemen 1/10′unu kapsayan bir dönem olan ergenlik çağı kişinin yaşamının önemli değişikliklerini içeren bir çağdır. Ergenliğin başlangıcında kişinin biyolojik durumunda, sonunda ise, p¤¤¤o-sosyal durumunda bir değişiklik bulunmaktadır. Böylece bu dönemin başlangıcı da, sonu da birer kişisel kriz demektir. Dolayısıyla, bugün artık oldukça uzun bir süre içinde kabul edilen ergenliği “erken”, “orta” ve “geç dönem”ler olarak ayırt etmek olasıdır (Koptagel-İlal, 1991).

Gelişim Dönemleri ERGENLİK ÇAĞI

Posted by: admin  :  Category: Ergenlik Dönemi

Ergenlik çağı fert için, gerçekten önemli bir devredir. Bu devre çocuğun heyecanları bakımından önemli değişiklikler göze çarpmaktadır. Bu çağın belirtileri başlar başlamaz, çocuklara (gençlere ) intibak sağlamaları için geniş ölçüde yardım edilmelidir. Şimdi çocukta iki varlık ( benlik ) yaşamaktadır. Bu iki benlikten her biri daha üstün olmak için adeta birbiriyle mücadele ederler. Biri, çocukluk çağının haklarını muhafaza etmek ister . Öteki benlik ise yetişkin insan imtiyazlarını, yaşlı başlı insan sorumluluğu ve anlayışından uzak olduğu halde onu elde etmek ister. Önceleri yola gelen, uysal ve itaatli olan çocuk, şimdi küstah, gösterişi seven bir delikanlı olmuştur.
Çocukta ( gençte ) ergenlik çağı değişikliklerini göz önüne alırsak ona karşı davranışımız ban başka olur. Gene önceleri tapınırcasına sevdiği ana,babalarını şimdi küçük görmekte, onların ara sıra budala, serseri insanlar olduğunu düşünmektedir. Hatta bazen onlara karşı nefret bile duyar. Her şeyi kendisinin iyi bildiğini iddia eder. Davranışlarda tutarlıklık diye bir şey yoktur. Hatta tehlikeleri bile umursamaz olur. Genç şimdi realiteden sanki uzaklarda kalmıştır. Kendisinin yıldızlar arasında taşları ve tozları altından yapılmış bir yolda ilerliyor sanır.
Ergenlik, hızlı büyüme ve gelişmenin olduğu, kız erkek cinsel özelliklerin belirdiği 2-5 yıllık gençlik dönemini kapsar. Büyüme özellikle 11-16 yaşlarda hızlanır. Daha sonra yavaşla¤¤¤¤¤ 18-20 yaşlarına dek sürere.
İLK GENÇLİK ÇAĞININ DUYGUSAL ÖZELLİKLERİ:
1- Dengeli ve uyumlu ilkokul çocuğu gider yerine oldukça tedirgin, kuruntulu, güç beğenen, çabuk tepki gösteren bir ergen gelir.
2- Çabuk sevinir, çabuk üzülür. Birden sinirlenir. Olur olmaz şeyleri problem yapar.
3- Tepkileri önceden kestirilemez olur.
4- Derslere ilgisi azalır, çalışma düzeni bozulur.
5- Bencilleşir, istekleri artar, konan yasakları saçma, kendisine tanınan hakları yetersiz bulur.
6- Anne ve babanın uyarılarına birden tepki gösterir, ters cevap verir.
7- Dağınık ve savruk olur. İlgileri artmış gelgeç hevesleri çoğalmıştır.
8- Gürültülü müziğe bayılır. Süse ve giyime düşkündür.
9- Kız bir sivilceyle gün boyu uğraşır. Erkek saçını günün modasına göre kestirir.
10- Zayıflık, şişmanlık, uzun boylu, kısa boylu, yüz çizgilerinin düzgün olup olmayışı problem olmaya başlar.
11- Odalarında yalnız kalmak ister. Duvarlara günün yıldızlarının resimlerini asar. Uzun uzun düşler kurar ve günlük tutmaya başlar. Yazdıklarının okunmasına büyük tepki gösterir.
Gençlik çağı, kendini, öz kimliği arayış çağıdır. Genç kendini sürekli yeni bir örnek
seçer. Kişilik geliştirirken yoluna çıkan örnek insanlarda kendi benliğine bir şeyler katar. Sevilen bir öndere bağlılıkla otoritenin bir çeşidine baş kaldırma arsında gider gelir. Başkalarına kaba ve düşüncesiz davranırlar. Ama kendileri çok duyarlı ve alıngandırlar. Kısacası ilk gençlik çağı oldukça fırtınalı dönemdir. Ancak kimi gençte bu dönem gürültülü geçer, kimisi de daha az çalkantı ile atlatılır.
ERGENLİKTE ARKADAŞLIK VE CİNSEL GELİŞİM:
Arkadaşlık ilişkileri toplumsal ilişkiler öncülük öder. Ergen artık aynı sınıfta, okulda ve mahallede olmanın arkadaş olmak için yeter bir neden olmadığını öğrenmeye başlamıştır. Kendine arkadaş seçerken veya başkalarına arkadaş olurken daha başka nedenleri olması gerektiğini anlamaktadır.
Ergenler de arkadaşlık kurma iki yönlü bir yol izler. Bir yandan ergen kendisine arkadaş olarak seçeceği kimseleri beğenmek, kendisi ile onun aynı şeylerden hoşlanmasını, kendinin yeteneklerine ve sosyal statüsüne uymasını, onun kendisine sağdık olmasını ister. Diğer yandan ise kendisinin arkadaşı tarafından beğenilmesi ; onun hoşlanacağı şeylerden hoşlanması; ona vefalı olması, onun için bir çok fedakarlıklara katlanması, onun bazı kusurlarını kabul etmesi gerektiğini anlamaya başlar.
Ergen kendi arkadaşlarının seçiminde büyüklerinin karışmasını istemez. Dolayısıyla kendi seçtiği arkadaşlarını kötü olduğu hakkında ki büyüklerinin kanılarına veya sözlerine de şiddetle karşı çıkarlar. Ancak ergenin bir süre arkadaşı ile devam eden etkileşimi, onun bu kanısını değiştirebilir. Bu yüzden ergenliğin başlangıç yıllarında genç sık sık arkadaş değiştirirken son yıllarına doğru seçtiği arkadaşları ile daha uzun süre arkadaşlık ettiği görülür.
Ergenlikteki bedensel gelişmeler ergen tarafından kolay kabul edilmez. Gençler hızlı bedensel gelişmelerine karşı değişik tepki gösterirler. Kimisi toplu oluşuna kimisi de sıskalığına üzülür. Sivilceler de her iki cins tarafından büyük problem edilir.
Ergenlikteki bu yeni ve yoğun duygular ergeni allak bullak eder.
Gençler cinsel bilgilerinin çoğunu yaşıtlarından alırlar. Evlerinde ise genellikle bilgi yerine öğüt alırlar. Genç ile anne-baba arasındaki bütür konuşmalar genellikle sıkıntılı bir hava içinde geçer. Günümüz gençleri aslında bu konuda bir takım şeyler bilir. Fakat edindiği bilgiler arasında kopukluklar, çelişkiler ve yanlış bilgiler mevcuttur. Genç her şeyi bildiğini sanır, fakat kaygıları, cevabını bulamadığı sorular vardır. Bu konularda bilgi edinmek için güvenilir kaynaklara baş vurması gerekmektedir.
ANA-BABA VE GENÇLER:
Ergenlik çağındaki çocukların velileri de bir bocalama geçirirler. En ılımlı uyarılara sert karşılıklar veren, sevecen ve yumuşak bir yaklaşımı bile geri çeviren, üstüne varınca öfkeden deliye dönen genç karşısında ne yapacaklarını bilemezler. Çocuklarının kendilerinden uzaklaştığını görünce telaşa ve üzüntüye kapılırlar.
Genç kendisi eleştirilmeye gelmezken, yerli yersiz ana-babasını eleştirmeye başlar. Hatta başkalarının ana-babasını örnek göstererek ana-baba’sını üzer ve iletişimi daha da güç hale getirirler. Anne- Baba’sırıı şaşırtacak sözleri seçmede ustalaşmışlardır. Sanki, ana-babadan öğrenecek bir şeyler kalmamıştır. Benimseseler bile onların görüşünün tam tersini savunurlar. Gencin amacı onlardan ayrı düşünceleri olabileceğini kanıtlamaktır. Ana- babayı daha da şaşırtan gencin evde huysuz, sinirli ve tedirgin, dışarda sıkılgan oluşudur. Genç dost yanında saygılı uslu davranırken evde aksine, ters ve değişkendir.
Eğer genç bu fırtınalı dönemde biraz çaba gösterip anne ve babasıyla iletişimi koparmaz, samimi davranır ve kırıcı olmazsa ergenliği atlattığı zaman ilişkileri sağlıklı olarak devam edecektir…

Ergenlik Çağı Sorunları

Posted by: admin  :  Category: Ergenlik Dönemi

Ergenlik dönemi kişilik kavramının oluşmaya başladığı ve yerleştiği bir dönemdir. Genel olarak bakıldığında 12-21 yaşlarını kapsar.

Bu dönem içerisinde birey fiziksel değişiminin yanı sıra p¤¤¤olojik bir değişimde sergiler. Ancak bu değişimler paralel bir süreci takip etmeyebilir. Bu dönem de birey bir kimlik arayışı içindedir. Duygu dünyasında sürekli bir kavga vermektedir. Bu kavga doğal olarak düzensizlik ve dengesizlik getirecektir.Sürekli olarak kendisini ve çevresini anlamaya çalışan birey yargılama mekanizmasını çalıştıracaktır.
Ergenlik dönemindeki birey aykırı sıra dışı ve uç davranışlar gösterme eğilimindedir. Beğenilme ve onay görme arzusundaki genç sürekli olarak düşünsel ve davranışsal tutum ve davranış değişiklikleri gösterecektir. Bu durum kişilik yapısı oturuncaya kadar devam edecek bir süreçtir.Ergenlik dönemindeki birey ani ve sonuçlarını hiç düşünmediği tepkiler verebilir. İnatçı, hoşgörüsüz olma, çabuk sinirlenme, başkalarını küçük görme, uzlaşmayı reddetme, keskin ve sert konuşma tarzı, saldırganlık, karşıt tepki geliştirme, yalan söyleme, otoriteye ve kurallara karşı gelme gibi davranışlar gösterebilirler.Sosyal onay ve statü arzusundaki genç birey toplum içindeki rol değişimiyle birlikte kendi hür kararlarını vermek arzusundadır. Bu dönem içinde ebeveynler genellikle çocuklarının evden uzaklaşmaya başladığını, sürekli olarak onlara karşı geldiklerini ve her durumda arkadaşlarını tercih ettiklerini düşünürler. Böyle bir yapılanma içindeki genç birey evdeki ilişkilerini mümkün olduğunca sınırlı tutarak müdahaleden uzaklaşmaya çalışır. Odasına kapanır, telefon konuşmaları artar, günümüz teknolojisinin yardımıyla bilgisayar başında ya oyun için ya da sanal sohbet için oldukça fazla zaman geçirir. Bunun sonucu olarak aile içinde ve otorite konumundaki özellikle yetişkin bireylerle sürekli çatışma yaşanır.Yine ergenlik dönemiyle gelen ve gelişen en büyük sorunlardan biri de akademik başarının düşmesidir. Kişilik arayışında ve ziyadesiyle gergin olan genç birey sorumluluk-eğlence-dinlenme dengesini kuramayabilir ve sonucunda akademik başarısızlık ortaya çıkabilir.
Ergenlik döneminde madalyonun diğer yüzü diyebileceğimiz, içe dönük, sosyal ilişki kurma becerisi düşük, çekingen ve sosyal fobisi gelişen bir kişilik yapısı da görülebilir.Bu dönem içinde ailelerin en çok sorduğu sorular; “Çocuğumla iletişim kuramıyorum? Çocuğum neden yalan söylüyor? Neden bu kadar sinirli? Neden ders çalışmıyor? Acaba kötü arkadaşlıklarımı var?” gibi sorulardır.
Bütün bu sorunların çözümü ise doğru bilgilenme, farkındalık, sabır ve doğru iletişim kurma yöntemleridir.

Ergenlik Çağı Psikolojisi

Posted by: admin  :  Category: Ergenlik Dönemi

Püberte ( Görünür ergenlik belirtileri ) kız çocuklarında 9 - 10 yaşlarında, erkeklerde ise 11 - 12 yaşlarında başlar. Biyolojik değişikliklerin tamamlanması ise 3- 5 yıl veya daha uzun sürer.

Ergenlik öncesi devrede erkek çocukta gelişmenin esas karakteri büyümedir. Bunu sağlayan faktör ise hormonaldir. Bu hormonal sistemin organizatörü hipofizdir. Hipofiz beyin kaidesinde bir çukurun içine yerleşmiş fındık kadar bir organdır. 3 bölümdür. Her bölüm kendine özgü çeşitli salgılarla hem diğer salgı bezlerinin çalışmasını ayarlar, hem de organizmanın genel metabolizmasını düzenler. Ergenlik öncesi bu organın etkisi ile kemiklerde bir uzama ve kalınlaşma başlar. Çocuğun boyu uzar, omuzları ve göğüs kafesi genişler.

Uzun kemiklerde büyümenin durması kız çocuklarda 16 - 18, erkeklerde 18 - 20 yaşlarında tamamlanır. Bundan sonraki minimal boy uzamaları gövde büyümesine aittir. Bu arada da kilo gözle görünür bir biçimde artar. Kız çocuklarda kilo artması deri altı yağ dokusunun artmasına bağlıdır. Erkek çocuklarda ise adale kütlesi artar.

Pübertenin ortaya çıkışı ırk, genetik özellikler, sosya ekonomik düzey ve beslenme sistemiyle yakından ilişkilidir. Bu fiziksel değişiklikler yanında püberte çağı p¤¤¤olojik gelişme çağıdır. Anne ve babasına dayanan, kendi benliğini daima en ön planda tutan çocuk, sosyal ödevlerini ve hayatını kendisi yürütecek bir kişilik haline geçmektedir. Bu dönemde anne ve babasından ayrışmaya başlayan çocuk, aile dışındaki karşı cinsten kişilerle olgun ilişkiler kurmayı öğrenmelidir. Bir kişilik araması içinde olan çocuklar bazen bu hızlı bedensel büyümeye ve değişimlere uymada zorluk çeker ve bocalar. Bu değişiklikler kendisine anlatılıp, bunların normal gelişmeler olduğu açıklanan bir çocuk, bu sıkıntıları daha kolay atlatacaktır. Daha inatçı, dik kafalı olan çocuklara bu dönemde anlayışlı olup, yol gösterici olmak gerekir.

Cinsel eğitimin amacı yalnızca çocuğu bazı gerekli sosyal kurallara uymaya ¤¤¤ürmek değil, insanın sevgi içinde serbestçe gelişebilmesini ve kendinde bulunan cinsel güçleri olabildiğince düzenlemesini, bunları bilinçli olarak elde tutmasını, kendi ve başkalarının mutluluğu için bunlardan yararlanmasını sağlamaktır.

Ergenlik (Adolesan) çağı bir stres çağıdır. Büyüme ve gelişme ön plana çıkmış, bazı hastalıklara dayanıklılık artmıştır. Üst solunum yolu hastalıkları, tüberküloz gibi enfeksiyonlara dayanıklı olmak için uygun beslenme, düzenli uyku gereklidir. Bu devrede kifoz, skolyoz gibi iskelet sistemi bozuklukları daha sık görüleceğinden, oturma ve duruş bozuklukları olup olmadığına daha fazla dikkat edilmelidir. Tiroid bezinde büyüme, anemi, obesite ve zayıflık gibi beslenme ile ilgili bozukluklarda dikkatli olmak lazımdır.

Ergen ne hisseder, nasıl davranmak ister?

Posted by: admin  :  Category: Ergenlik Dönemi

Ergenin genel olarak duygularında istikrarsızlık olduğu görülür. Bir gün önce çok mutlu ve enerjik olan ergen ertesi gün kabuğuna çekilmiş ve bitkin olabilir. Duygular anlık olarak bile değişkenlik arz edebilir. Bu nedenle ebeveynin bunu kabul etmesi ve her defasında “Daha dün iyiydin, şimdi ne oldu?” türünde sorgulamalara ve baskıcı yaklaşımlara girmemesi gerekir.

2- Bu dönemde ergen duygularını çok dolu ve coşkulu yaşar. Gerek ses tonu ve vurgulamaları ve gerekse mimikleri önceki döneme göre duygularını daha fazla ifade ediyor niteliktedir.

3- Diğer dönemlere göre daha yoğun hayal kurar ve gerçekten zaman zaman uzaklaşır. Bu hayaller gelecek planlarını kapsayabileceği gibi genellikle karşı cinsle ilgili hayaller olabilmektedir.

4- Ergen zaman zaman yalnız kalma isteği içinde olabilir. Odasına çekilen ve yalnız kalmak istediğini söyleyen bir ergenin ciddi bir sorunu olduğu düşünülüp kaygılanılmamalıdır. Ergen kendisi ile baş başa kalıp yaşadıklarının muhasebesini yapma ihtiyacı hissedebilir.

5- Ergen kendini yorgun hissedebilir, buna bağlı olarak çalışmaya karşı isteksizdir. Vücut enerjisi âdeta büyümeye harcanıyor gibidir.

6- Ergen yaşadığı bedensel değişimlere bağlı olarak çekinebilir ve kendini saklama ve bu değişimlerden çevreyi haberdar etmeme isteği içinde olabilir.

7- Yeni şeyler deneme merakı artmıştır.

8- Bu dönemde arkadaş çok önemli bir noktadadır. Bu nedenle arkadaş seçimi konusunda ergenin dikkatli olması ve ailenin hassas davranması gerekir.

9- Bu dönemde ergenin fark edilme ve takdir edilme ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacını aile içinde gideremeyen ergen, farklı arkadaş gruplarında bu ihtiyacını

Ergenlik dönemi ruhsal sıkıntıları

Posted by: admin  :  Category: Ergenlik Dönemi

Bu dönemde depresyonlarda artış görülür. Özgüven problemi, karşı cinsle ilgili yaşanan problemler, okul ve aile içi problemler buna sebebiyet verebilir. Genellikle kısa süreli yaşanır ve müdahale gerekmez. Ergen kendini üzgün ve kötü hissediyordur; ancak günlük hayatına devam edebilir. Gerçek depresyonlarda ise intihara kadar varan düşünceler geliştirmiş olabilir ergen. Kendini büsbütün değersiz hissediyordur. Bunun sebepleri arasında; yakınlarını üzmek, ölümü merak, yalnızlık duygusu, çocukluktan gelen sevgi yoksunluğu, ölüm-ayrılık vb. gibi travmatik süreçler vardır. Bunlar dışında ergen zaman zaman öfke patlamaları yaşayabilir. Bu esnada onunla konuşmaya çalışmak anlamsızdır. Sakinleşmesini beklemek gerekir. Yeme bozuklukları ise bir başka sorundur. Özellikle çok yemek yeme veya yemeği reddetme ve sürekli, kilolu olduğunu düşünme ergende aşılması gereken sorunlardandır.

Ergenlikte Aileye düşen görevler

Posted by: admin  :  Category: Ergenlik Dönemi

Ergen her şeyden önce anlaşılma ve değer görme duygusunu yaşamalıdır. Bu nedenle ebeveynin bu duyguları yaşatma adına söz ve davranışları konusunda hassas olması gerekir. Aksi takdirde ergen bu duygularını tatmin adına farklı çevrelere ihtiyaç duyacaktır.
Ergenle fikir alışverişleri yapılmalı; ergen, aile konuları dışında tutulmamalıdır.
Çeşitli sorun ve konularda ergen objektif bir biçimde saygıyla dinlenmeli ve ortak paydalar bulunmaya çalışılmalıdır.
Nasihatler genellikle işe yaramaz, sadece ergenin o an ebeveyni dinlemesini sağlar, uzun vadede çözüm değildir.
Ergenin arkadaşları eleştirilmemeli, ebeveyn bu konuda ergenin arkadaşlarını tanıma yoluna gitmeli ve bunu çocuğuna hissettirmelidir. Akabinde şayet hoş olmayan bir durum varsa bu, ergenle paylaşılabilir. Fakat tanımadan eleştirmek ergenin ebeveynini haksız bulmasından başka bir işe yaramaz.
Sevgi ek¤¤¤ edilmemelidir.
Evdeki genel ortamın gergin olmamasına dikkat edilmelidir. Ergenlik dönemi çatışmalı ve gergin geçiyorsa bir uzmandan destek alınmalıdır

otizm ve otistik genel bilgiler otizm ve otistik genel bilgiler - saglik hakkinda hersey saglik hakkinda hersey -