Cinsel Hastalıklar

Posted by: admin  :  Category: Cinsel Sağlık
cinsel Hastalıklar
Cinsel Yolla bulaşan hastalıklar sizin de sorununuz.

Önlem alın!

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar yalnız ‘diğer’ insanların hastalığı değildir. Böyle düşünürsek, yakalanma ihtimalimiz daha da artar. Bu hastalıklar kadın ve erkekleri, doğacak çocuklarını ve yakın çevrelerini etkiler. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan uzak durmak için bu hastalıkların neler olduğunu, nasıl korunulacağını ve belirtilerini bilmek gereklidir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kadınlara erkeklerden daha fazla etki yapar. Bu hastalıkların çoğu tedavi edilebilir. Tedavi edilmediklerinde ise, kısırlıktan ölüme dek pek çok olumsuz sonuca yol açabilirler. Anne karnındaki bebekler ya da yeni doğmuş çocuklar için de tehlike oluştururlar.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar nelerdir?

Sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalıklar:

Gonore (Bel soğukluğu):

Erkeklerde sık ve yanmalı idrar yapma ve akıntı; kadınlarda akıntı, adet düzensizliği, sık ve yanmalı idrara çıkma belirtileriyle tanınır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en sık rastlanılanıdır. Karın içi iltihaplarına, kısırlığa ve üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadında, doğum kanalından bebeğe bulaşabilir. Yeni doğan bebekte körlük, zatürree gibi hastalıklara yol açar. Hastalık bulaştıktan 2-3 hafta sonra belirtiler başlar. Tedavisi kolay bir hastalıktır.

Sifiliz (Frengi):

Bütün vücudu etkileyen bir hastalıktır. Erken fark edildiğinde tedavi edilebilir. Annede varsa bebeğe de geçebilir. Hastalığı yapan etkenin vücuda giriş yerinde şişkin ve ağrısız bir yara ile kendini belli eder. Tedavi edilmeyip ilerlerse,sinir sistemine zarar vererek körlüğe ya da sağırlığa yol açar. Kalp kasına zarar vererek kalp hastalıklarına neden olur. Vücudun çeşitli yerlerinde tümör oluşumuna ve ölüme neden olabilir.

Şankroid (Yumuşak Çıban):

Üreme organlarında ağrılı yaralarla kendini belli eder. Genellikle yaraya yakın kasıkta oluşan şişlikler zamanla büyür ve içindeki iltihap akar. Tedavisi kolaydır.

Klamidya:

Kadınlarda sarı köpüklü bir akıntı ile kendini belli eder. Erkeklerde yanmalı idrara çıkma ve sarı akıntı ile belli olur. Kadınlarda karın içinde yaygın iltihaplanmalara yol açar. Bu durum kısırlığa, üreme organlarında apselere neden olur. Gebe kadınlarda yüksek ateş, düşük ve ölü doğuma yol açar. Doğum sırasında bebek, annenin doğum kanalından mikrobu alabilir ve akciğerlerinde ya da gözlerinde iltihaplar oluşabilir. Tedavisi kolaydır.

Trichomonas:

Yeşil ve kötü kokulu bir akıntı ile belli olan bir hastalıktır. Kadında tüplerde iltihaplanmaya neden olarak geçici kısırlığa yol açabilir. Tedavisi kolaydır.

Herpes (Genital uçuk):

Üreme organlarında kaşıntılı ve ağrılı, uçuk şeklinde sivilceler görülür ve bunlar çok ağrılı yaralara dönüşür. Kendiliğinden iyileşir, ancak tekrarlar. Tedavisi zordur. İdrar yollarında hastalıklara, menenjite, kadınlarda rahim ağzı kanseri ve düşüklere neden olur. Bebek doğarken, doğum kanalından hastalığı alabilir. Gözleri, deriyi ve sinir sistemini etkiler, bebek ölümüne yol açabilir.

Üreme organı siğilleri ve deri kabarıklıkları:

Dış üreme organlarında, haznede, makat ve idrar kanalının dışa yakın kısımlarında görülen, ağrısız, karnı bahar görünümünde et kümeleri belirtisi taşır. Tedavisi mümkün, ancak zordur. Tedavisi edilmezse kümeler büyüyerek çevre organlara zarar verir. Doğum yolunu, idrar kanalını, makatı tıkayabilir. Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşabilir ve bebeğin solunum yolunda siğiller oluşarak solunum sıkıntısına yol açabilir.

Hepatit–B:

Su ve besinlerle bulaşan sarılık tipleri olduğu gibi kan ürünleriyle ve cinsel temasla geçen sarılık türleri de vardır. Hepatit B bunlardan biridir. Karaciğerde büyüme ve hassaslık, idrar renginde koyulaşma ve sarılık, ateş, kusma gibi belirtileri vardır. Hastalığın salgın olduğu yerlerde aşı yapılabilir. Karaciğer iltihabı,siroz, karaciğerde kanser ve ölüme neden olabilir. Kesin tedavisi yoktur. Vücudu güçlendirici tedavi, hastalığın zararını azaltır.

HIV-AİDS:

Cinsel yolla bulaşan virüslerden biridir. HIV taşıyan kanla veya kana temas etmiş araçlar yoluyla da bir insandan diğerine geçebilir. Anneden bebeğe, hamilelik döneminde, doğum sırasında ya da sütle bulaşabilir. HIV vücuda girdikten 3 ay sonra ‘ELISA’ testi ile saptanır. İnsana bulaşan HIV virüsü bazen hiç hastalık yapmayabilir. Ancak virüsü taşıyanlar başkalarına bulaştırabilir.

HIV’in neden olduğu hastalığa AIDS denmektedir. AIDS, tedavisi olmayan bir hastalıktır. Vücudun mikroplara karşı korunma sistemini bozarak bütün vücudu etkiler ve başka hastalıkların oluşmasına neden olur. HIV vücuda girdikten 5-10 yıl sonra ortaya çıkabilir. Hastalığın çıkma belirtileri arasında sürekli halsizlik, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri, cinsel organlarda uzun süreli yaralar ve tedavi ile geçmeyen mantarlar, zatürree sayılabilir. Vücudu güçlendiren tedavilerle hastanın yaşamı uzatılır.

HIV, virüsü taşıyan kişinin kullandığı klozet, bardak ya da çatıl, kaşık ile bulaşmaz. Virüs, tokalaşma, kucaklaşma, öpme ile bulaşmaz. Ancak ağız ağıza öpüşmede kanamaya yol açacak sert öpüşmeler, ağızdaki yaralar, diş fırçalanması sırasında diş etlerinin kanamış olması bulaşmaya neden olabilir.

HIV virüsü sivrisinek ya da böcekler vasıtası ile insanlara bulaşamaz. HIV virüsü, tükürük, gözyaşı, ter aksırık, öksürük, idrar ve dışkıyla bulaşmaz.

Bulaşma yolları

En sık görülen bulaşma yolu, korunmasız cinsel ilişkilerdir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunabilmek için,

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunabilmek için, ne şekillerde bulaştıklarını ve güvenli cinselliğin ne olduğunu bilmek gerekir. Cinsel ilişki sırasında, erkeğin penisinin veya kadının salgısının (hazne sıvısının) diğer eşin ağzı, vajinası veya anüsüyle teması, bulaşmaya neden olabilir. Kucaklaşma, sarılıp yatma, öpüşme, masaj, elle okşama ve mastürbasyon güvenli yollardır. En güvenli yol vajinal (penis-hazne ilişkisi), anal (arkadan ilişki) ve oral (ağızla) cinsel ilişki sırasında kondom (prezervatif) kullanmaktır.

Penis vajina (hazne) ile temas ettiğinde, cinsel yolla bulaşan hastalıklar meniden vajina dokusuna veya vajina salgısından penisteki idrar deliğinin uç kısmına bulaşabilir. Vajinada veya peniste yara varsa, bulaşma kan ile vajina dokusuna veya penisteki idrar deliğinin uç kısmına olabilir.

Penisten akan sıvı veya meni ağızla temas ettiğinde, cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma ihtimali vardır. Ağızda kanama veya yara varsa, bulaşma ihtimali artar. Aynı şekilde ağız, vajina salgısı ile temas ettiğinde de bulaşma olabilir. Ayrıca ağzın, cinsel organlar ve anüs çevresindeki deri ile temasında parazitler bulaşabilir.

Anal (arkadan) cinsel ilişkide, cinsel yolla bulaşan hastalıklar meniden anüs dokusuna veya anüs dokusundaki kandan penisteki idrar deliğinin uç kısmına geçebilir.

Frengi, Hepatit B ve HIV için diğer bir bulaşma şekli , kan yoluyla bulaşmadır. Hasta kişiden kan nakli, hastayla aynı iğnenin veya aynı tıraş bıçağının kullanılması mikrobun bulaşmasına neden olur. İyi temizlenmemiş manikür-pedikür araçları, diş ve kadın doğum muayenesi araçları da bulaşmaya yol açar.

Korunma Yolları

Cinsel ilişki sırasında cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmayı sağlayacak tek yöntem kondom (prezervatif) kullanmaktır. Sperm öldürücü krem, köpük ve fitillerin (spermisitler) de bazı mikroplara karşı KISMEN koruyuculuğu vardır. Ancak bu maddeler tek başına korunmayı sağlamaz. Eğer spermisitler ve kondom birlikte kullanılırsa korunma oranı artar.
Cinsel ilişkide bulunmamak da bir korunma yolu sayılır.

Frengi, Hepatit B ve HIV için, kanla bulaşma yoluna dikkat edilmeli ve gerek kuaför ve berber salonlarındaki araç gerecin, gerekse eczane ve sağlık kuruluşlarındaki hizmet amaçlı araç gerecin temizliğinden emin olunmalıdır.
Özellikle üreme organlarında meydana gelen yara, bere, sivilce ya da kaşıntıyla oluşan tahrişlerin hemen tedavi edilmesi, bulaşma tehlikesini azaltır.
Korunma yollarından bir diğeri, aşağıdaki belirtileri tanımak ve kişide ya da eşinde görüldüğü taktirde, derhal bir sağlık kuruluşun başvurmaktır. CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIĞI OLANLARIN EŞLERİNİN DE MUTLAKA TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİR.

Belirtiler :

Erkeklerde ;

Sık idrara çıkma ve idrarda yanma, ağrı
Penisten idrar sonrası veya sürekli akıntı
Penis yüzeyinde ağrılı ülserler ve kasıklarda elle hissedilen sertlikler
Kadınlarda;

İdrara çıkmada ağrı ve yanma, sık idrara çıkma
Hazneden koyu renkli ve kötü kokulu akıntı
Her iki cinste;

Cinsel birleş sırasında ya da cinsel organlarda sürekli ağrı
Sık ölü doğumlar
Üreme organlarında siğiller
Üreme organlarında uçuğa benzer döküntüler, şiddetli ağrı
Makat veya perine (bacakların arasında kalan ve üreme organlarını örten kas dokusu) bölgesinde apseler
Düzenli aralıklarla tekrarlanan kanser taramaları (kadınlarda pap smear testi), erken teşhis için önemlidir.

Yine çok bulaşıcı olan ve ölüme yol açan Hepatit-B virüsüne karşı aşılanma önemlidir. Her iki cinste de akıntılara dikkat etmek ve görüldüğünde hekime başvurmak gerekir. Erkekte ve kadında koyu renkli ve kokulu akıntılar cinsel yolla bulaşan hastalıkların belirtisidir. Beyaz ve kaşıntılı akıntılar ya da sırf kaşıntı, mantarların belirtisidir.

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşma tehlikesi, eş sayısında artışla birlikte artar. Paralı cinsel ilişkiye girenler, korunmak için daima kondom (prezervatif) kullanmalı ve bulaşmaya yol açacak davranışlardan kaçınmalıdır.

Dr. Cenk Kiper

Anal Seks ve Sağlık İlişkisi

Posted by: admin  :  Category: Cinsel Sağlık

Anal Seks Bu konuyu nedense yazmamıştım ,sadece sıkça sorulan soruların içinde vardı bazı cevaplar.Gelen telefon, e mail ve icq soruları nedeniyle bu konuya değinmenin zorunluluğunu anlamış bulunuyorum.

Anal seks penisin vajinaya değil de makata (popoya-anüse-rektuma-halk tabiriyle arkaya) sokulmasıdır.

Makatta çok sayıda sinir ucu bulunur ve çok hassas,duyarlı bir organdır, bu kadar hassas olmasından dolayı da cinsel ilişki sırasında kullanılması hiç de ender değildir. Sadece erkekler arası eşcinsel ilişkide değil ,kadın erkek arasındaki cinsel ilişkide de de kullanılabilir. Makatın cinsel ilişki sırasında kullanılması sadece insanlar arasında değil ama aynı zamanda bir çok hayvanda da olabilmektedir.

Kalça her iki cins için de cinsel yönden etkileyici bir bölgedir. Erkekler kadar kadınlarda kalçalardan hoşlanırlar ve güzel bir erkek kalçası kadın için çok çekicidir ve tahrik edicidir.

Kalçalar ve makat gerçekten de sinirsel olarak hassas ve cinsel duyarlılığı yüksek bir bölgedir. Bu yüzden kadın veya erkeklerin bazıları mastürbasyon yaparken makatlarına parmak veya başka bir şey sokarak kendilerini uyarabilirler. Aynı şekilde cinsel birleşme sırasında da bir çok kadın ve erkek makatlarının uyarılmasından zevk alabilirler

- Bu normal midir?

(Bana göre; dinimizce yasaktır ve inançlarıma göre anormaldir, ve gereksizdir. Böyle bir şeye ihtiyaç duyan kişinin kendisini sorgulaması gerekir
Dr. Cenk Kiper)

Normal kavramı kişinin din, ahlak ve kültür anlayışına göre kişiden kişiye göre değişir.

Cinsellikte dileyen dilediğini yaşar, önemli olan her iki tarafında aynı şeyi istemesi ve bundan keyif almasıdır.-eğer her iki tarafta bunu yapmak istiyorsa,
-her iki tarafta bundan keyif alıyorsa bu onların bileceği şeydir. Standartlara göre seks diye bir şey yoktur. Yani standart seks yoktur

Zararı olur mu?

Yapılan araştırmalar ve yaşanan gerçeklerin ışığı altında anal seksin bedenen ve ruhen sağlıklı ve gerekli bir şey olmadığı bir gerçektir.

Anal sekste erkek çok rahatlıkla mikrop kapabilir,çünkü dışkıda ki bazı mikroplar penisten içeri girer erkeği hasta edebilir, daha da kötüsü bunlar onun prostat dediğimiz önemli bir vücut parçasına yerleşerek (prostat yalnızca erkeklerde bulunan ve idrar torbasının orada idrarı ve spermi yönlendiren bir organdır diyebiliriz kabaca) ileride çok büyük sorunlar yaratabilir.

-Kadın için ise önemli olan makattan çıkan penisin vajinaya temizlenmeden sokulmamasıdır, çünkü makattaki dışkıdaki mikroplar vajende hastalık yaratırlar genelde,buna dikkat etmek gerekir.

Ayrıca hemoroit’ i (basur) olanlarda da bu ağrı yapabilir ve hemoroit i arttırabilir.

Anal seksten hamile kalınır mı?

Hayır anal seksten hamile kalınmaz ama zaten prezervatifle yapılacağı için(bundan böyle) bu tip bir korku hepten anlamsız olur.

Kadında dışkı tutamamaya neden olur mu?

Makattaki kas (sfinkter) içten dışarıya doğru çalışmaya ayarlanmıştır. Eğer devamlı dışarıdan içeriye giriş olursa bu bu kasın yapısını bozup dışkıyı tutmayı zorlaştırabilir, bu tamamen ilişkinin sayısı yani sıklığı ile ilgilidir.

Erkekler neden anal seks isterler?

En önemlisi meraktır, ne hissedeceğini bilmek ister.
İkincil olarak kadına hakim olma,
-bazı durumlarda da kadını cezalandırma gibi bilinç altı nedenleri olabilir. (bunu psikiyatrlarımız söyledi, nasıl cezaysa bu )

Kadınlar ne düşünürler?

Yetişme tarzı ve koşullarına göre yorumları çok farklıdır.
-Bazıları bunu aşağılanma olarak kabul eder,
-bazıları vajinadan yeterli zevk veremediklerini düşünüp yetersizlik duygusuna kapılırlar
-bazı hanımlar bunu arada doğal karşılarlar
-bazıları kendisi ister
-bazıları içinse tamamen normaldir,beraberliğe zevk veren bir şeydir.

Kadınlar ne hisseder? Zevk alır mı?

Genelde kadınların anal sekse ön yargıları vardır, duyduklarından dolayı veya acemice bir tecrübe sonucu canları yandığından pek hoş karşılamazlar.

Bazı genç kızlar, kızlık zarlarını koruyabilmek için anal seks yoluyla cinsel ilişki yaşarlar. Ayrıca kadın adet gördüğü bir sırada veya vajeninde bir hastalık varsa anal seks yapmaktadırlar.

Anal seks, kanunlarımıza göre yasaktır. Yani Kocası tarafından kendisine zorla anal seks yapıldığını ispat eden bir kadın yasal olarak hemen boşanma hakkına sahip olur. Ancak böyle bir şikayet genelde olamaz, çünkü ya iki taraf da isteyerek yapmıştır ya da kadın bunu ispat edememekte veya boşanacak maddi veya manevi gücü olmamaktadır.

Ahlaken ve dinen değerlendirmesinde; ahlaken yaşadığınız topluma ve çevreye göre çok çok değişkenlik göstermektedir,
dini açıdan bazı dinlerde yasaklanmıştır, Müslümanlıkta ise kesinkes yasaktır.

Normal yollardan cinselliği yaşamak yeterlidir, eğer başka şeylere ihtiyaç duyuluyorsa neden böyle bir ihtiyaç olduğunu bir düşünmek gerekir kanımca.

Dr. Cenk Kiper

Akciğer Kanseri Nedir?

Posted by: admin  :  Category: Kanser

Akciğer Kanseri Nedir?
Akciğer vücudumuzun oksijen gereksinimini sağlayan organımızdır. Her organ gibi akciğerimiz de birçok hücreden oluşur. Bu hücreler akciğerin normal olarak görevini yapabilmesi için ihtiyaç doğrultusunda bölünerek çoğalırlar. Akciğer kanseri, yapısal olarak normal akciğer dokusundan olan hücrelerin ihtiyaç ve kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde bir kitle (tümör) oluşturmasıdır. Burada oluşan kitle öncelikle bulunduğu ortamda büyür, daha ileriki aşamalarda ise çevre dokulara veya dolaşım yoluyla uzak oranlara yayılarak (karaciğer, kemik,beyin vb. gibi) hasara yol açarlar. Bu yayılmaya metastaz adı verilir. Akciğer kanserleri mikroskop altında izlenen hücrelerin görüntüsüne göre iki ana guruba ayrılır. 1. Küçük hücreli (yulaf hücreli) akciğer kanseri 2. Küçük hücreli-dışı akciğer kanseri. Bunlar mikroskop altında izlenen kanserli hücrenin görüntüsüne göre ayrılır.

KEMOTERAPİ SIRASINDA GEBELİK

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

KEMOTERAPİ SIRASINDA GEBELİK

Bazı kemoterapi ilaçları hem erkek hem de kadında çocuk yapma yeteneğini ortadan kaldırır. Ancak bu her ilaç için söz konusu değildir ve kemoterapi sırasında kadın gebe kalabilir. İlaçlar doğmamış çocukta birtakım kusurlara yol açabilir. Bu nedenle kemoterapi sırasında doğum kontrolü uygulanmalı ancak hap ve spiral tercih edilmemelidir. Doğum sonrasında hastalık tespit edilen kadınlar kemoterapi alırken bebek emziremez.

KEMOTERAPİ SIRASINDA TATİL YAPILABİLİR Mİ?

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

KEMOTERAPİ SIRASINDA TATİL YAPILABİLİR Mİ?

Tedavi sırasında tedavi şemanızı aksatmayacak şekilde tatil yapmanıza doktorunuz tarafından izin verilebilir. Lütfen bu gibi özel durumları doktorunuza önceden bildiriniz. Tatil yerinizin özelliklerine göre uyarıları ve kısıtlamaları olup olmadığını sorunuz. Orneğin bazı kemoterapi ilaçları cilt renginde değişiklikler yapabilir, etkileri güneş ışığı ile artabilir. Genel kural olarak kemoterapi sırasında hastanın güneşten korunması önerilir. Lökosit ve trombosit değerleri normal olduğu zamanlarda temiz deniz veya havuzda yüzebilirsiniz

KEMOTERAPİ SIRASINDA ÇALlŞABİLİR MİYİM?

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

KEMOTERAPİ SIRASINDA ÇALlŞABİLİR MİYİM?

Birçok kişi kemoterapi alırken normal hayat düzenini sürdürebilir. Bazı hastalarda ise hastalığın cinsi ve yaygınlığı, yapılan tedavinin yoğunluğu ve yan etkileri nedeniyle çalışma hayatını sürdürmek mümkün olmaz. Örneğin kemoterapiden hemen sonra verilen bulantı kesici ilaçların uyku hali yapması nedeniyle araba kullanmak sakıncalı olabilir.Doktorunuzla mesleğinizi ve çalışma düzeninizi konuşunuz. Yaptığınız iş alacağınız tedavi sırasında sizin için sorun yaratmıyorsa kısa dinlenme dönemleri ile çalışmaya devam edebilirsiniz. Kemoterapi sırasında mümkün olduğu kadar günlük yaşamınızı sürdürünüz.

KEMOTERAPİNİN YAN ETKİLERİ VAR MIDIR?

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

KEMOTERAPİNİN YAN ETKİLERİ VAR MIDIR?

Kemoterapi büyüyen ve bölünen hücreleri öldürdüğünden bu tür özellikleri olan normal hücrelere de zarar verebilir. Bu tür hücreler kemik iliği, sindirim ve üreme sisteminde ve saç foliküllerinde bulunduğu için yan etkiler daha çok bu bölgelerde görülür. Kemoterapinin yan etkileriyle savaşabilecek birçok olanaklarımız olduğundan gerekli önlemler alındığı takdirde bu yanetkilerden korunabiliriz. Bu kitapçıkta sıralanan yanetkiler bütün hastalarda görülmeyeceğinden yanetki Iistesinin uzun olmasından ötürü endişeye kapılmanıza gerek yoktur. Yanetkiler kullandığınız ilacın türüne, dozuna, hastalığınızın türüne ve yapınıza göre değişiklikler gösterir. En sık görülen yan etkiIer bulantı kusma, saç dökülmesi ve yorgunluktur. Yan etkilerin çoğu kemoterapi aldığınız sürece oluşur ve tedaviniz tamamlandığında kaybolur. Doktorunuzla sizde görülebilecek yan etkiler ve önlemIeriniz hakkında tedavinize başlamadan önce mutlaka konuşunuz. Yan etkilerin bazıları sizin doğrudan hissedeceğiniz türdendir. Bazıları ise ancak birtakım kan tetkikleri ile anlaşılabilir.

KEMOTERAPİ SIRASINDA BAŞKA İLAÇLAR KULLANABİLİR MİYİM?

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

KEMOTERAPİ SIRASINDA BAŞKA İLAÇLAR KULLANABİLİR MİYİM?

Genel kural olarak kemoterapi başka sebeplerle (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, ağrı kesiciler) ilaç kullanmaya engel değildir. Ancak bu ilaçlar konusunda doktorunuzla görüşmeniz şarttır. Tedavi sırasında aspirin ve aspirin içeren ağrı kesici ateş düşürücüler almayın. Hastaneye yatmak için gelirken bu tür ilaçlarınızı yanınızda getiriniz.

SIRADIŞI KANSER TEDAVİLERİ

Aile ve yakınlarınız tümör tedavisi aldığınızı öğrendiklerinde size, hastalığınıza iyi geldiği söylenen çeşitli yiyecek, vitamin ve ilaçlar almanızı önerebilirler. Bu tür öneriler sıklıkla televizyon, gazete ve dergilerde abartılarak bahsedilen tedavilerdir. Maalesef bunlar genel- Iikle kesin veya tam olmayan bilgileri içerir. Bildirilen yüksek iyileşme oranları bilimsel çalışmalarda tekrar elde edilemez. Tümör tedavisinde gerçek ilerlemeler temel tıp buluşlarının (yeni ilaç ve yöntemlerin) klinikte uzun süre denenmesi ve geliştirilmesi ile sağlanır. Herkese önerilmeden önce dikkatli çalışmalar yapılması şarttır. Etkisi ispat edildiğinde dünyanın dört bir yanındaki hastalar için kullanıma sunulur. Eğer bu tür tedavileri kullanmayı düşünüyorsanız veya kullanıyorsanız doktorunuza haber veriniz.

VÜCUT BOŞLUKLARINA UYGULANAN KEMOTERAPİ NEDİR?

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

VÜCUT BOŞLUKLARINA UYGULANAN KEMOTERAPİ NEDİR?

Kemoterapi hastalığın durumu ve bulunduğu yere göre bazen karın boşluğuna, akciğer zarı içine ve mesane içine uygulanabilir. Bu şekilde yapılan uygulamalar mutlaka bir merkezde ve uzman medikal onkolog doktor kontrolünde yapılmalıdır.

KEMOTERAPİ HAPLARI NASIL YUTULUR?

Posted by: admin  :  Category: Hastalıklar

KEMOTERAPİ HAPLARI NASIL YUTULUR?

Kemoterapi bazen evde alacağınız haplarla yapılır. Bu durumda haplarınızın nasıl kullanılacağını çok iyi anlamanız, doktorunuza anlamadığınız konuları mutlaka sormanız, evde ilaçları almanızı engelleyen bir yan etki meydana gelirse mutlaka doktorunuzla bağlantı kurarak yardım istemeniz gereklidir.
Unutmayınız ki evde yutulan ilaçlar hastanede damardan verilenler kadar önemlidir, eksik veya yanlış kullanımı hayati tehlike yaratabilir.

otizm ve otistik genel bilgiler otizm ve otistik genel bilgiler - saglik hakkinda hersey saglik hakkinda hersey -